İyilik ve kötülüğün bahçesinde… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

İyilik ve kötülüğün bahçesinde…

İlk kitapta, arkadaşı Benli’yle birlikte mutluluğu bulmak için uzun mesafeler kat eden Tombik, bu kez özgürlükler, sınırlar, iyilik ve kötülük gibi hassas konular üzerinde düşünmeye zorluyor bizi.

Yazan: Gökçe Gökçeer

Tombik Balık Mutluluk Peşinde kitabını okuyanlar, Tombik ve arkadaşı Benli’yi hatırlayacaktır. Türkçeyi ustalıkla kullanan yazarlarımızdan Habib Bektaş’ın kaleme aldığı; okuru, çizimleriyle bu dünyanın dışında bir yerlere götüren Mert Tugen’in karakterlere hayat verdiği serinin ikinci kitabında, oyuncu balıkların ardına düştüm. Bu kez ne hınzırlıklar peşinde olduklarını merak ederken, aslında içten içe bana çok şey öğreteceklerinden emindim. Serinin iki kitabını arka arkaya okumak, karakterleri ve genel temayı daha iyi özümsemek açısından faydalı oldu.
Güzeldir başka sularda da yaşamak
İlk kitaptaki gibi ama ondan daha uzun bir peşrevle başlıyoruz yolculuğumuza… Tombik ve Benli, bu kez bilmedikleri sularda yüzmeye cesaret ediyorlar. Ayrıca insanların dilini öğrenmeleri ve onları anlamaları gerektiğine karar veriyorlar. Çoğunluğu çocuk olan bir mülteci teknesinin batmak üzere olduğunu görüyorlar ve çırpınan insanlara yardım edememenin üzüntüsü içindeler. Benli bağırıyor: “Ama bunların çoğu çocuk!” Evet, bu hep böyledir zaten!
Dillerini bilmedikleri için onlara yardım edemiyorlar. Bilge Ahtapot’a doğru yola çıkıyor bizim üzgün ve şaşkın balıklar. Her zamanki gibi ona akıl danışacaklar. Ama o kadar çok şey geliyor ki başlarına; sular tekinsiz, tıpkı yollar gibi…

İnsanlar biriktirirler
Bilge Ahtapot’tan yardım istemek üzere ona ulaşan kahramanlarımız, bu bölümde insanlar hakkında garip şeyler öğreniyorlar. Mesela onların kötü kalpli, açgözlü olabileceğini ve hiç durmadan yok ettiklerini… Öyle doğru şeyler söylüyor ki ahtapot, bir çocuğun bunca gerçekle yüzleşmesi insanın içini sızlatıyor.
“Biz hayvanlar, şimdi balıklar diyelim, karnımız doymuşsa yani toksak hiçbir canlıya saldırmayız. Yani bizim avlanmamız sadece karnımızı doyurmak içindir. Ama insanlar öyle mi ya! (…) İnsanlar biriktirirler.
Karınları tokken de avlanırlar. Yiyebileceklerinin on katı, yüz katı, bin katı avlanırlar. Sonra da onları satarlar.”
Durup düşünmek isteyenler burada mola verebilir…

İyilik mi kötülük mü?
Bilge Ahtapot, insanların dilini öğrenmek isteyen meraklı balıklara bir şart koşuyor. Onlara ancak iyiliğin ya da kötülüğün dilini öğretebileceğini söylüyor. Birini seçmeleri gerek. Bizim akıllı bıdıklar buna da bir çare buluyor ve paylaşmayı seçiyorlar. Biri birçok dilde iyi anlatıları, diğeri ise kötü anlatıları öğrenecek, birbirlerini tamamlayacaklar. Zaten Bilge Ahtapot da onlardan bu çözümü bulmalarını bekliyor. Yaşamın kötü ve olumsuz yönlerini anlatan sözcükleri Tombik, güzel ve olumlu yönlerini anlatan sözcükleri ise Benli öğreniyor.
Yine bir bot çıkıyor karşılarına. İçi, yeni bir yaşam hayaliyle denizlere açılıp canlarını tehlikeye atan mültecilerle dolu ve elbette yine çocuklar var. Bizim iki küçük balık, boylarına bakmadan, olmaz demeden el verip botu itmeye çalışıyorlar. Bu çabayı bottaki çocuk, güzel yürekli Hüseyin fark ediyor. Dayısı da Hüseyin’in keşfettiği balıkları er geç görüyor ve günlerdir aç oldukları için onları yemenin iyi bir fikir olduğuna karar veriyor. En azından çocuklar onları yemeli ve aç kalmamalılar. Hüseyin’in dayısının kötü kalpli olup olmadığını sorgulamak için harika bir bölüm. Elbette kötü biri değil, çözüm arıyor. Ancak bir çocuğun kalbi, aç kalmak pahasına, mantığı değil duyguyu seçiyor ve balıkları yem olmaktan kurtarıp gizlice özgürlüklerine kavuşturuyor.
“Mülteci, yaşadığı topraklardan kendi isteği ile değil de başka nedenlerle ayrılmak zorunda kalan insanlardır. Onların yollara, sulara düşmelerinin tek nedeni savaş değil. Ekonomik koşulların dayatmasıyla veya açlık nedeniyle de olabilir.” Kendisi de uzun yıllar önce, iş gücü göçüyle memleketini terk etmek zorunda kalan Habib Bektaş’ın kaleminden bir ülkeyi bırakıp gitmekle ilgili cümleleri okurken duygulanmamak elde değil. Kitabın sonundaki sorular ise kitabı okuduktan sonra tekrar tekrar geriye dönüp ne anladığınızı tahlil etmeye yarıyor. Çocuklar kadar yetişkinler için de faydalı. Ailece ya da bir ders sırasında okunup değerlendirmeye çok uygun.
Bir zamanlar sınırları koyan bizsek, belki bir gün kaldıranlar da biz oluruz! Böylece ne hasret kalır ne yollara düşmek ne göç… Son sözüm budur.

Tombik Balık 2 Denizler Hepimizin Habib Bektaş Resimleyen: Mert Tugen Tudem Yayınları, 136 sayfa

Tombik Balık 2
Denizler Hepimizin
Habib Bektaş
Resimleyen: Mert Tugen
Tudem Yayınları, 136 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1975 doğumlu Gökçe Gökçeer Ankara'da büyüdü, Hacettepe Üniversitesi'nde felsefe eğitimi aldı. Birçok yayınevi ve dergide, redaktör ve editör olarak çalıştı. Çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazıyor, çocuklar için içerik hazırlıyor, seslendirme yapıyor. Birçok basılı ve dijital yayında yazıları yayımlanan Gökçeer, kendi blogu Bitmeyen Kitaplar'da da çocuk kitapları tanıtıyor, önerilerde bulunuyor. İstanbul'da yaşayan yazarın resimli bir çocuk kitabı serisi bulunuyor.

Yorum yaz