Karman çorman bir kaşıntı – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Taşlar yerine oturuyor sonunda. Deniz ve dağın arasında basiretli elçilere dönüşüyor insanlar. Dağın eteklerinde ekip biçiyor, denizin bereketinden sebepleniyorlar.

Yazan: Adnan Saracoğlu

İnsanın çevresiyle ve barınağıyla ilişkisinde, gelişmenin tersine bir değişim gözleniyor. İlkel insanın tutarlı ve verimli bağlılığı, yerini modern insanın savurgan keyfiliğine bırakıyor. Dağa, taşa kulak verme, dağın taşın sinesini dövme ile yer değiştiriyor. Sonra bir bakıyoruz ne dağ kalmış ortada ne de insan, koca bir yaşam örgüsü karman çorman oluvermiş.
Dağ Kaşındı kitabı, bu türden dolaşıklığı çözmeye; dağa, taşa, denize ve insana nefes aldırmaya çalışıyor. Balina kemiklerinden yapılan evlerinde Karanisalılar sırtlarını denize verip, yüzlerini dağa çevirmişlerdi. Denizi bilmez, tanımaz, işlerini dağla hallederlerdi. Gel zaman git zaman sırtını kazıyıp bağrını deldikleri dağın şikâyet homurtuları duyuluverdi.
Küçük Gün, kaşınmak isteyen dağın çağrısını önce annesine, sonra da hızını alamayıp çevresine yetiştirmişti.
Ahali toplandı, düşündü, taşındı. Dağı hep yanlış anladı. Yabancılaştığı kadim çağrıyı akılları kavrayamadı. Dağ sarsılmasın diye ağaçlar
kesildi; dağ üşümesin diye eşyalar, kitaplar, fikirler yakıldı. Ağaçsız kalan toprak kayınca “dağ kustu” dediler; mecalsiz kalan dağ susunca, “dağ küstü” dediler. Köylüler işin aslını dağcı gelene değin bilemediler. Dağcı genç kadın, bir sentezci âdeta. Kadim olandan kopan köylülere, çağrıyı duyuran modern bir gezgin. Burcu deniz olan ahalinin terazisini doğrultuyor. Maişet hattını karadan denize çeviriyor. Sandalsızlara gemiyi, balıksızlara süngeri, inciyi öğretiyor. Bunu da dağın vasiyetine bürünmüş tören havasında yapıyor ki kimse kayıtsız kalmasın.
Taşlar yerine oturuyor sonunda. Deniz ve dağın arasında basiretli elçilere dönüşüyor insanlar. Dağın eteklerinde ekip biçiyor, denizin bereketinden sebepleniyorlar. Bilge dağcı ise siz sağ ben selamet dercesine bembeyaz zirveler yerine masmavi derinlere yollanıyor.
Metni doğru okumak istediğinizde bunu başarabiliyorsunuz ancak öykünün doğal akışında yorucu ayrıntılar ve aksamalar var. Köylülerin, atalarının yaşam izlerini kaybetmesi için makul bir gerekçe bulamıyorsunuz. Endüstriden uzak bir birimin bunca savrulmasına şaşıyorsunuz. Dağın hırçın bir ergen gibi hapırıp köpürmesine dudak büküyorsunuz.
Bilge diye selamlanan dağcının, derin dalışını hoş göremiyorsunuz. Neyse ki incelikler barındıran kolaj yardıma koşuyor ve aksaklıkları türlü manevralarla örtüyor. Kaşıntımız böylece diniyor.

Dağ Kaşındı
Simlâ Sunay
Resimleyen: Burcu Yılmaz
Redhouse Kidz Yayınları, 40 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Adnan Saracoğlu , 1979 yılında Bayburt'ta doğdu. On yaşında Ankara'ya on sekiz yaşında da İstanbul'a kondu. Yeditepe Tarih'i değil de İstanbul Eski Yunan Dili'ni bitirmeyi tercih etti. Dinler Tarihi ABD'da yüksek lisans tezini mi yoksa ilk çocuk kitabını mı önce bitireceğini tartışıyor. Arka Kapak , İyi Kitap dergilerinde , felahkitap sitesinde çocukça yazılar yazıyor. Milyarlarca güzel çocuk arasından İsmail'in bahtına çıkmasından mutluluk duyuyor. Sanskritçe ve Japonca öğrenmeden bu dünyadan ayrılmak istemiyor.

1 Comment

  1. Bilge Şenel 1 Haziran 2020 at 18:46

    Döktürmüşsünüz üstadım yine♥️

Yorum yaz