İyi Kitap

James Bond’un pabucu dama atıldı!

Serda SEMERCİ

Janey, günün birinde casusluk yetenekleriyle bezenmiş olduğunu öğrenir ve kendini duşajın içinde bulur. Duşaj da ne ola ki derseniz; Janey’nin özel casus giysilerine büründüğü ‘casus duşu’. Her gece odasının ortasında beliren duşaja, Janey Brown olarak girip Sarışın Jane (Janey Blonde) olarak çıkan bu casus kızın işi başından aşkın.

Janey neredeyse her gün başka bir maceraya atılıyor. Gizemleri çözmek için ipuçlarını takip ediyor, kıvrak zekâsı sayesinde babasının gönderdiği şifreli mesajları hemencecik anlayıveriyor. Ne de olsa casus geni taşıyor, çok başarılı olacağı muhakkak, ama önce acemilik dönemini geçmesi şart. Ancak bu o kadar da kolay değil! Hem casus olduğu gerçeğine alışması, hem de yeni sorumluluklar alması gerekiyor.

Bu küçük, akıllı casus kızın maceraları yedi kitaplık bir seri oldu bile. Serinin iki kitabı Türkçeye kazandırıldı. Biz de vakit kaybetmeden serinin yazarı Jill Marshall’la sohbet ettik.

İngiltere’deki hayatınızı geride bırakıp Yeni Zelanda’ya yerleşmeye nasıl karar verdiniz? Sanırım yazmaya da orada başladınız…
Evet yazmaya 2000 yılında başladım. 2003 yılında da buraya (Yeni Zelanda) taşındık ve hemen Sarışın Jane’i yazmaya koyuldum. Yeni Zelanda’ya taşınmamın nedeni, kızıma büyürken güzel bir ortam sunabilmekti.

Çocuk kitapları yazarlığı üzerine yüksek lisans da yapmışsınız. Çocuklar için yazmak çok farklı ve özel bir teknik gerektiriyor olsa gerek…
Çocuklar için yazmak epeyce özel bir iş! Bir yandan, onları sürekli eğlendirmeli, ilgilerini sürekli canlı tutmalısınız, çünkü bence çocuklar için yazdığınız tek bir kelime bile boşa gitmiyor, çocuklar hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyor. Öte yandan, çocuklar için yazarken istediğiniz kadar hayalperest ve çılgın olabiliyorsunuz çünkü, çocuklar okudukları metne kendilerini tamamen kaptırabiliyorlar.

Yazarlığa soyunmadan önce (İngiltere’deyken) başarılı bir iş kadınıymışsınız. İşinizi çok sevmediğiniz halde ‘Sarışın Jane’ hikâyelerini yazarken işinizden ilham almışsınız. Ajanlık ve iş hayatı arasında nasıl benzerlik kurdunuz?
Telekomünikasyon firmaları için eğitim danışmanlığı yapıyordum. Aslında işimi sevmiyor değildim ama yazar olmayı her zaman daha çok istedim! Kitaplarımı yazarken eski işimle ilgili bazı ayrıntılardan yardım aldığım doğru ama sadece yazacağım kesin!

Sarışın Jane (Janey Blonde) ve James Bond isimleri arasında bir bağlantı var gibi geldi bana… Yoksa ben de sizin hikâyelerinizde yaptığınız gibi kelime oyunlarından bir şeyler çıkarmaya mı çalışıyorum?!
Bunu yakaladığınıza çok sevindim. Evet, ne diyebilirim ki, küçük kelime oyunlarını seviyorum! (gülüyor)

Maceraların tamamında Janey ile annesinin yakın ilişkisi hep ön planda. Bunun sizin de küçük kızınızla yalnız yaşıyor olmanızla bir ilgisi var mı?
Evet, kızımla ben de birbirimize çok yakınız. Bilinçli bir şekilde olmasa da, kitaplarımı yazarken ikimizin ilişkisinden ilham alıyor olabilirim.

Günümüzde kızlar daha cesur ve daha maceracı! Ne dersiniz, ileride, edebiyatta olsun, sinemada olsun, kadın kahramanların sayısı erkek kahramanları geçebilir mi?
Evet, umarım yakında söylediğiniz gibi dişi kahramanların sayısı erkeklerinkini geçer!

Janey kumral, cılız bir kız çocuğuyken ajan olduğunda kadınsı bir sarışına dönüşüyor. Sarışın olmasının özel bir nedeni var mı?
Söyleşinin başında keşfettiğiniz gibi İngilizcedeki ‘blonde’ (sarışın) kelimesi James Bond’un ismiyle ses benzerliği taşıdığından Jane’i sarışın yaptım. Kısacası, bu sadece bir kelime oyunundan kaynaklanan bir tercihti!

Hikâyelerdeki en önemli unsurlardan biri bol bol ipucu veriyor olmanız. Özellikle ‘isimler’ hikâyenin gelişimiyle ilgili ipuçlarıyla dolu. Örneğin Güneş Krallığı, ya da Lea Temizlik şirketi… Hepsinde bir anagram gizli. Çocuklara iyi bir beyin pratiği sağlıyor bu ipuçlarını takip etmek…
Hikâyelerime böyle küçük bulmacalar eklemeyi seviyorum ve bu, merak uyandırmasının yanı sıra çocuklara iyi bir beyin pratiği de sağlıyor.

Bir ajan hikâyesi olduğundan polisiye bir kurgu da göze çarpıyor kitaplarınızda. Gizem finale dek çözülmüyor ve finalde büyük sürprizlerle karşılaşıyoruz. Polisiye-gerilim edebiyatını takip eder misiniz?
Güzel soru! Aslında polisiye kitaplar okumam, ama okuduğum kitaplarda sıkı bir gizem yaratılması ve sonunda güzel bir çözüm sunulması hoşuma gider. Polisiye yazmayı da denemeliyim belki de!

Jane’in babası Solomon A. ülkenin en önemli gizli ajanlarından biri. Aynı zamanda bir bilim adamı. Solomon’un deneylerinden metalik renkte ajan giysilerine kadar her yerden bilimkurgu kokusu da yayılıyor seriden.
Yazarken bunu düşünmedim ama kitaplarımda gerçekçiliği de yakalamak için bilimsel terimlerden ve teknolojik yeniliklerden beslenmem kaçınılmazdı.

Sarışın Jane özellikle İngiltere’de ve Avustralya’da bir sürü çocuk hayran edinmiş kendine. Sizce bu kadar sevilmesinin en önemli nedeni nedir?
Aslında çok emin değilim ama bence Sarışın Jane’in hayranlarının çoğu, Janey Brown (Sarışın Jane’in kitaptaki gerçek adı) gibi –birazcık utangaç, kendi halinde ve özel olduklarını ümit eden– çocuklar. Ve doğal olarak Sarışın Jane’de kendilerinden bir şeyler bulabiliyorlar.

Jane’in hikâyesi bir yerde son bulacak mı, yoksa diğer kitaplarınızın yanı sıra Jane’in maceralarını yazmaya devam edecek misiniz?
Yedi tane Sarışın Jane kitabı yazdım ve sonuncusu, Casuslar Ölümsüzdür, bütün hikâyeyi özetleyerek sonuca varıyor. Yani şimdilik yeni bir Sarışın Jane kitabı yok, ama günlerin ne getireceğini kim bilebilir ki?

Biraz da Jill Marshall’dan konuşalım… Kitap yazmadığınız ya da annelik yapmadığınız zamanlarda nelerle uğraşırsınız?
Jill Marshall şu ara yeni evine yerleşmekle meşgul aslında (gülüyor) ama çok yakında hobilerime geri döneceğim. Bir oyunculuk atölyesine devam ediyorum; dans ediyorum ve pilates yapıyorum. Ve gelecek yıl, yeni kitabım Doghead için düzenleyeceğim etkinlikler üzerinde çalışacağım.

Kendinizi fantastik çocuk kitapları yazarı olarak mı tanımlıyorsunuz?
Gerçi yetişkinler için yazdığınız iki kitabınız da var… Yetişkinler için yazmaktan da keyif alıyorum ama her şeyden önce iyi bir çocuk yazarıyım. Ve hayatım boyunca çocuklar için yazmayı sürdüreceğim.

Sarışın Jane Bela’nın Peşinde
Jill Marshall
Çeviren: Nursel Yıldız
Tudem Yayınları / 200 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz