İyi Kitap

Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?

Çocuk edebiyatının genç yazarlarından Seran Demiral’ın yeni romanı Parmak Uçları, bir engel ile yaşamaya, bir engelliye “korkmadan” yaklaşmaya ve gençliğin sancılarını olabildiğince az hasarla atlatmaya dair özgüven aşılayan bir roman.

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Parmak Uçları Seran Demiral Tudem Yayınları, 168 sayfa

İlkgençliğin sancıları, vücuttaki ve duygulardaki sarsıcı değişim, kafaya takılan boydan büyük meseleler… Ergenlik, aciz insan evladının şu hayattaki en büyük sınavlarından biri… Bitişi, tünelin sonunda görünen ışık gibi ferahlık ve huzur demek… Zira sıkıntıların geride kalması bir yana, yolda öğrenilen kıymetli bilgilerle o malum tünelden çıktığınızda, 1-0 yenik başladığınızı düşündüğünüz hayatla beraberliği yakalamış, hatta biraz daha sabırlıysanız liderliği ele geçirmiş bile olabilirsiniz. İLKGENÇLİĞİN DURAKLARI Parmak Uçları’nda ilkgençliğin tüm duraklarına tek tek uğrayan Seran Demiral, aslında gençlik kelimesinin yanına hiç yakışmayan sancılı hâlleri kabuk kabuk soyarken, alışılmış bir hikâyeden fazlasını vaat ediyor. Biri doğuştan, diğeri sonradan görme engelli olan iki genç adamın hayatına “ışık” tutarken, bir yandan bu durumun bir gencin hayatında nasılbahis sancılı hâlin, onların huzurlu dünyasında nasıl çözülüverdiğini gözler önüne seriyor. Seran Demiral, sırf bu detaylarla dahi keyifli bir bilgelik öyküsü sunuyor. İsmiyle müsemma başkarakterimiz Işık, yaşı itibariyle kendini dünyanın en talihsiz insanı olarak gören, yaşıtları arasındaki en huzursuz ruhlardan biri. Hayata dair en büyük problemlerinden biri dışarıdan nasıl göründüğü iken, beklenmedik bir karşılaşmayla hayatına giren Doğan kısa sürede Işık’a bambaşka ufuklar açıyor ve onun malum geçiş sürecini sessiz bir aydınlanmaya dönüştürüyor. Gözleri doğuştan görmeyen Doğan, görünün yetersiz kaldığı hâlleri ortaya koyarken, tahayyüllerin ve hislerin kıymetini anlatıyor. Doğan’ın açtığı yolda ilerleyen Işık da çok geçmeden sağlıklı gözlere rağmen körleşmiş bir birey olmaktan sıyrılıyor, dinginleşiyor ve çeki düzen verdiği hayatının olabildiğince tadını çıkartmaya uğraşıyor. Bu sırada Işık’ın gözünün ondan başkasını görmediği Mert için de oldukça zorlu bir süreç işlemeye başlıyor. Bir hastalık nedeniyle görme yetisini yitiren Mert, alışık olmadığı bu karanlığa ilk adımlarını atarken, elinden tutan Doğan ve Işık’ın varlığı sayesinde, “yeniden doğduğu” hayatına uyum sağlamaya çalışıyor. Çok geçmeden Doğan ve Mert, gözlerinin yerini alan parmak uçları ile Işık’ın bakıp da göremediği şeylerin tarifi oluveriyor; Işık ise gözle görmek gereken durumlarda Mert ile Doğan’ın gözü… Bu imrenilesi üçlü, çok geçmeden seslerin rengini, dokuların tadını,duyguların kokusunu keşfeden bütünleşik bir sinestezi yakalıyor ve keşfediyor: “Ayrımların, hiyerarşinin olmadığı aydınlık bir yerin hayali, karanlığın tam da içinden geçiyordu belli ki.” Parmak Uçları, bir engel ile yaşamaya, bir engelliye “korkmadan” yaklaşmaya ve gençliğin sancılarını olabildiğince az hasarla atlatmaya dair özgüven aşılayan bir roman. Bunun yanında kendini keşfetmeye, aile yapısına, arkadaşlık ilişkilerine, ilk aşkın heyecanına, bireyin kendi doğrusunu bulmak adına giriştiği ya da girişmesi gerektiği çatışmalara değindiği için de kıymetli. Genç yaşına rağmen çocuk edebiyatına önemli katkılarda bulunan Seran Demiral, dingin kalemiyle bir romandan ziyade abla nasihati kadar sıcak bir iyileşme rehberi sunuyor okuruna. Hem maddi hem de manevi karanlıkların aydınlığa ulaşan yollarını tarif ederken de ister istemez büyük usta Nazım Hikmet’in “Kerem Gibi” şiirindeki o cânım mısraları anımsatıyor. Parmak Uçları, insana kendini iyi hissettiren, umudun bir yerlerde hâlâ yeşil olduğunu fısıldayan romanlardan…

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz