İyi Kitap

“Suyu çoktan kurumuş bir çeşme, Surları, burçları yıkık dökük bir kale, Neler neler anlatacak bize. Dere tepe efsane…”

Yazan: Ezgi Berk

Bir şehre gidince dikkatinizi çeken ilk şey nedir? Göğe uzanan, sayısız katları olan binalar mı? Yoksa uçsuz bucaksız yeşillikler mi, ufuk çizgisinde bulutlarla buluşan? Belki isminin nereden geldiğini merak ediyorsunuz ya da kim bilir yüzyıllar boyunca şehirde yaşayan insanların adımlarını takip etme arzusu duyuyorsunuzdur. Ama değişmeyen bir merak vardır her zaman, o şehrin efsaneleridir ilk akla gelen. Şehrin girişinde, ister otobüsle gidin ister trenle, birisi bize o şehrin kuruluşunu ya da önemli bir coğrafi özelliğini vurgulayan bir efsane anlatsa kim kulak kabartmaz, dinlemez ki onu? Muriel Rukeyser’in dediği gibi “Evren atomlardan değil, hikâyelerden oluşur.” Anadolu ise kadim kültürel geleneği sayesinde âdeta efsanelerden oluşmuş bir coğrafya. İşte yazar Koray Avcı Çakman, Anadolu’daki yirmi altı şehrin efsanelerini derlemiş Dere Tepe Efsane kitabında. Bazı şehirlerde iki efsaneyi birbiriyle harmanlamış, sanki gezip gördüğü yerlerin hikâye anlatıcılarından dinlediği yüzlerce belki binlerce efsaneyi ayıklamış. Alışık olduğumuz, dinlediğimiz şehir efsanelerinden farklı olarak o şehrin pek de bilinmeyen yönlerine dair efsaneler de yer alıyor sayfalarda. Üstelik bu efsaneleri şiirsel anlatımıyla yeniden yazmış. Bir sayfada Uludağ’ın eteklerinde, diğerinde Konya Ovası’nda buluyorsunuz kendinizi. Şehir şehir Anadolu’yu geziyorsunuz sanki. Belki önce yaşadığınız şehirden başlarsınız okumaya, belki de çocukluğunuz geçtiği şehiri arar gözleriniz içindekiler sayfasında.

Örneğin, İstanbul’un efsane çiçeği laleyi anlatan efsane şöyle başlıyor:

“Yedi tepeli şehir,
Sayalım bu tepeleri bir bir:
Topkapı Sarayı Tepesi,
Çemberlitaş Tepesi,
Beyazıt Tepesi,
Fatih Tepesi,
Yavuz Selim Tepesi,
Edirnekapı Tepesi,
Kocamustafapaşa Tepesi,
Gezmekle biter mi hepsi!”
“Peki, lale nerede?” diye soruyor olabilirsiniz, hatırlatalım:
Efsaneler uzun uzadıya girişleriyle, insanı iyice
meraklandırıp hikâyeye odaklanmalarını sağlamak
için türlü çeşit numara yapmalarıyla meşhurdur.
İstanbul’un Lale efsanesi de uzun uzun İstanbul’u
anlattıktan sonra ilk lalenin nasıl ortaya çıktığını
anlatıyor bize:
“Gök gürlemiş beklenmedik bir anda,
Yıldırım düşmüş bir yaprağa.
Alev alan yaprak laleye dönüşmüş,
Anlatmış duyan duymayana.
Efsane bu ya,
Böyle oluşmuş ilk lale.”

Efsaneler, her şeyi mümkün kılan anlatılardır. Aklıma gelmeyen binbir türlü olay dönüp dolaşıp beklenmedik bir taşın, gölün, kalenin, hatta aşkın oluşumuna evrilebilir. Bu kitapta cennet Bursa’yı, Sapanca Gölü’yle meşhur Sakarya’yı, macunuyla tanınan Manisa’yı, telkâri işçiliğinin başkenti Mardin’i, güller şehri Isparta’yı ve daha nice Anadolu şehrini bulacaksınız. Olmayanı olduran, imkânsızı başaran birbirinden ilginç efsaneler gönlünüzü şenlendirecek. Kim bilir, belki de yazarın oyuncu dili size kendi şehrinizin bilinmeyen bir özelliğinden efsane kurgulatır? O efsane günden güne, dilden dile, yıllar içinde yayılır yayılır…

Dere Tepe Efsane
Koray Avcı Çakman
Resimleyen: Elif Deneç
Tudem Yayınları, 94 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz