İyi Kitap

Haydi saklambaç oynamaya…

Haydi saklambaç oynamaya…

Özlem KONUR USTA

Yaprak Moralı’nın Kimsecikler Yok mu adlı kitabı, çocukluğun unutulmaz oyunu saklambacın heyecanına davet ediyor sizi ve küçük yavrunuzu. Hem de sırf okuyarak değil, resimlerine bakarak da bir saklambaç ziyafeti çekiyorsunuz birlikte. Hadi, saklanmayan ebe, sobe.

Babaannemin oturduğu apartman kocaman bir bahçenin içindeydi. Bu bahçe babaanneme yaptığımız zorunlu ziyaretlerde vazgeçilmez oyun alanımızdı. Zorunlu dediysem, bunlar tatsız değil, neşeli ziyaretlerdi. O koca bahçede neler neler oynardık! Sek sek, çin çan, elim sende, yakantop…

En çok da saklambaç oynardık. Yemek saatlerine bile aldırmadan, hava kararana kadar doyamazdık oyuna. “Hadi yemeğe,” diye seslenmekten yorulan zavallı babaannem, en sonunda, üzerine yoğurt sürdüğü ekmekleri elimize verirdi. Kısacık bir moladan sonra yeniden oyuna koşardık.

Kimi zaman bahçenin duvarı kimi zaman da apartmanın kuytusu saklardı bizi ebeden. “Saklanmayan ebe,” sesini duyunca, görülme korkusuyla birlikte hissedilen sobeleme heyecanı her defasında yeniden oynama isteği uyandırırdı. Bir defa daha, bir defa daha…

Yaprak Moralı’nın Kimsecikler Yok mu adlı kitabı o heyecanı hatırlattı bana. Hatırlattı demek hafif kalıyor aslında. Kitabı okurken bir de baktım ki kitabın kahramanlarından biri olmuşum. Tırtılı, fareyi, arıcığı, salyangozu kitabın sayfaları arasında aramaya koyulmuşum.

Hikâyemiz eğlenceli bir pijama partisiyle başlıyor. Aya ve kardeşi Tan, en sevdikleri arkadaşları Kitapobur Fare, Çalışkan Arı, yemeğe karşı büyük bir zaafı olan Tırtıl (ben şahidim gerçekten de zaafı var, onu her sayfada elinde bir başka meyveyi ısırırken görüyoruz), Uykucu Salyangoz ile Konuşkan Baykuş’u evlerine davet ederler. Bol kahkahalı bir gecenin sonunda uykuya dalarlar. Sabah olduğunda Tan ve Aya sevimli arkadaşlarının yatakta olmadığını fark ederler ve onları
aramaya koyulurlar. Kendi odalarının ardından banyo, koridor, yatak odası, salon ve mutfağın her yanını ararlar. Ama bir türlü arkadaşlarını bulamazlar. Tan ve Aya’nın hınzır arkadaşları her defasında saklanmayı başarır.

BİR HİKÂYEYİ PAYLAŞMAK
Tan, Aya ve beş sevimli arkadaşı arasındaki saklambaç oyunu, okuyucuyu da kendine çekerek sayfalar boyunca sürüyor. Aslında bu kitapta sözden çok resim öne çıkıyor. Öyle ki, kitabı okumayı bir kenara bırakıp siz de bu sevimli dostları aramaya koyuluyorsunuz. Kimsecikler Yok mu, kitaplarla yeni tanışan miniklerin kitapokur dostluğunu kalıcı kılmak için etkili bir araç.

Kitabın sonlarına doğru hikâye biraz uzamış da olsa, Kimsecikler Yok mu övgüyü hak ediyor. Yaprak Moralı, resim yeteneğini kullanarak çocukların en sevdiği oyunu kitap sayfalarına taşımış. Doğrusu, okul öncesi çocukları için hem okuma kitabı hem de bir oyun aracı yaratmış.

Bir de not: Can Yayınları, çocuk kitaplarının en başında, “Birlikte Okuyalım” başlığıyla sıcacık bir uyarıda bulunuyor. Çocuklar, iki yaş civarlarında, birlikte bir şeyler yapma isteğinin de etkisiyle, ellerine aldıkları kitaplarla anne ve babalarının etrafında, “Oku,” diye pervane oluyorlar. Üç yaşa doğru çocuktaki bu istek giderek azalıyor. Artık kendi kendine oyun oynamayı bilen, hayal gücünü daha etkin olarak kullanabilen çocuk, bebeğini ya da arabasını önüne alıp tek başına
oyun oynayabiliyor. Can Yayınları’nın “Birlikte Okuyalım” uyarısı, her seferinde beni silkeleyip kendime getiriyor. Günlük yaşamın koşuşturmacası içinde birçok anne-baba, çocuğunu günde yalnızca bir-iki saat görebiliyor. Bu değerli zamanı ne kadar kaliteli geçireceğimiz tamamen bize kalmış. Zamanı kaliteli geçirmenin en güzel yollarından biri de onunla bir hikâyeyi paylaşmak olmalı. Bu güzel uyarı için Can Yayınları’na teşekkürler…

 

Kimsecikler Yok mu?
Yaprak Moralı
Can Çocuk Yayınları
36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz