İyi Kitap

On beş öykü, on beşi de türlü türlü

Olcay Mağden ÜNAL

“Keşke doğal gaz gelmeseydi amca.” Sobacı durdu, bana döndü. Gülümsüyor gibiydi. “Keşke çocuk, keşke gelmeseydi…”

Türk çocuk ve gençlik edebiyatının üretken ve hatırı sayılır kalemlerinden; öykü, masal ve romanlarıyla tanıdığımız; Sisin Sakladıkları, Çöp Plaza, Buz Bebekler ve daha birçok kitabın yazarı Miyase Sertbarut’un Saat Canavarı adlı eseri, anlatıcıları çocuklar olan on beş kısa öyküden oluşuyor. Çocukların kimisi aksi ve ihtiyar bir komşuyla uğraşıyor kimisi tatlı bir köpeği koruma telaşına düşüyor kimisiyse bir ananas sayesinde eski dostlarına kavuşuyor. Bütün öyküler süzüldüğündeyse okurun eleğinde çocukların o her çeşit şerden uzak samimi merakları kalıyor. O elek ki böylece pahası, içtenliği olan saf bir parıltıyla ışıldıyor.

Sertbarut’un diğer kitaplarından da aşina olduğumuz alışılmışın dışında maceralarla dolu zengin hayal gücü yine devreye girip bu on beş öykünün on beşinde de okuru çeşit çeşit atmosfere sokuyor. “Çukura Düşen Kurbağa” ile uzak bir köye; “Sobacı” ile yanında Ankara’nın soğuğuna götürüyor. Şans, Talih, Kader, Kısmet…” öyküsünde içinde oturan herkesin koca bir aile sayıldığı o eski mahallelerden birine doğru yol alırken İkizler Şenlikte” ile soluğu, türlü rengin birleşip raks ettiği bir şenlikte alıyoruz.

Mizahın da kendini aratmadığı, bazen bir parça hüzünle harmanlanan eğlenceli satırlarda çocukların karşılaştıkları sorunlara getirdikleri akılcı ama yanı zamanda duygusal yönü de ağır basan çözümlere tanıklık etmek mümkün. Bununla birlikte bir zamanlar çocuk olan yetişkinlerin mantıklı olma gayreti içinde aynı hissî emele ulaşma hususunda zorluk çektikleri fark ediliyor. Yani aslında yazar günümüzde farklı konularda içine düştüğümüz sorunları, bize yine bizim aracılığımız ve çocukların yardımıyla anlatıyor.

Okurunu başlamakla bitirmek arasında sürükleyici bir maceraya çıkaran kitabın sayfalarının arasında Selma’yla taşkınlığı adına yansımış huysuz bir komşudan kiraz kaçıracak; çilek reçelinin bazen sıradan bir reçelden daha fazlası olduğunu görecek ve bir köpekten daha iyi olanın iki köpek olduğunu keşfedeceksiniz. Üstelik bunu yaparken öyküler size tepeden bakmak yerine kelimeleriyle sizi sarmalayacak ve kısa olsalar dahi her biri karşınıza eksiksiz bir dünya çıkarıp hayalinize dolacak. Böylece her hikâyede yeni kahramanlar edinip onların hislerine kulak verecek, birbirini kovalarcasına sıralanan sözcüklerin arasında tek nefeslik bir koşuya çıkacaksınız.

Yazdığı farklı türdeki ve farklı yaş gruplarına hitap eden, gerek kahramanları gerek ele aldığı konular açısından edebiyatımızda kendine zemini sağlam ve bir o kadar da benzersiz bir yer edinen Miyase Sertbarut’un kaleminden çıkan on beş çocuğun öyküsüne Mavisu Demirağ’ın rengârenk ve sıcacık çizimleri eşlik ediyor. Saat Canavarı, çocukları kendilerini yabancı hissetmeyecekleri bir ortamda gezintiye çıkarırken aynı zamanda onlara hem okuma alışkanlığı ve sevgisi kazandıracak hem de bu sevgiyi pekiştirecek cinsten bir eser. Ne de olsa merak hiçbirimizin kaybetmek istemediği, çocukluğunu özleyen yetişkinlerin dahi yitirmemek için gayret sarf ettiği en değerli hazinelerimizden biri. Neyse ki bunun farkında olan, çocukluğunu henüz kaybetmemiş yazarlarımız var.

Saat Canavarı Miyase Sertbarut Resimleyen: Mavisu Demirağ Tudem Yayınları, 128 sayfa

Saat Canavarı
Miyase Sertbarut
Resimleyen: Mavisu Demirağ
Tudem Yayınları, 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz