İyi Kitap

Banu Aksoy

Sırf çocuğu canavarlardan korkmasın diye ona Tostoraman’ı okumaya çekinen, Vahşi Şeyler Ülkesi’nin o müthiş figürlerinden ürken ebeveynler, Üç Haydut’un kapağına bakınca yine tedirgin olacaklar. Kendileri bilir…

İstesek de istemesek de çoğumuz önyargılarımızla hareket ederiz. Ne kadar objektif olmaya çalışsak da derinlerde bir yerde eski yargılarımız fısıldamaya devam eder. Pek çok kişinin çocuk kitaplarıyla ilişkisinde de bu önyargıların rolü büyüktür. Çocuklar için yazılmış kitaplardan beklentilerimiz bellidir: Kitap iyiyi, doğruyu söylemeli; mümkünse bir şeyler öğretmelidir. Söz konusu olan resimli bir kitapsa sevimli çizgiler daha çok puan toplar. Hele bir de çocuk kitaplarıyla yeni yeni tanışan, çiçeği burnunda bir ebeveynseniz, önyargınız çocuğunuzu olumsuz her şeyden korumak gibi tuhaf, anlaşılmaz bir içgüdüyle ittifak kurar. Sırf çocuğu canavarlardan korkmasın diye ona Tostoraman’ı okumaya çekinen, Vahşi Şeyler Ülkesi’nin o müthiş figürlerinden ürken ya da uykusuzluk çeken Koyun Russell’ın çocuğuna kötü örnek olacağını düşünen ebeveynler biliyorum. Bu kişilerin Üç Haydut’un kapağına bakınca ne mi yapacaklar? Ürkecek, tedirgin olacak, kitabı çocuklarına okuyup okumama konusunda kararsızlık yaşayacaklar. Kendileri bilir…

Ödüllü yazar ve çizer Tomi Ungerer imzası taşıyan Üç Haydut, 1961 yılında yayımlanmış. Aradan geçen sürede yirmiye yakın dile çevrildiğine ve milyonlarca adet sattığına göre özel bir kitap olduğuna kuşku yok. Kitabı özel kılan alışılageldik resimli kitap kriterlerini ters yüz etmesi. Adından belli zaten; kahramanlarımız üç tane haydut. Daha kitabın kapağında göz göze gelince tedirgin ediyorlar bizi. Yakaları yukarıya kadar kaldırılmış pelerinleriyle iyice aşağı çekilmiş şapkalarının arasından görünen sinsi bakışlar yenilir yutulur cinsten değil. İçlerinden birinin elindeki çift taraflı balta ile tedirginliğimiz iyice artıyor. Bu kitaptan hayır gelir mi?

“Bir zamanlar üç korkunç haydut yaşardı,” diye başlayan masalı okudukça, tedirgin olmakta ne kadar haklı olduğumuzu düşünmeden edemiyoruz. Birincisi alaybozan tüfeği, ikincisi karabiber körüğü, üçüncüsü de kocaman kırmızı bir balta taşıyan bu haydutların işi gücü, gece karanlıkta pusu kurup yağma yapmak çünkü. Yolunu kestikleri faytonlardaki insanlar arasında dehşete düşmeyen yok.

Günün birinde, yine soygun için yola fırlayan haydutların karşısına içinde sadece küçük bir kız bulunan bir fayton çıkıyor. Hiç sevmediği halasının yanına gönderilmekte olan Tiffany adlı bu küçük öksüz, üç haydut tarafından götürülmeye bırakın üzülmeyi, mutlu bile oluyor. İşte dönüşümün başladığı yer! Haydutlar Tiffany’yi SICAK bir battaniyeye sarıp mağaralarına götürür; YUMUŞAK bir yatağa yatırırlar. Ertesi gün haydutların mağaradaki zulasını gören Tiffany’nin sorduğu “Bunlar ne işe yarıyor?” sorusu ikinci ve asıl kırılma noktası olur. O ana kadar zenginlikleriyle ne yapacaklarını hiç düşünmeyen haydutların artık bir amacı vardır. Tiffany gibi öksüzleri aramaya başlar, onlara yaşayabilecekleri harika bir şato alır ve kendilerininkinden farklı olarak kırmızı pelerinler giydirirler. Yıllar geçer, bir zamanların üç haydudu soygunlarıyla değil, büyüttükleri çocukların minnetiyle anılırlar.

Üç Haydut’u okuduğunuz zaman zihninizde birçok soru peş peşe sıralanıyor: Kötülük nedir? Her insan kötü müdür? Yoksa her kötünün içinde iyi bir taraf var mıdır? Amaçsızlık ve bir amaca sahip olmak insanın yaşam seyrini nasıl şekillendirir? Ungerer, kitabında bunları ve fazlasını söylüyor okura. 2007 yılında uzun metrajlı bir animasyonu da yapılan Üç Haydut, ABD’nin çoktan klasikleşmiş çocuk kitaplarından. Sıra dışı konusu, çarpıcı illüstrasyonları ve yalın anlatımıyla umarım burada da sevilir ve klasikleşir. Önyargısı olanlar ise önyargılarını bir kenara bırakabilirler. Çünkü onlara şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: Üç Haydut bir sevgi kitabı…

 

 

 

Üç Haydut Yazan ve Resimleyen: Tomi Ungerer Türkçeleştiren: Güneş Onaran, Sinan Erzen Mephisto Kitaplığı, 32 sayfa

Üç Haydut
Yazan ve Resimleyen: Tomi Ungerer
Türkçeleştiren:
Güneş Onaran, Sinan Erzen
Mephisto Kitaplığı, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz