İyi Kitap

Nemne, Tekila’yı sevmek istiyor…

Sevin Okyay, uzun bir öykü diye niteleyebileceğimiz ikinci çocuk kitabı Tetila ile Nemne’de, iki buçuk yaşında bir kız çocuğuyla dört yaşındaki “nemrut” kedinin hikâyesini sıcacık bir dille anlatıyor. Kitap, karakterlerin canlılığı sayesinde günlük olayların içindeki mizahı okuruna aktarmayı başarıyor.

Şimdi size küçük bir kızla yaşı ondan biraz daha büyücek bir kedinin öyküsünü anlatacağım. Yeğenimle kedim ya da annemin kedisi. Belki…

Yeğenim, ismini söylemeyi beceremiyor, “Nemne” diyor kendine. Kedinin adı da Tekila ama onu da beceremiyor, “Tetila!” diyor.

“Niççin bööle yapıyosun Tetila? Beni üzüyosun!”

Kollarını arkaya doğru uzatıp acıklı acıklı konuşuyor.

Tekila da koltuğun arkasına sığınıp hayretle ona bakıyor. “Gene geldi, deli,” diye düşünüyor herhalde. Ben öyle anlıyorum.

Nemne… Ben ona gene Nemne diyeyim. Biraz büyürse izin isteriz, izin verirse de adını kullanırız. Ne de olsa onun adı. Nasıl isterse öyle söyler, saklamak isterse de saklar.

Her neyse, Nemne Tekila’yı sevmek istiyor. Ne yazık ki Tekila yabancıları sevmez. Herkesi de yabancı sayar.

Aslında benim kedim ama ona annem baktığı için bana bile pek yüz vermiyor. Koşarak salona girdiğimde kanepenin arkasına çekilip kuşkuyla beni süzüyor. Sonra hemen yanıma geliyor ama.

Anneme alışmış işte. Bana diye aldık, annemin kedisi oldu. Annem, ben kedimin sorumluluğunu üstlenmediğim için Tekila’nın onu benimsediğini söylüyor.

“Sen lafta ablasısın, ben gerçek annesiyim,” diyor.

Benim de çok umurumdu, ikiniz baş başa oturun o zaman.

Neyse, Nemne bize haftada bir falan misafir gelir. Teyzem kucakladığı gibi getirir. O da beni yalap şap öpüp hemen kediye koşar.

“Tetila, ben geldim!”

Tekila onun sesini duyar duymaz koltuğun altına kaçar. Çünkü kimsenin kendisini sevmesini istemiyor. Bir tek annem, bir de ben belki, birazcık. Zaten artık Nemne’yi de tanımış, başının derdi sayıyor.

O kaçınca zavallı Nemne daha da hevesleniyor. Yanına gidiyor, yalvarıyor:

“Gel ama Tetila, beni üzüyorsun.”

Kollarını bir arkaya uzatıyor, bir yana açıyor, bir göğsünde birleştiriyor. Yanaklarını şişiriyor.

“Tetila, sevcam bilas.”

Nemne iki buçuk yaşında, Tekila da dört falan. Biri kumral, kıvırcık saçlı, biri siyahbeyaz renkli. Annem diyor ki kedim dört yaşında da olsa insan yaşıyla neredeyse otuz yaşında sayılırmış. Eh, ne iyi. Öyleyse kendine bakabilir, değil mi? Benim bakmam gerekmez, koskoca kedi.

Koskocaman da, elleri yok. Sabah kapıya gitmiş, tırmalıyordu. Dışarı çıkmaz pek ama eve misafirler dolunca sıkılmış, çıkayım demiş herhalde.

Fırsatı kaçırmayan Nemne arkasından koştu, parmağını sallayarak:

“Sen tapıyı açamassın, Tetila,” dedi. “Senin elleyin yok.”

Yok tabii de ikide bir yüzüne söylememek gerek. Kalbi kırılır belki.

Tekila böyle yapınca, kendini kimseye sevdirmeyince, bir yandan seviniyorum, kedim bir tek bizi seviyor diye. Bir yandan da Nemne’ye üzülüyorum. Bir kediyle başa çıkamıyor. Oysa her dediğini yaptırır. Bazen dedemi oyuncak sanıp onunla oynamaya kalkar. Hepimize emirler yağdırıp durur.

Annesi zaten ağlamasın diye her saniye peşinde. Bir tek Tekila’ya söz geçiremiyor.

“Ama beni üzüyosun, Tetila!”

Giderlerken bile kapıda durmuş, kollarını bir ümitle ona uzatıyordu.

“Sevcam bilas.”

Tetila ile Nemne  Sevin Okyay  Resimleyen: Elif Deneç  Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa

Tetila ile Nemne
Sevin Okyay
Resimleyen: Elif Deneç
Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz