Çocuk edebiyatının, çocukları hayatın yalnızca kolay tarafıyla tanıştıran bir alan değil,
zor meseleleri onların anlayabileceği bir dille konuşabilmenin anahtarı olduğunu düşünüyorum.
Çocuk edebiyatında farklılık teması son dönemde sıkça karşımıza çıkıyor. Ancak bu tema, çoğu zaman “herkes farklıdır ve farklı olmak güzeldir” söyleminin ötesine geçemiyor ne yazık ki. Özge Bahar Sunar’ın Takma Kanatlar’ı ise farklı olmayı anlatmaktan çok, farklı hissedenin deneyimini aktarmaya çalışıyor.
Kitabın kahramanı, kanatları ağaçtan düştüğü için zarar gören ve bu yüzden uçamayan bir kuş. Onun için uçamamak yalnızca fiziksel bir engel değil; alıştığı hayattan, özgürlüğünden ve kendine dair kurduğu kimlikten uzaklaşmak anlamına geliyor. Hikâyenin kırılma noktası ise protez kanatlar kullanan başka bir kuşla tanışması. Kahraman, bu dostluk sayesinde yaşadığı kayba saplanıp kalmak yerine, yaşayabileceği yeni hayata odaklanıyor. İnsanlar tarafından ona başka bir kuşun kanatlarının nakledilmesiyle tekrar uçabiliyor.
Sunar, organ nakli gibi hassas bir konuyu açıklamaya ya da öğretmeye çalışmıyor. Kaybetmenin, beklemenin, yeniden umut etmenin, iyileşmenin ve hayata yeniden karışmanın hikâyesini, tam da çocuk okurun anlayabileceği bir sadelikle aktarıyor. Kuşlar, kanatlar ve uçmak çocuklar için tanıdık ve güvenli bir dünyanın parçaları; organ nakli gibi zor bir konu ise bu dünyanın içine ustalıkla yerleştirilmiş. Böylece Takma Kanatlar, kafa karıştıran ya da korku uyandıran bir anlatı kurmak yerine umut, dayanışma ve yaşamın devamlılığı üzerine konuşmanın kapısını aralıyor.
Sunar’ın çocuk edebiyatındaki üretimine bakıldığında bunun tesadüfi bir tercih olmadığı görülüyor. Yazar, uzun zamandır çocuklarla hayatın zor ama kaçınılmaz gerçeklerini onların duygu dünyasına uygun bir dille konuşmanın yollarını arıyor. Daha önce yayımlanan Yağmur Adam ve En Güzel Dans’ta fiziksel farklılıkları ve toplumsal kabulü, Anneannemin Fotoğrafları’nda ise zamanın akışını ve yaşamın sonlanmasını ele almıştı. Takma Kanatlar da bu çizgiyi sürdürüyor; bu kez yaşamın içinde karşılaşılabilecek bir kaybı ve yeniden ayağa kalkabilme umudunu odağına alıyor.
Burcu Koçer Oruç’un sempatik çizgileri metnin duygusunu tamamlıyor. Hikâyedeki küçük görsel ayrıntılar (kuşa yardım eden insanlardan birinin tekerlekli sandalye kullanıyor olması gibi) empati duygusunu sessizce pekiştirirken, kahramanın rengârenk takma kanatları da onu bekleyen umut dolu, capcanlı yeni hayatın en güçlü simgesine dönüşüyor.
Çocuk edebiyatının, çocukları hayatın yalnızca kolay tarafıyla tanıştıran bir alan değil, zor meseleleri onların anlayabileceği bir dille konuşabilmenin anahtarı olduğunu düşünüyorum. Takma Kanatlar, organ nakli gibi hassas bir konuyu korkuya yaslanmadan, umudu merkeze alarak, empati duygusunu güçlendiren bir dille anlatıyor.

Takma Kanatlar
Özge Bahar Sunar
Editör: Ceyda Yanar
Resimleyen: Burcu Koçer Oruç
Anya Yayın, 32 sayfa

