İyi Kitap

Mut Teyze’yle mutluluk

Mut Teyze’yle mutluluk

Öznur ŞAHİN

Ayla Çınaroğlu hem yazıp hem resimlediği Mut Teyze’nin Bahçesi’nde, mutluluğun sahip olunan değil, paylaşılan bir şey olduğunu anlatırken, insanların doğayla kurdukları ilişkide yeşeren mutluluğu ve yaşama sevincini gözler önüne seriyor.

Ayla Çınaroğlu’nun hem yazıp hem resimlediği Mut Teyze’nin Bahçesi ezeli bir çelişkiyi miniklere şiirsel bir dille anlatmayı başarıyor. Üstelik yüzyıllar önce medeniyet uğruna insanların doğaya karşı giriştikleri mücadelenin aldığı boyutu, doğanın insanlara karşı mücadelesi üzerinden anlatarak, doğa ile insan arasında bir noktada kırılan döngünün bugün sadece yaşadığımız kentlerde değil varoluşumuz üzerinde ne denli etkili olduğunu da gösteriyor.

Mut Teyze’nin Bahçesi, neoliberal kentleşme politikalarıyla yeşil alanların hızlıca yok edildiği Gelişenya Ülkesi’nden ayrılan yeşil renklerin sırasıyla Çalışanya, Yatanya, Yutanya, Yakanya ve Vuranya ülkelerinden geçerek Mut Teyze’nin bahçesine, oradan da tekrar yeryüzüne açılan yolculuğunun şiir formunda anlatısı. Gelişme adına hızla yükselen binalar, yeni yapılan yollar, tüneller, köprüler arasında kendilerine yer bulamayan yeşil renkler, çareyi Gelişenya’dan ayrılmakta bulurlar. Çınaroğlu, bu gelişmecilik anlayışını “yeşil renkler” üzerinden anlatarak bu anlayışın etki alanının genişliğini de ortaya koyuyor: Önceden yeşil olan her şey / bitkiler, eşyalar ve dahası yeşil gözler şimdi / kapkara oluvermişti.

SON UMUT YİTTİKTEN SONRA

Gelişmecilik anlayışı sonucu yok edilenin sadece doğa değil, insanların mutlulukları da olduğunu yeşil gözlerin kapkara olmasıyla anlatıyor Çınaroğlu. Gelişenya’dan ayrılan yeşil renkler, Çalışanya Ülkesi’nde de farklı bir manzarayla karşılaşmazlar; fabrikaların çevreye yaydığı toz bulutları ve asit yağmurları Gelişenya’nın yeşilleriyle Çalışanya’nın yeşillerini birleştirir ve umutsuzca beraber yollarına devam ederler. Yeşiller, Yatanya ve Yutanya ülkelerinde de tüketim kültürüyle doğanın yok edildiğini görürler. Tembellik ve tüketim yerilirken, çalışkanlığın ahlaki bir değer olarak göklere çıkarılmadığı bu anlatı, yeşillerin yolculuğunun nereye varacağı konusunda bizi daha da meraklandırır. Yakanya Ülkesi’ne vardıklarında, yemyeşil ormanlarla karşılaşacakları yerde korkunç alevlerle kapkara olmuş bir manzarayla karşılaşan yeşiller, savaşın kızıl kana ve kara dumana boğduğu Vuranya Ülkesi’nde artık kalan son umutlarını da yitirirler. Fakat tam Dünya’yı terk edecekleri sırada, onları Mut Teyze’nin bahçesinden haberdar eden bir küçük yaprakla karşılaşırlar ve yeryüzündeki tüm hayatı değiştirecek olan asıl yolculukları başlar.

Mut Teyze gözleri görmeyen ama kendini bahçesindeki ağaçlara ve çiçeklere adamış, adı gibi mutlu bir teyzedir. Yeşillerin bahçesine girmesiyle Mut Teyze’nin bahçesinin bereketi de mutluluğu da artar. Bu göz kamaştırıcı bahçeden çiçek istemeye gelen çocuklar, Mut Teyze’nin verdiği çiçeklerle etrafa dalga dalga mutluluk ve umut yayarlar. Çocuklar bu mutluluğun taşıyıcısıdırlar. Bahçe tükenmeyen bir umut ve mutluluk kaynağını temsil eder, çocuklarla geleceğe doğru açılarak büyür ve bütün yeryüzü yeniden yeşillenir. Çınaroğlu, Mut Teyze’yle mutluluğun sahip olunan değil, paylaşılan bir şey olduğunu anlatırken, insanların doğayla kurdukları ilişkide yeşeren mutluluğu ve yaşama sevincini de gözler önüne serer. Bunu yaparken de ne Mut Teyze’yi kahramanlaştırır ne de Mut Teyze’nin mutluluğuna sahip olmayan insanlara karşı dışlayıcı bir dil kullanır. “Yeşilsiz yaşamaya zorunlu/duygulu inslardı[r]” ne de olsa onlar. Mut Teyze de bahçesindeki bütün çiçekleri dağıttıktan sonra çiçeksiz kalan bahçesinde tekrar işe koyulan kendi hâlinde bir teyzedir.

Çınaroğlu, Mut Teyze’nin Bahçesi’yle doğa ve medeniyet karşıtlığının birbirini dışlayan dilini de kurmaz. Başka bir deyişle yazar, bugünlerde birbirinin peşi sıra gelen doğa katliamları içinde hem doğal hayatı sahiplenmeyi ve korumayı hedefleyen, hem de yer yer kent-doğa karşıtlığına düşse de kentleşme hızı karşısında nefes aldıracak alternatif bir yaşam tarzı olarak ortaya çıkan ekolojik yaşam söylemini benimsemez. Buna karşılık, yeşili yok eden kent yaşamını da övmez. Kısacası Mut Teyze’nin Bahçesi doğaya dönüş nostaljisi yaratmayan bir umuda işaret eder. Doğrusu, Mut Teyze’nin Bahçesi hem görsel hem yazınsal anlamda sadece okunmayı hak etmekle kalmıyor, Ayla Çınaroğlu’nun diğer kitaplarını da merak ettiriyor.

Mut Teyze’nin Bahçesi Ayla Çınaroğlu  Uçanbalık Yayıncılık, 36 sayfa

Mut Teyze’nin Bahçesi Ayla Çınaroğlu
Uçanbalık Yayıncılık, 36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz