Cenneti ve cehennemi arayış olarak ergenlik – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Cenneti ve cehennemi arayış olarak ergenlik

Cenneti ve cehennemi arayış olarak ergenlik

Cengiz ALKAN

Talat Parman Ergenliğin Yüzleri’nde psikanalizin kavramlarıyla ergene bakıyor; gençleri ve emekli ergen ebeveynleri de bu bakışa davet ediyor. Psikanaliz’in teorisinden ziyade yazarın kişisel deneyimleri, gözlemleri ve klinik çalışmalarından süzdüğü birikim pedagojik bir işleve sahip.

“Çocukluk, biz yaşlandıkça içimizde büyüyen bir yaradır,” demiş Mehmet Akif. İster güzel geçmiş olsun, isterse unutulmak istenen, fark etmez. Hemen hemen aynı zamanlarda Freud, nevrozların kaynağında çocukluk deneyimlerinin önemine vurgu yaparak psikanalizin temel kavramlarını belirginleştiriyordu. Tabii Akif ’ten farklı olarak, bastırılmış cinsel güdülere kilit bir önem atfederek.

Çocukluk, hayat boyu peşimizden kovalarsa bizi, ergenlik de hayat boyu dönüp baktığımız, kişisel destanımızı kurduğumuz geçmişimizdir. “Çocukoluş” tan “erişkin-oluş”a geçiş aralığı, “olma”nın en yoğun hissedildiği dönemdir ergenlik.

Ergenliğin Yüzleri Psikiyatr Talat Parman’ın, psikanalizi temel alan, ergenliği sorunsallaştırdığı, çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmaların metinlerinden oluşuyor. Denebilir ki sırf bu haliyle bile pedagojik yönü önemli. Hem konuşma için hazırlanmış metinler olduğu, hem de konunun öznesi, anne baba ve ergenler olduğu için, psikanalizin teorisinden ziyade pratiği öne çıkıyor. Yazarın kişisel deneyimleri, gözlemleri ve klinik çalışmalarından süzdüğü birikim, bu pedagojik işlevi güçlendiriyor.

“Bir emrivaki olarak ergenlik”i anlamak için cinselliğe bakmak gerek ilk önce: “Cinsel olarak doyum sağlamak için ve elbette üremek için öteki cinse gereksinim duymak, artık geride bırakıldığı düşünülen ve erken çocukluğun temel duygusu olan ötekine bağımlılığı yeniden güncele taşır. Bağımlılık mı? Elbette hemen reddedilir. Ergen ‘Yine mi bağımlı olacağım, kendimi henüz özgür hissetmişken bu yeni bağımlılık da nereden çıktı?’ diyerek başkaldırır bu duruma.” Bağımlılık,
vücudu ve ruhu başka bir şey olmaya başlayan ergenin korkusudur. Özerkliğine bir tehdit olduğu için değil sadece, ayrılığı da çağrıştırdığı için: “Çünkü cinsel ilişki ötekine bağımlılığı gündeme getirerek hem bağımlılığı hem ayrılığı çağrıştırır ve hem bir büyülenme hem de aynı zamanda bir korku hissettirir bireye. Ayrılık korkusu, aslında terk edilme korkusudur; ergenlikte yakın ilişkiler kurulmasını zorlaştıran temel unsurlardan biridir.”

Yine de risk alınır. Terk edilme riski, kaybetme riski ve en uç noktada ölüm riski. Tüm “ebedi ergenler”, aldıkları risklerin sonucu olarak diğer ergenlerin odalarındaki duvarları poster olarak süsleyenlerdir: James Dean, Jim Morrison, Boris Vian, Arthur Rimbaud…

RİSK ALMAK…
“Ergen yeni denemeler dolayımı ile yeni sınırlar arayışı içindedir. Bedensel ve ruhsal dönüşümün sağladığı yeni olanaklar ‘deneme’ yaşamak adına elbette kullanılacaktır. Bu riskli tutumların, eski toplulukların çocukluktan erişkinliğe geçişi vurgulamak için kullandıkları geçiş ayinlerine olan benzerliği ortadadır. Günümüzde birçok toplumbilimciye göre bu törenler yerini gençliğin risk alma eğilimine bırakmıştır.”

Risk almak bir “sabit”in dışına çıkmaktır. Düz bir çizgiden ayrılıp yan yollara gitmek, dönüp dolaşıp tekrar anayola çıkmak ve tekrar yan yollara sapmaktır. Ergen sanki hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir “yola düşer”. Yolda düşünülür. Ve zaman zaman yoldan çıkılır. Aylakça bir gezintidir bu. Cenneti ve bazen cehennemi arayan bir gezinti: “Gezmek birçok özel durum dışında somut bir olgu olmaktan çok bir ufuktur, bir özlemdir. O nedenle düşüncenin gezginliği ergenliğin sıradan
belirtilerinden biridir. Dürtü de nesnesi açısından gezgindir. Nesne seçimi nice deneyden ve hatadan sonra benliğin sağlamlığına bağlı olarak yapılacaktır. Bu seçim narsisistiktir, iyi benliğe iyi nesne aranır. Ancak bunun kolay bir süreç olduğunu söyleyemeyiz. Tutkuyla bağlanılan nesnenin yarattığı şiddetli duygular benliği temelinden sarsar. O nedenle erken ergenlik aşkları yaralayıcı ve o nedenle hayli iz bırakıcıdır.”

Psikanalizin kurucusu daha çok yetişkin nevrozlarıyla ilgiliydi, ama yüz küsur yıllık bir birikim ergen psikolojisine yabancı kalamazdı. Nitekim psikanalizin çeşitli ekollerinin gençliğe baktığı vakidir. Aynı zamanda İstanbul Psikanaliz Derneği’nin kurucusu da olan Talat Parman, Ergenliğin Yüzleri’yle o bakışa dâhil olanlardan ve “emekli ergenler”i de bu işe davet edenlerden.

Ergenliğin Yüzleri
Talat Parman
Bağlam Yayınları / 160 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz