Soru sormaktan vazgeçmeyenler… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Soru sormaktan vazgeçmeyenler…

On bir yaşındaki Victor için beyzbol topunu hızla fırlatmak çocuk oyuncağıdır fakat iş konuşmaya gelince kelimeler ağzından dökülmek bilmez.

Şeyda İŞLER

“Hayattaki en zor şeylerden biri kalbimizde dile getirmeyeceğimiz kelimeler olmasıdır. James Earl Jones” “Bu hikâyeyi yazmak için iyi bir sebebim var. Çünkü konuşamıyorum. Yani kekelemeden asla” diye başlıyor Gazeteci Çocuk. Kulaklarını açıp onlu yaşlardaki bir çocuğu dinlemeye pek hevesli olmayan bir dünyada, bir de kitabın kahramanı Victor gibi kekemeyseniz, hikâyenizi kelimelere dökmek büyük cesaret ister. Gelgelelim Victor’un dilinden tekleyerek dökülen kelimeler parmaklarından su gibi akar. Zira onun kalbinde dile getirilecekbir hikâyesi vardır. Victor’un öyküsünü okurken, siyahilerle beyazların hâlen eşit haklara sahip olmadığı 1959 Memphis’inde anne-babası ve en iyi arkadaşım dediği siyahi hizmetçileri Nellie ile birlikte yaşayan kekeme bir oğlanın çetin bir dünyayla nasıl iletişim kurduğuna tanıklık ederiz.

GAZETE DAĞITIMI

On bir yaşındaki Victor için beyzbol topunu hızla fırlatmak çocuk oyuncağıdır fakat iş konuşmaya gelince kelimeler ağzından dökülmek bilmez. Konuşma öğretmeni zor kelimeleri söylemeden önce uygulaması için birkaç taktik vermiştir fakat yine de ağzını hiç açmamak ona daha kolay gelir. Çünkü ne zaman konuşmaya kalkışsa insanlar ya onu salak zannetmekte ya cümlelerini tamamlamaya çalışmakta ya da huzursuz
olmaktadırlar. Victor’un okuldan en yakın arkadaşı Art mahallenin gazete dağıtıcısıdır. Art temmuz ayında tatile çıkacağı zaman Victor’dan onun yerine gazeteleri dağıtmasını ister. Victor için mahalleyi dolaşıp gazete dağıtmak eğlenceli olacaktır, zira “sokaklar konuşmak zorunda olmadığı arkadaşları gibidir.” Fakat ufak bir sorun vardır. Gazete paralarını toplamak için her cuma evlerin kapısını çalmak zorunda kalacaktır, bu da insanlarla konuşması gerektiği anlamına gelir. Söylemesi gereken kelimeler Victor’un aklında dolanmaktadır fakat deyim yerindeyse, ağzından baklayı çıkarmak onun için topu fırlatmak kadar kolay değildir. Yine de hem top oynarlarken kazayla dudağını patlattığı Art’a karşı kendini borçlu hissettiğinden hem de onu kıramadığından Victor bu zorlu görevi kabul eder.Hikaye Victor’un  gazete dağıtımı yaptığı bir ay gibi kısa bir sürede geçer. Bu kısa sürede Victor hem çok iyi ve sıra dışı arkadaşlar hem de azılı düşmanlar edinir. Victor her gün dağıtım kamyonuna gidip gazeteleri bir arada tutan sert kayışı sarı çakısıyla kesmektedir. Bir gün çakının köreldiğini görünce, onu biletmek üzere mahalle hurdacısı Ara T.’nin yanına gider. Ara T. hem çakıyı hem de Victor’un parasını alır fakat ona bilenmiş çakıyı vermeyi reddeder. Victor bir zorbaya pabuç bırakmamaya karar verdiğinden, belalı bir düşmanla baş etmek üzere yaratıcı yollar arayacaktır. Sarı çakının akıbeti kitaptaki gizemlerden sadece bir tanesi. Victor’un aklında cevap aradığı onlarca soru yükselir: Gazete dağıtırken karşılaştığı güzel Bayan Worthington neden her gün içip içip ağlamaktadır? Çekmecede bulduğu doğum belgesi ne anlama gelmektedir? Sevgili hizmetçileri Nellie neden eşitsizliğe maruz kalmakta ve bu konuda isyan etmemektedir? Gazete dağıtırken tanıştığı emekli denizci Bay Spiro, büyük bir yapbozun parçaları gibi tek tek verdiği kelimelerle Victor’a ne anlatmaya çalışır? Ve en önemlisi, toplum her ne kadar onu sadece kekemeliğiyle tanımlamaya çalışsa da, o konuşma zorluğu çeken bir çocuk olmanın ötesinde kimdir? Olay örgüsüyle bütün bu sorulara başarılı bir şekilde cevap veren romanda, Victor’un geleceğini en çok etkileyen karakter belki de Bay Spiro’dur. Çünkü Bay Spiro Victor’un kekemeliğini görmezden gelmeden, ona kekemeliğinin ötesine bakmayı başarır. Victor Bay Spiro’yla tanışana dek “Nellie ve konuşma öğretmenim dışında hiçbir büyük benimle kekemeliğim hakkında konuşmamıştı. Sanki müzik kutusundan çıkmış bir maymun kafamın üzerindeyken bir odaya giriyordum ama herkes maymun orada değilmiş gibi davranıyordu” der. Daha da önemlisi Bay Spiro Victor’a soru sormanın güzelliğini öğretir.  Hem de “Düzgün konuşabilen insanlar aslında hiçbir şey söylememek için neden bir sürü kelimeyi harcıyor?” gibi düşündürten sorular… Vince Vawter kitabın sonundaki “Yazarın Notu” bölümünde, Gazeteci Çocuk’un kendi hayat hikâyesi olduğunu dile getiriyor. Kırk yıllık bir gazetecilik kariyeri olan Vince Vawter görünen o ki soru sormaktan hiç vazgeçmemiş. 2014 Newbery Onur Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödülle taçlandırılan Gazeteci Çocuk, yazarın ilk romanı. Samimi ve sahici bir anlatıma sahip olan romanın, konuya yabancı olmayan birinin kaleminden çıktığı belli oluyor. Yazar notunda, “çocukluk kekemeliğin kendini en zalimce ortaya koyduğu zamandır, dünyanın kapıları yaşıtlarınızın önünde açılmaya başlamışken kekemelik size kendinizi yalnız hissettirir,” diyor. Bence kitabın en çarpıcı yanlarından biri de bu denli yalnızlaştıran bir deneyim olan kekemeliğin sadece bir engel olarak kurgulamaması. Victor kekemeliğini alt edip iletişim kurmak için çeşit çeşit yollar deneyip, yaratıcı çözümler buluyor. Kekemeliği onu kelimeler üzerine bolca düşünmeye itiyor. Mesela P ve B ile başlayan kelimeleri söylemekte zorlandığı için konuşurken alternatif sözcükler arıyor. Her şeyi kısa ve öz anlatmaya çalıştığından kendine özgü bir üslup geliştiriyor. Hatta “Kekelemem büyük ihtimalle beni Memphis’teki en iyi lakapçı yapmıştı” diyor.  Bazen de kekemeliği yürek parçalayıcı bir şekilde aşmaya çalışırken hayata dair derin öngörüler kazanıyor: “Derste okuma yapmam ya da ezberden anlatmam gerekeceğini bildiğim zamanlarda konuşmaya başlayınca elimde tuttuğum raptiyeyi avucuma bastırırdım. Acının kekelemeyi unutmamı sağlamasını umardım ama bu asla işe yaramazdı. Sonra kendime acı çektirmenin mantıksız olduğuna karar verdim. Bir acıyı diğeriyle bastıramazsınız. Sonunda elinizde iki acı birden olur.” Sözün özü, her insanın deneyimlediği kendini ifade etme telaşını ve bu yoldaki engelleri kekemelik gibi somut bir durum üzerinden ele alan roman okurlara kaçmamayı önerirken,   Beckett’in ünlü “yine dene yine yenil, daha iyi yenil” sözünü anımsatıyor.

Gazeteci Çocuk Vince Vawter Türkçeleştiren: Alaz Özbek  Kırmızı Kedi Yayınları, 212 sayfa

Gazeteci Çocuk Vince Vawter Türkçeleştiren: Alaz Özbek Kırmızı Kedi Yayınları, 212 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz