Mahalle, linç kültürü ve aşk – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Mahalle, linç kültürü ve aşk

Miyase Sertbarut, yeni romanı Mezarlıktaki Hayalet’te, özellikle içinde yaşadığımız toplum için ciddi bir sorun olan linç kültürünü ele alıyor. Üstelik bunu, “aşk, gizem, cinayet” kokan bir mahalle öyküsündeki renkli karakterler eşliğinde yapıyor.

Yıldıray KARAKİYA

Her mahallenin kendine has gizemleri, heyecanları ve sıkı bir dedikodu ağı vardır. Mahallede yazın sarf edilen sözler, kışın gelip sahibini didikler. Kahramanlarımızdan Kasap Haşmet’in oğlu Kemik Aziz ile Balık Oya, Yeşilçam kokan bir mahallede yaşamaktadırlar. Aziz’in Kemik lakabının nedeni sıskalığıdır. Balık Oya ise doğuştan balıketidir. İkisi ilkokulun ilk gününden beri birbirine âşıktır ama henüz birbirlerine açılmamışlardır. Balık Oya ilk adımı karşı tarafın atmasını beklediği gibi, Aziz’in bunu özgün, çarpıcı ve romantik bir yolla yapmasını istemektedir. Kemik Aziz ise Balık Oya’nın beklentileri oranında beceriksizdir bu konuda.

MUMYACI MUMCU

Kitabımızın önemli bir diğer kahramanı Nuran Hanım, eski ahşap eve taşınarak mahalleliyi şaşırtan yaşlı ve huysuz bir kadındır. Mahalledeki kariyerine “mumyacı” lakabıyla başlar. Zira kafasında şapkasıyla mezarlıkta dolaşırken görülmüş, o taşındıktan sonra ahşap evin bacasından mavimsi gri bir duman yükselmeye başlamıştır. Mahallede kimselerle selamlaşmayan, herkesi tersleyen Nuran Hanım, kendi döktüğü mumları semt pazarında hak kazanır. Yine de, mezarlıktan ağır bir çuval taşırken görülmesi, evindeki şömineyi “bir tabutun bile sığabileceği” kadar genişlettirmesi ve evin bacasından savrulan kara dumanların da etkisiyle, Mumcu Nuran kafaları karıştırmaya, korku öykülerine kaynak olmaya devam eder. Yetmezmiş gibi, mahallenin tüm kedileri birdenbire ortadan kaybolur. Ortaya, “Kasap Haşmet toplamış olmasın kedileri?” diye bir laf atılınca dedikodu mahalleyi sarar. Kasap Haşmet’in dükkânı sinek avlamaya başlar. Kediler mahalleye geri dönerse işler düzelir zanneden Kasap Haşmet kendince bir plan yapar ama her şeyi yüzüne gözüne bulaştırır. Tam o sırada kediler çıkagelir ama tüysüz olarak. Elbette kitabın sonunda tüm olaylar açıklığa kavuşur.

DERİN BİR YARA

Mezarlıktaki Gölge, bir Yeşilçam bileti keserek bizi büyüdüğümüz mahalleye götürürken, mahallelerin derinlerine işlemiş linç kültürünü ve bunun sosyal medyaya sirayet etmiş hâlini de komik tarafından ortaya koyuyor. Azıcık gözümüzü açıp bakacak olursak, mahallelerde filizlenen linç kültürünün tecavüzü normalleştirmekten tutun, yıllarımızı yemiş ve geleceğimizden ne kadar çaldığını hesaplayamadığımız ana akım siyasi tutumun işlemesini sağlayan çarkları yağlamaya kadar ne denli çok işe yaradığını görebiliriz. Koskoca ülke yıllardır linç kültürüyle yönetilmiyor mu? Peki nasıl kurtulacağız bu illetten? Miyase Sertbarut, çocukların linç kültürü üzerine düşünebileceği, aklı başında yetişkinlerin oturup çocuklarla linç kültürünü konuşabileceği bir ortam hazırlamış. Kitapla ilgili tek sorun, karakterlerin yeterince işlenmemiş olması. Yazar, kitabın başında kahramanlarımızı takdim ederken, Kemiz Aziz’in babasının kabadayılığından söz ediyor. Hatta babasının ünü nedeniyle, insanların Kemiz Aziz’den bile çekindiğini söylüyor. Fakat kitabın geriye kalanında ne bir kabadayıyla ne de üzerine babasının kabadayılığı bulaşmış bir çocukla karşılaşıyoruz. Beni en çok tedirgin eden karakter Nuran Hanım oldu. Evet, Nuran Hanım huysuz, aksi bir kadın. Kızı bile zor dayanıyor ona. Fakat öte yandan, Nuran Hanım hayallerinin peşinden gitmekte tereddüt etmeyen, içindeki yaratıcı gücün önünü açmaya çalışan bir sanatçı aslında. Oysa biz onu kitap boyunca, “tuhaf işlerle uğraşan, huysuz, deli ihtiyarın teki” olarak görüyoruz. Yeşilçam’ın bilim insanı ya da çılgın genç klişelerini bilirsiniz. Miyase Sertbarut, kitabın sonunda durumu toparlamayı ihmal etmiyor ama oraya gelene kadar, Nuran Hanım karakterinin bir Yeşilçam sanatçısı kalıbına sıkışıp kaldığını düşünmeden edemedim. Karakterlerin ihmal edilmesine biraz içerlesem de çoksatarların “aşk, gizem, cinayet” formülünü alıp içine linç kültürü gibi ciddi bir meseleyi yedirerek eğlenceli bir kurguyla sunduğu için Mezarlıktaki Gölge tavsiye ettiğim kitaplar listeme girmeyi başardı.

Mezarlıktaki Gölge Miyase Sertbarut Altın Kitaplar, 152 sayfa

Mezarlıktaki Gölge
Miyase Sertbarut
Altın Kitaplar, 152 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz