İyi Kitap

Çağdaş bir anlatım biçimi olarak resimli kitaplar ve grafik romanlar

Büyük gündemlerin yer kapladığı, zamanı iyice daralan yetişkinler için resimli kitaplar, ilham verici, yaşamdaki ayrıntılara körleşmelerini engelleyici küçük sığınaklardır.

Yazan: Ayşegül Utku Günaydın

Okuma alışkanlıklarındaki farklılıklar kitap üretim dünyasını da etkiliyor. Okurun değişen beklentileri, ihtiyaçları ve yeni arayışları yazar, çizer ve yayıncıları uzun süredir farklı anlatım biçimleri üzerine düşünmeye ve üretmeye itiyor. Bütün dünyada eğilim olarak görselliğin, edebiyatın her alanına sızdığını, disiplinler arası çalışmaların çoğaldığını, bunun bir sonucu olarak görsel çalışmalarla metin işbirliğinin arttığını görüyoruz. İllüstrasyonlu kitapların tarihi, çok daha eskilere dayansa da yükselişi aslında 18. ve 19. Yüzyılda, romanın yükselişiyle paraleldir. Çok önemli edebiyat yapıtlarının bu dönemde resimlerle birlikte basıldığını görürüz. Gustave Doré’nin Dante’nin İlahi Komedya’sı başta olmak üzere pek çok eser için ürettiği resimler ve Harry Clarke’ın Edgar Allan Poe’nun öyküleri için yaptığı illüstrasyonlar, dönemin ünlü örnekleri arasındadır. 20. yüzyılda bu eğilimin yön değiştirdiğini, resimli kitapların artık daha ziyade çocuk edebiyatıyla ya da popüler edebiyatla ilişkilendirildiğini görürüz. Sanat ve edebiyatta değer atfetme meselesi her dönem değişiklik göstermiştir. Bir dönem değerli bulunan eserler, bir başka dönem rağbet görmeyebilir. Tıpkı çizgi romanın uzun yıllar salt popüler edebiyatın bir ürünü sayılması ve “değersiz” görülmesi gibi. Bugün ise resimli kitapların, salt çocukların ihtiyacına yönelik ürünler olmadığını, yetişkinlerin de resimli kitaplara aslında aynı oranda ihtiyacı olmasının yansımalarını yayıncılık eğilimlerinden ve üretimdeki hızlı artıştan gözlemleyebiliyoruz. Aynı şekilde çizgi romanın bir kolu olarak gelişen grafik romanların yükselişte olması da bu anlatım arayışının bir yansımasıdır. Resim-metin işbirliğinin arttığı, resimli kitapların tekrar yükselişte olduğu bir dönemdeyiz. Fakat Türkiye’de yaygın eğilim, hâlâ resimli kitapların çocuklar için üretildiği yönünde. Hatta kitap tanıtımı yapan ya da eleştiri yazısı yazanlarda da bu tutumu görmek mümkün.

Okul öncesi dönem ve ilk okuma evresi açısından resimli kitapların önemi elbette tartışılmaz. Bu noktada görsel okuryazarlığın erken yaşta kazandırılabilecek, dolayısıyla doğuştan değil sonradan edinilen bir yetenek olduğunu belirtmek gerekiyor. Resimli kitaplar, salt çocuklar için de değildir üstelik. Bugünün yayıncılık anlayışı ve okur beklentileri bakımından resimli kitap ile yetişkin okur ilişkilenişinden söz etmek gerekirse burada asıl vurgulanması gereken, az sözcükle, ağırlıklı olarak görsel yolla anlatılan hikâyelere, en az çocuklar kadar yetişkinlerin de ihtiyacı olduğudur. Ebeveynler genellikle çocuklarına bu tür kitapları okuyarak resimli kitapların gücünden nasiplenirler ama aslında vurgulanması gereken, dönem açısından yetişkinlerin resimli kitaplara her zamankinden daha çok ihtiyaçları olduğu gerçeğidir. Büyük gündemlerin yer kapladığı, zamanı iyice daralan yetişkinler için resimli kitaplar, ilham verici, yaşamdaki ayrıntılara körleşmelerini engelleyici küçük sığınaklardır. Her yaş için üretilen ve bunu hakkıyla beceren, edebi ve görsel gücü yüksek resimli kitapların temel özelliği, tıpkı şiir gibi duygu ve düşüncelerin iyice süzülerek edebi bir forma girmesi, zaman zaman farklı katmanları ile farklı anlam evrenlerine olanak tanıması, genellikle evrensel bir temayı, bazen küçücük bir
fikri, duyguyu ya da gündelik yaşam içinde körleştiğimiz bir meseleyi ele almasıdır. Bir çocuk ile yetişkin bir birey, elbette resimli kitaplarda yer alan imgeleri ve hikâyeyi farklı alımlayabilirler. John Berger’ın Görme Biçimleri’nde1 belirttiği gibi “Her imgede bir görme biçimi yatar [….] Her imgede bir görme biçimi yatsa da bir imgeyi algılayışımız, onu değerlendirişimiz görme biçimimize de bağlıdır” (s10). Yetişkin bir birey söz konusu olduğunda okuma biçiminde dünya görüşü, kişinin yaşadığı toplum, kültür gibi faktörler, onun imgeleri yorumlamasını etkileyecektir.

SESSİZ KİTAPLAR SAYISIZ HİKÂYENİN KAPISINI AÇAR
Resimli kitapların bir kolu olarak gelişen sessiz kitapların üretiminin de son yıllarda arttığını söyleyebiliriz. Bu görsel anlatım biçimi, okurun imgeleri ve sözcükleri takip ederek klasik okuma deneyimini dönüştüren, yeni yöntemler öneren bir alan. Çok önemli kavramları, yeniden yorumlamaya açan, anlamı yeniden inşa eden kitaplar aynı zamanda. En önemli özellikleri de çeviri ve düzelti süreci gibi yayınevlerinin editoryal sınırlarına takılmayan; zaman, mekân gibi sınırları aşan evrensel çalışmalar olmalarıdır. Aynı zamanda okuru, öykünün anlatıcısı olmaya davet eden kitaplardır. Okur, bu kitaplar aracılığıyla gönüllü olarak imgeleri anlamlandırarak boşlukları tamamlar ve aslında yeniden bir hikâye kurar. Sessiz olması, kitabın dil gibi sınırları aşarak dünyayla doğrudan iletişim kurmasını sağlar üstelik. Dolayısıyla çocukların hikâye oluşturma, baktığını algılama, hayal gücünü geliştirmesi için ihtiyacı olduğu kadar yetişkinlerin de bu tür resimli kitaplara ihtiyacı vardır. Üstelik sessiz kitaplar, onlarca değişik hikâye anlamına da gelir.

Ödüllü çizer ve yazar Shaun Tan, Umberto Eco’nun kavramını kullanarak “açık yapıt” olarak tanımladığı sessiz kitabı Uzak ile okura edilgen değil, tam tersi aktif bir rol biçer. Tan, kitaplarının okur kitlesinin kim olduğu sorusuna da aynı şekilde yanıt verir. Yapıtları, yediden yetmişe yaş grubu olarak da çok geniş bir kitleye seslenmektedir. Sanatçı, burada belirleyici unsurun hayal gücü olduğuna işaret etmektedir. Ona göre sessiz bir kitap, yaratıcısının çizgiler aracılığıyla bir oda inşa ettiği ve okuru içine davet ettiği bir mimarlık işidir. Sanatçı bu yolla okuru, yarattığı bu mekânın içine yani “içeri” davet eder. Davetin kabul edilmesi ile çoğul okumanın kapıları aralanacak ve anlam evreni genişlemeye devam edecektir.

Sessiz kitapların kolektif biçimde okunmasının sağlayacağı katkılar üzerine öğretmenlerin de mutlaka düşünmesi gerekiyor. Sessiz ya da resimli kitapların disiplinler arası ve eleştirel düşünceyi geliştireceğini hesaba katmanın pek çok getirisi olacaktır. Çünkü okur olarak çocuğun ikonografik çözümleme yapması ve kendi estetik deneyimini dilsel anlatımın olanaklarından yararlanarak aktarması, belki de pek çok öğretim tekniğinden daha faydalı olacaktır. Sessiz kitaplar, bireyi imgeler arasında dolaştırarak zihnin, her biri yaratıcılığın farklı damarlarına uzanan zemininde gezinme imkânı sunar. Okur bu kitaplar aracılığıyla bir nevi ikonografik çözümleme yapmış olur. Bir başka deyişle imgelerin çözülerek öykü ve alegorilerin saptanması işidir bu. Dolayısıyla sessiz kitapların mutlaka çağdaş eğitimin bir parçası olması gerekiyor.

Mel Tregoning’in Küçük Şeyler, Can Göknil’in Kimi Uçar Kimi Koşar, Deniz Üçbaşaran’ın Annemin İçindeki Ses, Dalga, Şemsiye ve ilk bölümü sessiz olan Kırmızı Ringa ve Canavar! Canavar? son dönemde yayımlanan sessiz kitaplara birkaç örnek olarak verilebilir.

GRAFIK ROMANIN YÜKSELIŞI
Resim-metin işbirliği dediğimizde çizgi romanın önemli bir kolu olan grafik romanın yerinden de söz etmek gerekiyor. Aslında kökleri daha eskilere dayansa da bir anlatım biçimi olarak grafik romanın yükselişte olduğunu görüyoruz. Uzun bir dönem çizgi romana karşı Türkiye’de gelişen ciddi bir önyargı söz konusuydu. Edebi ve görsel değeri olmadığı gerekçesiyle “zaman kaybı” olarak nitelendirilen bu kitapların, çocukları ve gençleri eğitimden geri bıraktığına inanılıyordu. Bugün ise edebi ve estetik açıdan bu eserlere atfedilen değerin yine artması söz konusu. Toplumsal sorunları ele alan grafik romanların, gelecekte kurmaca dışı kitaplara alternatif olacağı hatta yerini alacağı iddia ediliyor. 2018 Frankfurt Kitap Fuarı sırasında yayımlanan dergiler de bunu söylüyordu.

Toplumsal sorunların resimli romanlar ile anlatıldığında etki güçlerinin de arttığını söyleyebiliriz. Teorik ve akademik yazılarla ulaşamayacağınız ya da ulaşma potansiyeliniz olsa bile zamanı kısıtlı çağdaş insana erişmek için bu tür grafik romanların artması çok önemli. İngiliz aktivist Kate Evans’ın İlmekler adıyla Türkçede yayımlanan Threads adlı çalışması, yakın tarihe odaklanarak Fransa’nın Calais kentindeki mülteci kampında yaşanan dramları gerçeği deforme etmeden ele alan, bunu yaparken haber-röportaj türünden yararlanan ve resim, fotoğraf, metin işbirliğiyle üretilmiş disiplinler arası bir çalışma. Bu tür kitaplar, farklı teknikleri kullanmaya teşne oldukları için artık disiplinler arası çalışmalar bekleyen bugünün okuruna da daha çok hitap ediyor. Üstelik salt toplumsal sorunları ele alan eserler değil, bir roman tadı verecek kadar edebi bir dile sahip, estetik gücü yüksek görsellerin eşlik ettiği, okurda defalarca okuma isteği uyandıran grafik romanlar üretiliyor. Nasıl başucu kitaplarımız varsa artık başucu grafik romanlarımız da var. Grafik roman dediğimiz kitaplar, aslında kendi içinde o kadar çeşitlidir ki okur, nasıl bir okuma deneyimi arzu ediyorsa bunu yakalaması eskiye oranla çok daha kolay. Depresyonu anlatan bir kendine yardım kitabından tutun, öncü kadınların oy hakkı mücadelesine, bireysel mücadele hikâyelerinden tarihe tanıklık eden kitaplara çok farklı konularda grafik romanlar var günümüzde. Sürekli ölüme meydan okuyan, gücün sembolü, yenilmez karakterle iyi-kötü karşıtlığı gibi belli izlekler üzerinden kurgulanan eserlere bir alternatif olarak çağdaş insanın yaşantısını ya da günümüz dünyasının sorunlarını ele alan, hikâyesi ve görselleri ile bir roman tadı veren, estetik açıdan özgün ve yenilikçi çalışmaların daha fazla üretildiğini görüyoruz. Tabii buradaki en önemli konulardan biri Türkçe üretimin artması gerekliliği. İllüstratörlerle editörlerin/ yayıncıların daha çok bir araya gelip proje üretmesi
gerekiyor. Yayıncının deneyimlerini illüstratörlere aktarmasıyla ve karşılıklı yapılacak fikir-alışverişleri ile yerli üretim de artacaktır.

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz