İyi Kitap

Şemsiyeler, kekikler ve kardan adam

Ayşe Güren, Şemsiyesine Saklanan Adam adlı ilk çocuk kitabında, edebi hazla yazıldığı belli olan iyimser, eğlenceli ve esprili üç öyküyle sesleniyor genç okurlara.

Simlâ SUNAY

Ayşe Güren’in ilk çocuk kitabı, özgün anlatımı, zengin dili ve sıcak hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Kitapta yer alan üç öyküde, hasır şapkasını başından hiç çıkarmayan ve yağmur yağmasa da şemsiyesiyle dolaşan tuhaf adamı, ayağına büyük gelen kırmızı ayakkabılarla dolaşan sevimli bir kız sayesinde; monotonluktan sıkılmış ormanlar kralı aslan Miro’yu, kokulu otların piri yavru ceylan Sibi sayesinde; iyi yürekli otobüs şoförü Yuvarlak Hüsnü Dayı’yı, Sibirya’ya gitmek için otobüs bekleyen kardan adam
sayesinde yakından tanıyoruz.

KIRMIZI PABUÇLU KIZ

Güren çocuklar için yazdığının bilincinde olarak almış kalemini eline, iyimser, eğlenceli, esprili öyküler yazmış… Bununla beraber kalemini özgür bırakabilmiş. Edebi hazla yazdığı
izlenimini ediniyoruz okurken. “Şemsiyesine Saklanan Adam” adlı ilk öyküde ‒en sevdiğim metin bu oldu‒ gizlenme takıntısı olan, yüzünü insanlardan saklayan yalnız bir adamın, kendisine başka bir biçimde benzeyen, ayağına büyük gelen kırmızı pabuçlu kızla tanışmasına ve bu benzerlik sayesinde onu tanımasına şahit oluyoruz. Küçük kıza göre, şemsiyesine saklanan adam bu şemsiyeden ötürü aslında daha fazla görünüyor; küçük kız bunu pat diye söyleyiveriyor tanıştıkları tren istasyonunda. Adam uyuduğu için ineceği durağı kaçırmış,mecburen son durakta inmiş, diğer treni beklemekte. Beklerken de, elinde çilek sepetiyle tak tuk giden bu hayli “farklı” küçük çocukla birlikte yürürken buluyor kendini. İnsanlarla ilişki kuramayan adam küçük kızla diyalog kurabiliyor ve kızın dürüst yorumları sayesinde hem kendini hem de diğer insanları keşfediyor. İkisi sohbet ederken yanlarından, siyah gözlüklerinin arkasına saklanan bir kadın geçiyor sözgelimi. Herkesin arkasına saklandığı bir şey ya da sakladığı bir yer var bedeninde… Şapka, şemsiye, ayakkabı, gözlük, pelerin, bıyık… Bu bir kusur değil, değişmeye de gerek yok, önemli olan sadece anlaşılmak. İkinci öyküde, çocuklar için yazılmış eski masal ve hikâyelerin izinden gidiyor yazar. Kendi sürüsünden kimseyi yemesinler diye aslanlara ot taşıyan yavru ceylan Sibi’yle karşılaşıyoruz. Sibi sürekli hoş kokulu kekikler, reyhanlar sunuyor aslan kral Miro’ya. Miro bunları yemiyor tabii ama güzel kokularıyla huzurlu uykular çekiyor. Bu arada yazarın “dişiler” dediği diğer aslanların tek derdi, ayaklarına gelen bu avı yalayıp yutmak. Ancak Miro, Sibi’nin arkadaşlığını seviyor zamanla. En sonunda Sibi, ormanlar kralından sürüsüne dokunmama sözü alıyor. (Öyküde dişilerin neden daha vahşi ve acımasız anlatıldığını anlayamadım. Belki bir gün yazarına sorma şansım olur.)

DURAKTAKİ KARDAN ADAM

Bir gün, bir otobüs şoförü son seferini yapacakken durakta bir kardan adam görürse ne yapar? Hele de kendisi gibi yuvarlak olan bu kocaman kardan adam konuşuyor ve durmadan gideceği yeri söylüyorsa… Başka yolcu yok neyse ki. Yuvarlak Hüsnü Dayı, yani yardımsever otobüs şoförü kardan adama yardım etmek niyetiyle onu evinin bahçesine götürüyor. Yolculuk erimesine, bozulmasına neden olsa da şoförün yeğenleri bir güzel onarıyor kardan adamı, hatta ona ayak bile yapıyorlar. Hikâyenin sonunda anlıyoruz ki bu yolculuk, dünyanın bütün kardan adamlarının katıldığı genel bir göç. Hepsi Sibirya’da kendine yeni bir hayat kurmak istiyor. İşte bizim Yuvarlak Hüsnü Dayı’nın da bir kardan adamın mutluluğunda büyük payı var. Otobüs şoförü dediğin böyle olmalı, insanı –pardon kardan adamı bile– istediği yere götürebilmeli. Yazarın her üç öyküsünde de kasaba ve şehir adları kulağımızda yemyeşil çağrışımlar bırakıyor. Kırkent, Yaya Kent, Yukarı Ova, Güzel Göl, Sarp Kaya, Düzova, Tepebaşı, Kuş Yaylası, Yüce Dağ. Günümüzdeki yeni yerleşim alanlarının adlarından ne kadar da farklı! Belki de gerçekçi öyküler yazmalıydı Ayşe Güren; Myhome, Exen, My Newwork, My Towerland gibi yerlerde oturmalıydı karakterleri. Ama o başka bir mutluluğu anlatmayı tercih etmiş. Doğayla iç içe kurulmuş kasabaları, tren istasyonlarını, sıradan insanların olağanüstü samimi ve renkli hikâyelerini. Ada Tuncer’in ayrıntılı figüratif resimleriyle daha da gerçek geliyor okura bu mutluluk.

Şemsiyesine Saklanan Adam Ayşe Güren Resimleyen: Ada Tuncer Kuraldışı Yayınları, 90 sayfa

Şemsiyesine Saklanan Adam Ayşe Güren Resimleyen: Ada Tuncer Kuraldışı Yayınları, 90 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz