İyi Kitap

Pıtırcık’ın dönüşü çok ‘kıyak’ oldu

Pıtırcık’ın dönüşü çok ‘kıyak’ oldu

Umay SALMAN

SineKitap’ın bu ayki konuğu elli dört yıldır çocukların, hatta yetişkinlerin hastası olduğu Pıtırcık. Yaramaz ama iyi niyetli, sevimli mi sevimli velet sonunda kendine beyazperdede de yer buldu. Film de kitaplar kadar keyifli ve bol kahkahalı, ya da Pıtırcık’ın deyimiyle çok ‘kıyak’.

Sıkıştığı zaman zır zır ağlayan, “evi terk edersem arkamdan üzülürsünüz sonra” gibi masum tehditler savuran, kendine özgü efektler kullanan; fiyuuuu, fışşşşşt fışşşşt, “ne yani, iyi valla” diye isyan eden, rosto müptelası afacan… Elli dört yıldır çocukların, hatta yetişkinlerin hastası olduğu Pıtırcık’tan bahsediyorum. Zira ondan bahsetmek için iki güzel nedenim var. Hatta Pıtırcık’ın deyimiyle iki ‘kıyak’ haberim var. Birincisi, Pıtırcık, Can Çocuk’un yayımladığı bilinmeyen öyküleriyle tekrar aramızda. İkincisi, tatlı yaramaz’ın öyküsü sonunda beyazperdeye de aktarıldı.

Ünü Fransa’yı aşıp tüm dünyaya yayılan, otuz dile çevrilen Pıtırcık’ın, orjinal adıyla Küçük Nicolas’ın yaratıcıları Jean-Jacques Sempé ve René Goscinny. Goscinny’yi Asteriks, Red Kit gibi efsanevi çizgi romanların yaratıcısı olarak da hatırlayacaksınız. Sempé ve Goscinny’nin yirmili yaşlarda tanışmasıyla doğar Pıtırcık. Sempé, o yıllarda Le Moustique Gazetesi için küçük bir oğlan çocuğuyla ilgili eğlenceli çizimler yaparken, bunları bir çizgi dizide kullanması istenir. Bunun üzerine işin üstadı Goscinny devreye girer. Goscinny, çizgi dizinin senaryosunu kaleme almakla kalmaz, Pıtırcık’ın yaşamını, arkadaşlarını anlattığı bir metinle çıkagelir. Pıtırcık ilk kez 1956 yılında yayımladıktan sonra o kadar sevilir ki, maceradan maceraya koşmaya başlar. Pıtırcık’ın Türk okuruyla buluşmasında ise Vivet Kanetti’nin emeği büyük. Kanetti yaptığı mükemmel çeviriyle hikâyelerin matrak dilini çok güzel aktardı, küçük Nicolas’a ve arkadaşlarına da karakterlerini özetleyen süper isimler buldu.

ÇOCUK DÜNYASINA YOLCULUK
Pıtırcık’ın birbirinden keyifli hikâyelerinde olaylar bu afacanın ağzından anlatılıyor. Bu yüzden de çok keyifli. Büyümüş de küçülmüş, bilmiş çocuklardan değil o. Su katılmamış bir çocuk… Pıtırcık sayesinde çocuklar, yetişkinler üzerinden anlatılan didaktik kitaplar yerine çocuk diliyle kendi dünyalarını okuma fırsatı buluyor. Bu arada Pıtırcık’ı sadece çocuklar okuyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Yetişkinler tarafından sevilmesinin en büyük nedeni herkesin onda kendi çocukluğundan bir parça bulması bence. Belki de çok zaman önce terk ettiği dünyaya geri dönmesi. Boş bir arazinin, tekerleksiz külüstür bir arabanın hayal gücüyle dünyanın en güzel oyun alanı haline getirildiği, yalansız, hiçbir şeyin karmaşık olmadığı, okula gitmemek için hasta olmanın dört gözle beklendiği bir dünya…

Can Çocuk, bu mükemmel dünyayla okurları yeniden buluşturuyor. Goscinny’nin kızının, babasının kitap olarak yayımlanmamış yüze yakın öyküsünü gün ışığına çıkarmasının ardından Can Çocuk, Pıtırcık’ın bilinmeyen öykülerini basmaya başladı. Bilinmeyen öykülerin üçüncü kitabı geçen ay raflardaki yerini aldı. Yaramaz ama iyi niyetli Pıtırcık, kırmızı kravatı, kısa pantolonu, yana taranmış saçlarıyla karşımızda. Sadece o mu, ailesi, her biri nevi şahsına münhasır arkadaşları da…

Lüplüp, tam da isminin adamı. Ne okulda ne oyun oynarken ağzı bir dakika bile boş durur. Elleri sürekli yağlıdır, ağzının kenarında kırıntılar eksik olmaz. Havuza düştüğünde bile üstünün başının değil, kurabiyelerinin ıslanmasına ağlayacak kadar pisboğazdır. Herkesin sınıfında mutlaka bir Richie Rich vardır ya. Pıtırcık’ların sınıfının Richie Rich’i de Gümüş. Babasının kendine aldığı değişik oyuncaklarla çıkagelir. Assolist gibi hep en son gelir ama. Diğerleri bu duruma biraz uyuz olurlar. Pıtırcık’ın anlatımıyla Toraman, çok güçlüdür, arkadaşlarının suratına yumruk indirmeye bayılır. Çarpım, öğretmenin kuzusudur. Tıngır, bilye oynamaya bayılır. Sırım’ın çok güzel bir düdüğü vardır, babası polistir. Dalgacı, sınıfın sonuncusudur. Öğretmen ne zaman tahtaya kaldırsa ceza alır. Pıtırcık Sırma için, “Çok tatlıdır. Sanırım ileride evleneceğiz,” der. Bir de okulun gözetmeni var, simsiyah gözlere sahip Karagöz. Adını hak eden bir başkası da Bay Sivrikulak’tır; Pıtırcık ve ailesinin yan komşusu. Etrafında konuşulan hiçbir şeyi ıskalamaz. Pıtırcık’ın babasıyla da hep atışırlar.

Kitapta tadından yenmeyen, on beş hikâye var. Benim favorim ise ‘Sevgili Noel Baba’. Noel Baba’ya mektup yazan Pıtırcık, “kendim için bir şey istemiyorum” diyerek, sözde, arkadaşları için hediye isteklerini sıralar. Gümüş’ün silahşor kostümü olduğunu, kendisinin de silahşor kostümü olursa Gümüş’ün çok hoşnut olacağını yazar. Çünkü o zaman ‘fışşşşt fışşşt’ diye yan yana çarpışabileceklerdir. Bir bisiklet şampiyonu olmak isteyen Dalgacı’nın, antrenmanlardan yorulduğu için derste hep uyuduğunu, bu yüzden sonuncu olduğunu yazar ve arkadaşının güzel sarı bisikletinin kendisinde kalmasını talep eder. Gülümseten çocuk kurnazlığı bu kadarla da kalmaz. Pıtırcık, Noel Baba’ya “…Birkaç kuruşunuz kaldıysa eğer ve ne bileyim bana bir sürpriz yapmak gelirse içinizden çekinmeyin. Babamla annemin arabasını gördüğüm dükkânın vitrinindeki uçağı getirip sürpriz yapabilirsiniz örneğin” yazar.

GOSCİNNY’YE SELAM OLSUN
Pıtırcık ile tanışmak ya da hasret gidermek isteyenler için bir fırsat daha var. Pıtırcık artık beyazperdede! Pıtırcık, Laurent Tirard yönetmenliğinde sinemaya aktarıldı. Senaryoda Goscinny’nin Asteriks’ini de beyazperdeye aktaran Alain Chabat’ın da imzası var. Film, hayatından memnun olan Pıtırcık’ın anne ve babasının konuşmalarından yeni bir kardeşi olacağı anlamını çıkarması ve paniğe kapılması üzerine gelişen olayları anlatıyor. Yeni gelen bebeğin daha çok sevileceğini düşünen Pıtırcık, ailesinin kendisinden vazgeçmemesi için çeşitli taktikler uygulamaya başlıyor. Planlarının sonucunda yanlış düşündüğünü anlayan Pıtırcık, bir kardeşi olursa çok mutlu olacağını ailesine pişmanlıkla anlatıyor. Ama Pıtırcık’ı bekleyen başka bir sürpriz var.

Film çok güzel bir ayrıntıyla da Gossiny’ye selam ediyor. Pıtırcık ve arkadaşları para bulmaya çalışırken Sırım, Pilote dergisindeki Asteriks çizgi romanından ilham alarak bir fikir buluyor. Film, Goscinny ve Sempé’nin yarattığı her karakteri o kadar güzel yansıtıyor ki, izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmıyor. Tıpkı kitapları gibi film de çok keyifli ve bol kahkahalı.

Kitap ve film, onunla tanışmamış yeni kuşak için büyük bir fırsat; Pıtırcık müptelaları içinse, kaybettikleri bir eşyayı bulmak gibi bir şey.

Pıtırcık’ın Armağanları
René Goscinny
Jean-Jacques Sempé
Çeviren: Esra Özdoğan
Can Çocuk / 172 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz