Dedem Alzheimer, babam yazar olursa!.. – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Dedem Alzheimer, babam yazar olursa!..

Dedem Alzheimer, babam yazar olursa!..

Gökçe Mine OLGUN

Çocukların gündelik hayatından kesitler sunan kısa öykülerden oluşan Erenkomtere, küçüklerin gündemindeki birçok meseleye parmak basıyor. Değişen dünya ve değişen çocukluk üzerine bu öyküler Pelin Güneş’in kaleminden çıkma.

Bir çocuğun gündelik hayatı nelerle doludur? Kafasını nelere takar, nelerden etkilenir, nelere üzülür, nelere güler, nelerle mücadele eder? Çocukluk hayatı safiyane bir şekilde okuldan, ödevlerden ve oyunlardan mı ibarettir? Yoksa dünyaya sızmaya, olan biteni anlamlandırmaya, olaylarda etkin bir rol almaya mı çalışır? Kime sorsanız, geçmişinden ve şimdi olduğu kişiye dair ipuçları taşıyan birçok hikâyeden dem vurur. Ama çoğu zaman hikâyeleri hikâye kılan anlatılmış olmalarıdır.

Pelin Güneş’in kaleme aldığı ve her biri çocukluğun gündelik hayatından kesitler sunan kısa öykülerden oluşan Erenkomtere adlı kitap, küçüklerin gündemindeki birçok meseleye parmak basıyor. Bu küçük anlar arkalarında, bir buzdağı gibi, insan psikolojisinden tutun da toplumsal gerçeklere kadar birçok başlığa dair çıkarımlar barındırıyor.

Erenkomtere, “Dedem Alzheimer” adlı öyküyle başlıyor. Can’ın dedesi son zamanlarda çok dalgın. Bir ayağına bordo, bir ayağına kahverengi çorap giyiyor. Araba kullanırken evin yolunu kaybediyor. Tüm bu olanlar artık masum bir dalgınlıkla açıklanamayacak noktaya geldiğinde doktora gidiliyor ve dedeye Alzheimer teşhisi koyuluyor. Bu durum, en az ailenin diğer üyeleri kadar olan bitenin farkında olan Can için de bir üzüntü kaynağı. Anneanneler, dedeler çocukluğun kenar süsleridir. Henüz ne yaşlılık ne ölüm bilincimize işlenmişken, her şeyin her zaman hep aynı kalacağını düşünürüz. Ama bir an gelir, en alışık olduğumuz şeyler değişmeye başlar. Böylece değişimle tanışırız; kabul etme gerekliliği ya da zorunluluğuyla da. İşte Can dedesinin elinden tutmuş onu eve bırakırken şöyle düşünüyor ve bazı soruların cevaplarını kendi kendine buluyor: “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak, diye düşündüm. Yaşlılık böyleydi galiba… küçükken o beni parka götürürdü elimden sıkı sıkı tutup, şimdi de ben onu evine götürüyorum. Dondurma istedi almadım. Ne de olsa havalar soğuyordu artık.”

ÇOCUK DÜNYASI
Kitapta genel olarak, ilginç aile üyelerinden çocuk gözüyle bahseden matrak öyküler bulunuyor. “Babam Yazar Olunca” adlı öykü, anlatıcının babasının başarısızlıkla sonuçlanan yazarlık deneyimini anlatıyor. Ama öykünün derinlerine inildiğinde, ailelerin çocuklarına aşılamaya çalıştıkları, “ya doktor olmalısın ya mühendis ya da öğretmen” felsefesine ince bir ayar yapıyor. “Sünnet” adlı öyküde, anlatıcımız yılan hikâyesine dönen sünnetinden bahsediyor; takdir edersiniz ki sünnet çocukluk müessesesinin mihenk taşlarından biri sayılabilir. Bu öyküde taş, sünnetten yola çıkarak, günümüzün fazla pimpirikli, her şeyi büyütmeye meyilli anne babalarına gidiyor. Çocuklarını çeşitli travmalardan korumaya çalışırken neredeyse kendileri travma yaşayan anne babalara, “herkes gibi olmak istiyorum ve gereğinden fazla özene ihtiyacım yok,” diyor anlatıcı.

“Mucit Dayım” adlı öykü, yaptığı zihni sinir türü icatlarla insanların hayatlarını kolaylaştırmaya çalışırken, aslında işleri daha da çok karıştıran, öte yandan eğlenceli olduğu yadsınamaz bir dayının hikâyesi. Bir tek anlatıcımıza anlamlı gelen bu icatların günün birinde sonu geliyor.

Kitaba adını veren “Erenkomtere” adlı öykü ise bilgisayar bağımlısı çocuk fenomenine yeni bir yorum getiriyor. Anlatıcı, “doğuştan sinirli” kuzeni Eren’le tanıştırıyor okuru. Eren delibozuk, şımarık, tembel, pasaklı, ukala bir çocuk… Bir gün babası, işi gücü haylazlık olan Eren’e bir bilgisayar alıyor ve her şey değişiyor. Eren insanlarla anlaşamasa da bilgisayarın dilini çözmeyi başarıyor ve bu durum ona farklı kapılar açıyor. Nitekim zamanla, bilgisayar bilgisiyle tüm mahallenin hayatını kolaylaştırmaya başlıyor. Yaşlı komşu Şadiye Teyze’nin market alışverişini internet üzerinden yapıyor. Berber Osman’ın piyasada bulamadığı
bir şampuanı internetten bulup sipariş ediyor. Kasap Rıfkı ile birlikte et fiyatlarındaki dalgalanmaları takip ediyor. Bir süre sonra mahalleliye internet kullanma dersi vermeye başlıyor. Bu öykü mahalle hayatına ve samimi insan ilişkilerine yaptığı vurguyla da öne çıkıyor.

Kısacası kitabın bütün öyküleri, çocuk dünyasında sıradan ve gündelik olana hak ettiği değeri veriyor. Kapağında dokuz yaş ve üstü okurları hedeflediği belirtilen kitabın okuruyla

Erenkomtere
Pelin Güneş
Altın Kitaplar / 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz