İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Costa Banana diye bir yer

Kendi güzelliğinin sarhoşluğundaki Başkan’ın, küçük bir kız çocuğu tarafından kandırılabilecek kadar dirayetsiz ve şuursuz oluşu, yazarın manevralarına sahiden bir dayanak oluşturabiliyor mu?

Yazan: Sema Aslan

Mısır gevreği paketinin üstünde bile fotoğrafı bulunsun diye, günün ilk saatlerinden itibaren ülkeyi kendi hizmetine koşan ve kısaca kendini dev aynasında gören Başkan Pablo Fernando’nun yönetimindeki küçük ülke Costa Banana’nın vay hâline! Herkesin izlendiği, her hareketin bilindiği Costa Banana’da Başkan ne seviyorsa onu sevmek; Başkan ne yiyorsa onu yemek; Başkan neye gülüyorsa ona gülmek … işin özü, tek bir beden ve tek bir kafada yaşıyormuşçasına davranmak dışında yol yoktur. Başkan, her şeyin ve tüm zamanların en iyisidir, müthiş yetenekli ve zekidir -elbette kendi bakış açısından. Kendine hayranlığı akıllara zarar boyuttadır: Doğan tüm çocuklara, kız/oğlan fark etmeksizin Pablo adının verilmesini yasayla düzenlemiştir, çünkü dünyada Pablo’dan daha güzel bir isim zaten yoktur! (Karikatürize başka pek çok detayla bu en en en şahane nitelikler defalarca çıkar karşımıza.) Yine de Pablo Fernando, (sık sık ve tüm nitelikleriyle birlikte) korkunç olmaktan uzak bir adam olarak tarif edilir. Ona diktatör diyenler vardır, eh, o da bırakalım aleyhinde olanları, kendini beğenmeyenleri bile ıssız adaya sürmekten çekinmeyen bir liderdir ama bununla birlikte o kadar da(!) acımasız değildir. Mesela birilerinin kellesini istemez. Ya da savaş çıkması ihtimalinden bile hoşlanmaz ve savaş fikrini aklına getirmez. Bu nedenlerle olsa gerek, Pablo Fernando halk tarafından bir tür sempatiyle karşılanır. Ayrıca, yazarın özellikle altını çizdiğine göre, korkutucu görünmeye çalıştığı anlarda bile aslında biraz komik görünür. Zaten ufak tefek bir yapısı vardır. Ne madalyalarla dolu üniforması ne de hâli tavrı, onu gerçek bir korkunç yapmaya yetmektedir. Tüm bunlar, esasen yazarın okura söyledikleridir. Okurun, Başkan’ın niteliklerine ve yönetim biçimine ilişkin biraz daha farklı düşünme, hissetme kapasitesi büyük ihtimalle yüksektir.

Korkunç General romanı, Pablo Fernando’nun sayılan tüm nitelikleriyle ahenk içinde olan belirgin bir diğer özelliği üzerinden yol alıyor: Kız çocuklarının hiçbir şeyden anlamadığı, önemli pozisyonlarda bulunamayacağı, boş beleş işlerle meşgul olup yitecekleri yönündeki sarsılmaz inancı üzerinden. Daha en baştan, Rosa ve Fico isimli çocuklarından kız olanı işe yaramaz, erkek olanı geleceğin başkanı diye tanıtılıyor okura. Fakat yine daha en başta, işlerin böyle yürümeyeceği, Rosa’nın sadece zeki değil, aynı zamanda epey dirençli ve inançlı bir kız çocuğu olduğu, muhakkak yeteneklerini konuşturacağı da sezdiriliyor. Olay şu ki, Başkan’ın ailesi ve bir dolu personelle birlikte yaşadığı sarayında bir dinleme cihazı olduğu ortaya çıkmıştır. Bir dinleme cihazı varsa, bir casus da vardır. Bu noktadan itibaren casusun kim olduğu ve onu kimin bulacağı gerilimi üzerinden ilerleyen hikâyede, aklı başında davranabilen iki kişiden biri Rosa, diğeri de çocukların öğretmeni Gabriel’dir ki, o Gabriel de sanki biraz tartışmaya açık bir karakterdir. En sonunda, henüz küçük bir kız kız çocuğu olan Rosa’nın, kafasında mütemadiyen savaş tam-tamları çalan bir generalin önderlik ettiği darbe hareketini büyük oranda tek başına engellemeye çalışmasının hikâyesini okuruz. Bunu, küçük bir kız çocuğunun babasının gözünde bir anlam ifade etme uğraşı diye de yorumlayabilir isterse okur. Rosa’nın hak ve itibarını kazanabilmek için sırtlandığı yük, absürt derecede ağırdır ama yazarın yapmaya çalıştığı şey herhâlde tam da budur.

Korkunç General, tüm absürtlükler ve küçük komikliklerle Başkan’ı, generali, kendiyle barışık olmayan “First Lady” Florabella’yı, pohpohlanmaktan neredeyse körleşme ve dengesini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Fico’yu soymaya çalışırken, yani onların “aslında” kim olduklarını anlatmaya çalışırken sanki bazı önemli noktalarda da tavizler vermiş. Babadan oğula geçen bir Başkanlık yönetimindeki Costa Banana’da yaşananlar, macera tonunda ve bazen komedi bazen absürt kıvrımlarla ilerler görünürken sanki macera da tam macera değil; komedi ve absürt de tam o değil… Bir yabancılaşma/yabancılaştırma duygusu/efekti var mı? Pek yok… Kız çocuklarının da zeki, becerikli, dikkatli olabileceği konusuna gelince… Bu noktada da hem yine bir pazarlık söz konusu oluyor ve küçük bir numara gerekiyor hem de her şeye rağmen bir tür “erkek gücü” yardıma geliyor; çapaklı kalıyor Rosa’nın mücadelesi.

Özetle, kitaba dair sorulabileceklerden biri şu belki: Kendi güzelliğinin sarhoşluğundaki Başkan’ın, küçük bir kız çocuğu tarafından kandırılabilecek kadar dirayetsiz ve şuursuz oluşu, yazarın manevralarına sahiden bir dayanak oluşturabiliyor mu?

Korkunç General
Jozua Douglas
Resimleyen: Elly Hees
Türkçeleştiren: Hasan Türksel
Editör: Tuğçe Özdeniz
Can Çocuk Yayınları, 256 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.