İyi Kitap

Bir de bakmışsınız ki soluksuz okumuşsunuz!

Bir de bakmışsınız ki soluksuz okumuşsunuz!

Nazlı ERDOL

Denizler altında yepyeni bir dünya kuran Kat Falls, Karanlık Yaşam’ın devamı niteliğindeki Dalgakıran’la bir kez daha okurları okyanusların dibine çekiyor, serüvenden serüvene sürüklüyor!

Denizler altında yepyeni bir dünya kurmak, onu farklı karakterlerle ve canlılarla zenginleştirmek, yoktan var etmek kolay iş değil. Kat Falls Karanlık Yaşam’da bunu takdire şayan bir şekilde yapmasını bilmiş, yeryüzündeki hayatın okyanusların altına taşındığı bir dünya yaratarak okuru, okyanus altında kurulan bu kolonilerden birinde doğan Ty ile tanıştırmıştı. Falls, şimdiyse Karanlık Yaşam’ın devamı niteliğindeki Dalgakıran ile okurun karşısına çıkıyor ve ilk kitapta olduğu gibi başından sonuna kadar macera ve aksiyon dolu olaylarla bizleri de bir çırpıda okyanusun dibine sürükleyiveriyor.

Kat Falls, Karanlık Yaşam’da bir distopya yaratmıştı; okyanusun dibinde dünyaya gelen ilk çocuk olan 15 yaşındaki Ty, ağabeyinin sualtında yaşadığını düşündüğü için onu aramak üzere okyanus dibine gelen Gemma, çeşit çeşit sualtı canlıları ve bitmek bilmez maceralarla farklı bir evrenin içinde bulmuştuk kendimizi. Dalgakıran’da serüvenler devam ediyor, ancak bunları takip edebilmek için ilk kitabı okumuş olmak zorunda değilsiniz.

BİR GEMİ DOLUSU CESET

Dalgakıran, Ty ve Gemma’nın Atlas Okyanusu’nun derinliklerinde, Ty’ın ailesinin satmak üzere yetiştirdiği bir konteynır dolusu ürünü saklamak üzere bir denizaltıda ilerlemesiyle açılıyor. Çünkü Ty’ın babası, içi ekinlerle dolu konteynırın hırsızlara yem olmasını istemiyor. Konteynırı, en güvende olabileceği yere, çöp girdabının ortasındaki bir uçak enkazına bağlamak isteyen Ty, beklenmedik bir keşif yapıyor ve çöp girdabının içine gizlenmiş bir köygemisi buluyor; ancak her ne kadar sualtında kendisini binbir tehlikenin beklediğini bilse de, kapakları dışarıdan zincirlenmiş olan bu geminin yüzlerce insana mezar olduğunu kavramasıyla dehşete düşüyor. Dalgacıların, yani dalgalara bırakılmış nüfus fazlası insanların cesetleriyle dolu bu 500 kişilik gemiyi öylece bırakmaya yüreği dayanmayan Ty, geminin içine girerek yardımcı olabileceği sağ kalmış birilerini aramaya başlıyor ama nafile…

Dev mürekkepbalıkları ve katil balinalarla yaşanan maceraların ardından, çözülmemiş bir gizeme dair ilk ipucu olan batık geminin keşfiyle Ty ile Gemma’nın hayatı daha da sarpa sarıyor, çünkü Ty’ın annesi ve babası, yosun satmaya çalıştıkları dalgacılar tarafından kaçırılıyor. İşte iki gencin zamana karşı yarışı tam da burada başlıyor.

Kat Falls’un henüz ikinci kitabı olan Dalgakıran’da kelimeleri “ekonomik” bir şekilde kullanabilmesi, kitabın en büyük artılarından biri. 304 sayfalık Dalgakıran, okur kitlesi olarak yetişkinleri hedef almış olsaydı sualtı dünyası, denizaltılar, karakterler ve aralarındaki ilişkilerin anlatılabilmesi adına kullanılan kelime sayısının iki katına çıkması kaçınılmaz olurdu. Ancak Falls, hedef kitlesini iyi tanıyor ve kafa karıştırmayan, basit ve net cümleleriyle bile yoktan yarattığı dünyayı gözümüzde canlandırmamız için gereken her veriyi bize sağlamayı başarıyor.

FÜTÜRİSTİK BİR DÜNYA Dalgakıran, sahip olunan özel güçler, dev balinalar, zehirli balıklar, ürkünç köpekbalıkları ve sayısız serüvenle dolu olmasının yanı sıra hayata ve adalete dair sorguladığı değerler ve akıllara getirdiği sorularla da öne çıkan, takdiri hak eden bir kitap. Yarattığı fütüristik dünyada yozlaşma, çevresel sürdürülebilirlik, ayrımcılık gibi ciddi konuları da su yüzüne çıkaran ve okura hissettiren Falls; doğru ile yanlışı sorgulatan, insanların her zaman göründükleri gibi olmadıklarını hatırlatan, “macera kitabı” görünümünün altında, daha derin mevzulara parmak basan zekice işlenmiş bir yapıt ortaya çıkarmış.

Macera ve bilimkurgu türündeki kitaplardan hoşlanan okurların yanı sıra, okumaya karşı pek de “hevesli” olmayanlar için de iyi bir seçim Dalgakıran. Bir de bakmışsınız ki soluksuz okumuşsunuz!

Dalgakıran Kat Falls Çeviren: Niran Elçi Tudem Yayınları, 304 sayfa

Dalgakıran Kat Falls Çeviren: Niran Elçi Tudem Yayınları, 304 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz