İyi Kitap

Yazarın genç bir adam olarak portresi

Yazarın genç bir adam olarak portresi

G. Mine OLGUN

Ölümünün 115. yıldönümünde, Robert Louis Stevenson’ın eserlerine ve hayatına uzanalım dedik bu ay. 3 Aralık 1894’te kaybettiğimiz yazarın eserleriyle tanışmamış olan yoktur herhalde!

Çocukluğumda en sevdiğim kitap Define Adası, en yakın ‘hayali kahraman’ arkadaşımsa, kimseyi kırmak istemem ama, Jim Hawkins’di. Jim, ailesinin hanında kalan yaşlı bir denizcinin eşyaları arasında define adasının gizemli haritasını bulmuştu. İtiraf ediyorum, o dönem eski sandıkların içinde ya da divanların altında, uzak ve masalsı bir adanın haritasını bulmak umuduyla ben de debelenmedim değil. Tropikal adalar, gizemli haritalar, acımasız korsanlar… İnanılmaz bir maceranın fantastik atmosferinde Jim Hawkins’e ve dostu tahta bacaklı John Silver’a duyduğum hayranlık gözümü kör etmiş olacak; beni, o sıralarda olmak istediğim zamana ve mekâna –XVIII. yüzyılın ikinci yarısında okyanusların korsan kaynadığı, uzak adaların inanılmaz maceralara sahne olduğu bir döneme– ışınlayan bu kült kitabın (korsanlığın kitabı da denebilir) yazarına gereken ihtimamı göstermedim. Zaten o kadar da önemli değildi, çünkü o sıralar kahramanlar,
yazarlardan daha mühimdi.

İYİLİK VE KÖTÜLÜK İKİLİĞİ
Ancak daha sonra, Doktor Jekyll ve Bay Hyde ile karşıma çıkınca, Robert Louis Stevenson ismine kayıtsız kalamadım. Anlaşılan dostluğumuz daha da ileri gidecekti. Yine kült bir romanla karşımdaydı Stevenson ve bütün eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkan önemli bir tema olan iyilik ve kötülük ikiliğini sıradışı, hatta gerçeküstü bir şekilde ortaya koyarken beni büyülemişti. Neyse ki, ben de biraz daha büyümüştüm. Edebiyatta devrimci bir atılımı ise zaten neredeyse yüz yıl
önce yapmıştı. Yazarın, gördüğü bir rüyadan hareketle birkaç hafta içinde kaleme aldığı, aynı anda hem halim selim bir doktor, hem de acımasız bir katil olan kahramanın yaşadığı acı ve çelişkiler hakkındaki bu büyük klasik, birçok çağdaşını ve kendinden sonraki birçok sanatçıyı etkilemişti.

Yazarın, insan doğasına yaptığı göndermelerin yanı sıra, daha sonraları, Viktorya Dönemi ahlakçı paranoyasını ustalıkla gözler önüne serdiğini de öğrendim elbette. Ve Stevenson’ın eserleri, her zaman, bir dönemi anlamak ya da tarihsel bir sezgide bulunmak için referans noktası oldu: Define Adası’na geri döndüğümde ya da eleştirmenlerce yere göğe sığdırılamayan ve Stevenson’ın kendisinin de daha çok onayladığı Kaçırılan Çocuk’u elime aldığımda, bu sefer karşıma çıkan XVIIII. yüzyıl sonu orta sınıf erdemleriyle işçi sınıfı disiplinsizliği arasındaki çatışma, dürüstlük, sadakat, inanç ve hatta alkoldü.

YAZMAZSA ÖLECEKLERDEN
Çocuk ve gençlik edebiyatının kült eserlerinin yazarı olduğu düşünülse de, Stevenson yarattığı çok katmanlı metinlerle, edebi kaygılarının ne kadar kuvvetli olduğunu ve yaşadığı dönemin siyasi ve sosyal atmosferine ne kadar duyarlı olduğunu kanıtlayarak hem çocukların hem yetişkinlerin kalbini kazanmış bir yazar. Bu durum hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü o çok erken yaşlarda hayatta ne yapmak istediğini bilen şanslı azınlığa mensupmuş.

Stevenson küçücük bir çocukken, hayatı boyunca peşini bırakmayan hastalığı nedeniyle çıkamadığı odasında, hayatta en çok sevdiği masalcı olan dadısı Cummy’den dinlediği devler, goblinler ya da prenseslerle ilgili İskoç hikâyeleriyle hayali yolculuklara çıkar. Teyzesinin hediye ettiği oyuncak tiyatroda oyunlar sergilemeye yedi yaşındayken başlar. Dedesinin evinde, kuzenlerle birlikte oynanan korsancılık oyunlarında ise hep o başı çeker. Onun olduğu yerde mutlaka bir şeyler olur. Zaten o da korkunç gözlem yeteneğiyle birleşen hayal gücüyle etrafta olup biten bir tek şeyi bile kaçırmamaya çalışmaktadır. Çünkü onun yazması
gerekmektedir, ne olursa olsun…

Hayatının ileriki dönemlerinde, kuşaklar boyu deniz fenerleri inşa eden dedesi, babası ve amcasının izinden gitmeyeceğini bilir Stevenson. Denizi mi? Elbette sevmektedir. En büyük hayali uzak mı uzak yerlere yolculuk etmektir! Mühendis olmaya ise, belki bunun için katlanabilir. Özel hocalarla geçen bir çocukluktan sonra, 17 yaşındayken Edinburgh Üniversitesi’nde mühendislik okumaya başlasa da, bir yıl sonra okulu bırakır. Babasını ikna edebildiği mühendislik dışındaki tek alan olduğundan hukuk okumaya başlar. Böylece çalışmaya daha fazla vakit bulabilmeyi planlamaktadır.

Velhasıl kelam, Stevenson yazmazsa öleceklerden… Yazarlığın ancak uzun ve dikenli bir yol aşılarak varılacak bir vaha olduğunun da fazlasıyla farkındadır. 1873 yılında yazarlığı meslek edinmesi için kendisine destek olan Cambridge Üniversitesi profesörü Sidney Colvin ile tanışır ve çeşitli makale ve öykülerini önde gelen edebiyat dergilerinde yayımlatmaya başlar. Kırılgan yapısı ve akciğer sorunları nedeniyle halsiz düşerek zaman zaman gelgitler yaşasa da, hukuk eğitimini tamamladıktan sonra mesleğini icra etmeyi aklının ucundan bile geçirmez. Hastalıktan nefes aldığı zamanlarda daha bohem bir hayat sürmektedir. 1879 yılında bir göçmen gemisiyle gittiği New York’tan Kaliforniya’ya geçip sevgilisi Fanny Osbourne ile evlenir. Çift, Stevenson’ın hastalığına iyi geleceği düşüncesiyle yazları İskoçya dağlarında, kışları ise İsviçre’de yaşamaya başlar. Bu dönemde de yazarın ilk eserim dediği ve üvey oğlu Lloyd’a ithaf ettiği Define Adası, 1881 yılında Young Folks dergisinde tefrika edilmeye başlanır. Çift, sağlık sorunları nedeniyle İngiltere’nin güney sahilindeki Bournemouth’a yerleşir. 1885 yılında yayımlanan Doktor Jekyll ve Bay Hyde, Amerika ve Britanya’da 56.000 kopya satar. Kaçırılan Çocuk da aynı yıl yayımlanır.

1886’da Stevenson ailesiyle birlikte uzun bir gemi yolculuğuna çıkmaya karar verir. Tahiti ve Honolulu’dan sonra Samoa’ya ulaşır ve toprak satın alıp buraya yerleşir. Yerliler ona ‘tusitala’ (hikâyeci) ismini takarlar. Stevenson burada hayallerindeki hayatı sürmektedir. Aynı zamanda yerel politikayla ilgilenmekte ve izlenimlerini kitap olarak İngiltere’de yayımlatmaktadır. Ancak, beklenmedik bir anda, 3 Aralık 1894 günü, 44 yaşındayken beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybeder.

Stevenson yaşarken, insanların önünde dünyanın kesin bir haritası yoktu. Zamanla dünyanın her köşesine gidildi. Aya bile… Korsan gemileri uzak sahillerde yok oluşa bırakıldı. Papağanlar şimdi milli parkların renkli birer dekoru. Ama her şeye rağmen hâlâ düşlere açık gizli geçitler var. Geceleri gözlerinizi kapattığınızda uzak adaların kuşlarını duyabilir, korsan gemilerinin dumanlarını koklayabilirsiniz. Ve inanın; o anda sevgili Stevenson’ı düşlere ait bir anahtar ile yanı başınızda göreceksiniz. Stevenson sevenler derneğine hoş geldiniz…

Define Adası
Robert Louis Stevenson
Çeviren: Nurettin Elhüseyni
İş Kültür Yayınları / 264 sayfa

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde
Robert Louis Stevenson
Çeviren: Ebru Kılıç
İthaki Yayınları / 118 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz