İyi Kitap

Güzelim, bir o kadar da özelim!

Serda SEMERCİ

Scott Westerfeld’in Çirkinler üçlemesi son zamanların en çok konuşulan distopik bilimkurgulardan biri… Üçlemeye dördüncü kardeş de geldi: Extras! Yazar, son kitabı henüz Türkçe’ye çevrilmeden, tüm seri ve edebiyatının ardındaki felsefi yaklaşımı hakkındaki sorularımızı yanıtladı…

Yaşadığımız dünya acımasız… Modernite, ülkeler arasındaki sınırları kaldırsa da insanlar arasındaki farklılıkları daha belirgin hatlarla çiziyor. Küreselleşmeyle yeşeren ekonomi politikaları sayesinde yepyeni bir sistemimiz oldu. Bu da dünya için, güneş sistemi içinde kalabilmenin yanı sıra ayrı bir varoluş meselesi ortaya çıkardı. Değerler, yargılar ve bilinçdışı koşullandırmalarla ‘özel’ alanlara hapsedilen ‘modern insan’, doğumundan ölümüne dek kendine şu üç temel soruyu sormak zorunda: “Güzel miyim?”, “Çirkin miyim?”, “Özel’liklerim nedir?” Bu soruları reddedip cevaplamayan ya da karşı çıkanların başına ne gelir dersiniz? Bingo! Siz cevabı verene kadar sistem o ‘asi’yi kapı dışarı etti bile!

İşte bu yüzden acımasız bir dünya burası; hep bir şey olmaya, bir yere ait olmaya zorlandığımız için… Üstelik bizim üzerimizde ve nereden geldiği, nasıl dayatıldığı belli olmayan bir zorlama bu. Amerikan bilimkurgu edebiyatının genç kuşak duayenlerinden yazar Scott Westerfeld’in Çirkinler üçlemesi de tam bu nokta üzerinden yapıyor sistem eleştirisini. Çirkin olarak doğan ergenlik çağındaki Tally 16 yaşına geldiğinde ‘kural gereği’ bir ameliyatla güzelleştiriliyor. Sonra da bu güzelden, teşkilata hizmet edecek özel bir ajan elde ediliyor. Hikâye, sistemin kategorize ettiği insanları sürdüğü distopik bir evrende geçiyor…

Medya ikonalarına özendirilen ve tektipleştirilen toplumda bu baskıdan en çok etkilenen, henüz kimliklerini oturtamamış genç kızlar ve erkeklerdir… ‘Tek dişi kalmış canavar’ için iyi birer av olan çocuklar ve ergenlere yazılmış bu fantastik üçleme, gerçekdışı bir kurgu olsa da, iyi okuyan gözlerin önüne hayata dair en acımasız gerçekleri seriyor…

Çirkinler üçlemeniz dünyada epey ses getirdi. Gençler için bilimkurgu yazma fikri nereden çıktı?

Gençler, yetişkinlere kıyasla daha geniş bir okuma kapasitesine sahipler ve sanırım hangi türden okuduklarıyla da çok fazla ilgilenmiyorlar. Bir çocuk, aynı anda, gizemli bir hikâye, bir biyografi, fantastik bir roman ve yanında da kurmaca olmayan bir kitap okuyabilir. Yetişkinler ise okuduklarını seçmeye meyillidirler, tıpkı meslek seçer gibi. Bu yüzden, gençler okusun diye hazırladığım bilimkurgu için okuyucu bulma konusunda hiç endişem olmadı.

Üçlemeniz dünyada çok satanlar listesinin başlarında görünüyor… Bir yazar olarak bu başarıyı yaşamak nasıl bir his?

Bu kadar çok ülkede kitabımın basılmış ve çok satılmış olması harika bir duygu. Neticede, her profesyonel yazar bir okuyucu kitlesi oluşsun ister. Ancak bu yüksek rakamlardan çok, bana haz veren şey gençleri okumaya teşvik ediyor olmak. Yetişkinler için yazdığım dönemlerde olduğundan çok daha fazla hayran mektubu alıyorum ve bu mektuplardaki duygular
çok daha yoğun. Genç okuyucular gerçekten okudukları şeye göre değişiyorlar, ve bu gelişirken dünyayı keşfetme sürecinin bir parçası olabilmek mükemmel.

Seri distopik bir evrende geçiyor. Ütopik ve distopik evren arasındaki farktan bahseder misiniz?

Ütopyalar, gerçek olamayacak kadar iyi yerlerdir. Distopyalar ise yaşamak bile istemeyeceğiniz türdendir. Bu, en çok sevdiğimiz ve en çok korktuğumuz unsurları büyüteç altına alarak, kendi dünyamızı değerlendirmemiz açısından çok güzel bir yol.

Seriye adını veren ilk kitap Çirkinler’de baş kahramanımız 15 yaşındaki Tally Youngblood. 15 yaşına kadar çirkin olan bu kız, güzelleşmek için 16. yaş gününü bekliyor. ‘Güzellik ve estetik’ kavramları size neyi ifade ediyor?

Araştırmalar gösteriyor ki, güzel insanlar, patronları, arkadaşları ve eşleri tarafından daha iyi muamele görüyor. Çekici çocuklar daha iyi dereceler alıyor (kontrollü deneylere göre tam olarak aynı çalışma için) ve istatistiksel olarak hukuki açıdan daha düşük oranda belaya bulaşıyorlar. Toplumumuzda, güzellik, kuşkusuz her şeyden önce bir –özür gerektirmeyecek– önyargı unsuru olarak kabul ediliyor. Bunun üzerine ben de bir bilimkurgu yazarı olarak kendime sordum: “Toplumda güzelliğe karşı oluşan bu önyargıyı dengelemek için ne tür adımlar atılmalı? Ve bunun nihai sonuçları muhtemelen ne olabilir?”

Kapitalizm güzelleştirme propagandası güdüyor ama bir taraftan da güzellere aptallığı yakıştırıyor. Ancak çirkinlere de tahammülü yok. Ciddiye alınmak için ‘özel’ olmak şart mı?(!) Bu bağlamda, seri sistemin politikasıyla ilgili ne söylüyor?

Çirkinler de, magazin fotoğraflarının rötuşlanmadan önceki ve sonraki hallerinin ne kadar değiştiğinden etkilenmişlerdir. Görsel efekt sektöründe çalışan yengem, zamanının çoğunu film oyuncularının ten rengini ve görünüşünü düzeltip iyileştirmeye harcıyor. Yani, sadece gençler kendilerini sürekli profesyonel olarak güzelleştirilmiş insanlarla kıyaslamak zorunda bırakılmıyor. Üstüne üstlük ünlüler de görünüşleriyle resmen kandırıyorlar.

Hikâyede Çirkinler diğer insanlardan ayrı bir bölgeye gönderiliyorlar. Gelecek, dünyaya daha çok uzaklaşma ve yabancılaşma mı getirecek?

Günümüzde, insanlar eskisine nazaran çok daha yakınlaşmış haldeler. Bu, internet ve diğer iletişim teknolojileri sayesinde oldu. Ancak, çirkinlerin dünyasında, bizim eski sistemimiz çöktü, böylelikle iyiyi de kötünün yanında yaktılar. ‘Çirkinler’, bir sürü insanın etkileşim içinde olduklarında neler olabileceğinden korkarlar. Ama yanılıyorlar, bence bugünün birlikteliği gayet güzel.

Seriyi üçleme olarak düşünmüş, ama henüz dilimize çevrilmeyen dördüncü kitap Extras’ı yazmışsınız. 2010 son baharında çıkacak bu kitaba dair ipucu verir misiniz?

Bu kitap, Çirkinler sona erdikten birkaç yıl sonra hazırlandı. Buradaki dünya Tally’ninkinden çok daha farklı ve burada önemli olan şey güzellik yerine ün!

Güzeller
Çirkinler
Özeller
Scott Westerfeld
Çeviren: Niran Elçi
Tudem Yayınları

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz