Mael ve ailesi evin kapısında yavru bir köpek bulur. Apartmanda kapı kapı dolaşıp yavrunun kime ait olduğunu bulmaya çalışırlar. Kimse köpeğe sahip çıkmaz. Bir geceliğine misafir etmek üzere balkona yerleştirilen köpek, bir ay sonra artık Mırnav adını almış ve hane halkından biri hâline gelmiştir bile.
Mırnav, karşılaştığı ya da televizyonda gördüğü birilerine hırlaması dışında genel olarak iyi huylu bir köpektir. Zamanla Mırnav’ın belirli kişilere, daha açık söylemek gerekirse siyah insanlara hırladığı anlaşılır. Kabullenmekte zorlansalar da sonunda bunun adını koyarlar: Mırnav ırkçıdır.
Kitaplar hayata açılan birer kapıysa, iyi bir çocuk kitabı o kapıdan görülebilecek her şeyi anlatabilir. Sevgi, arkadaşlık, umut etmek, paylaşmak, birlik olmak çocuklara anlatılabiliyorsa ölüm, savaş, yoksulluk, mültecilik, ayrımcılık, zorbalık gibi konular da pekâlâ anlatılabilir. Çocuğa görelik kuralını ihmal etmeden, etik kurallar çerçevesinde elbette… Bu yüzden kitabın başlığı hemen ilgimi çekti.
Öykü boyunca Mael ve ailesi ırkçılık üzerine düşünüp tartışır. Bir köpek ırkçı olabilir mi? İnsanlar olabiliyorsa hayvanlar neden olmasın? Sözlüğü açıp ırkçılığın ne anlama geldiğine bakarlar: Belirli bir insan grubuna karşı sistemli olarak düşmanca tavırlar gösterme hâli. Irkçılığın bir gerekçesi olamayacağı, rengi ne olursa olsun insanların birbirinden farklı olmadığı, ırkçılığın tedavi edilip edilemeyeceği tartışmalarının sonucunda, Mırnav’ı bir köpek psikoloğuna götürmeye karar verirler. Bu arada siyah akrabalarının ziyarete gelmesiyle evdeki durum iyice karışır.
Yazar Audren, kitabında belli ki çocuklara ırkçılığın ne kadar kötü ve ilişkilere zarar verebilecek bir konu olduğunu anlatmak istemiş. İyi noktalara da değiniyor. İyi niyetle hareket ettiğinden de eminim ama… Öykü, âdeta yazar, ‘Çocuklara ırkçılığın kötü olduğunu söylemeliyim,’ gibi yüzeysel bir vicdan rahatlatma kaygısıyla hareket etmiş izlenimi veriyor. Yazar ırkçılığı eleştirme niyetiyle yola çıkarken, farkında olmadan beyaz insanın merkezde durduğu, üstenci ve hiyerarşik bir anlatı kurarak ırkçılık tuzağına kendi düşüyor. Yazar, Mırnav’ın siyah insanları görünce neden havladığını açıklamıyor. Hem Mırnav hem ırkçı olduğu bilinen bir komşu siyah bir kadının kahramanca bir davranışına tanık olduktan sonra bir anda “iyileşiyor”, ırkçılıktan kurtuluyor. Kısacası görev icabı yazılmış bir kitap tepeden inme bir finalle “tatlıya bağlanıyor.”
Köpeğim Irkçı Çıktı bayılarak okuduğum bir kitap olmadı. Buna rağmen, konuyu ele alış biçiminden bağımsız olarak, çocuklara üzerine düşünülecek bir konu verdiği de inkâr edilemez.


Köpeğim Irkçı Çıktı
Audren
Resimleyen: Clément Oubrerie
Türkçeleştiren: Ece Nahum
Redhouse Çocuk Yayınları, 80 sayfa

