İyi Kitap

İyilikle kötülüğün savaşı

İyilikle kötülüğün savaşı

Sema ULUS

Aysun Pekşen, Kayıp Ülke Aldorian’da, bir öteki dünya kurgusu ile Tayland’ı kendine arka plan alan bir gezi anlatısını birleştirmiş. İyilikle kötülüğün ezeli çarpışmasına üstelik bir de sıkı kovalamaca eşlik ediyor. Bu kitabı okurken hem bilgilenecek hem de heyecandan yerinizde duramayacaksınız.

Hem fantazyanın hem gezi türünün, hem de gençlik edebiyatının bir örneği olarak değerlendirebileceğimiz Kayıp Ülke Aldorian, sürükleyici ve eğlenceli bir kitap. Aslında iki kız kardeşin yaz tatili için aileleriyle birlikte çıktıkları Tayland seyahatini anlatarak açılan roman, bir süre sonra yolculuk içinde yolculuk temasıyla ilerliyor.

Elif 14 yaşında, kız kardeşi Deniz’se 10. Okullarında başarılı, evlerinde mutlu, şahane çocuklar bunlar. Eğitimli, sosyo-ekonomik standartları yüksek, yurtdışı tatillerini seven bir aileleri var. Anne babaları, tatil için turla çıkılacak bir Tayland gezisi organize ettiğinde, okudukları gezi kitaplarının da etkisiyle, egzotik tatillerin hayallerini kuran çocuklar çok sevinir. Daha Tayland’a gitmeden gerekli araştırmaları yapar ve en başından itibaren renkli ve büyülü bir tatilin kendilerini beklediğini anlarlar; tıpkı biz okurlar gibi. Elif ’in yaptığı ön araştırma sayesinde, okuduğumuz kitaptan beklediğimizden fazlasını alacağımızı anlarız.
Roman, başından sonuna gezi anekdotlarıyla ilerliyor. Bölgeye özgü turistik detaylar ve kültürel notlar, çizilen bir yol haritası boyunca bize eşlik ediyor. Üstelik karakterlerin gezip gördüğü coğrafyaya ilişkin hiçbir detay laf olsun diye verilmemiş; tümü romana son derece iyi yedirilmiş.

Ama Tayland seyahatinden daha öncelikli başka bir seyahatimiz var üzerinde konuşulacak: Aldorian seyahati! Elif, adı bile bilinmeyen, kayıp bir ülkeye nasıl seyahat edebilir peki? Rüyasında mı? Kısmen.

Şöyle ki: Boynunda, kırmızı taşı olan bir kolye taşıyan Elif, kimi zaman “farklı” yerlere gittiğini, kendi dünyasına ait olmayan bazı insanlarla tanış olduğunu hisseder. Belki okuduğu onca kitabın etkisiyle, belki de rüyalarının bıraktığı izle… Fakat kırmızı taş sahicidir. Zaman zaman ısınmasından, zaman zaman da buz kesmesinden anlar bunu Elif. Üstelik içinde bir sızı taşımaktadır. İnsanın çok yakınını kaybettiğinde hissettiğine benzer, derin bir sızı. Manasını çözemese de, bu
sızının boynunda taşıdığı kolyeyle bir bağlantısı olduğunu sezmektedir.

TAYLAND’DA KOVALAMACA
Aldorian, eski ve kayıp bir uygarlıktır. Günümüzle ve dünyamızla ilişkisi sürmektedir. Kimi gizli geçitler yardımıyla ve tabii bazı hokus pokus numaralarıyla, iki dünya arasında seyahat eden tipler görürüz. Biri iyiliği diğeri kötülüğü temsil eden Agus ve Avesta, romanımızın kahramanı olan iki Aldorianlıdır. İyi olan Agus, Elif ’i korumak, onu Aldorian hakkında bilgilendirmek, ama daha da önemlisi, Elif ’e gerçekte kim olduğunu hatırlatmak üzere dünyadadır. Elif, kayıp uygarlığı kurtaracak prensestir! Kötü adam Avesta ise Elif ’in boynundaki taşın peşindedir. Taşın diğer parçasını elinde bulunduran Avesta, iki taşı birleştirdiğinde, Aldorian’ın ve hatta tüm dünyanın, tarihin efendisi olacaktır. Böyle bir durumda 3. Dünya Savaşı’nın çıkması sürpriz olmayacaktır.

İşte hikâye bu yolculuk etrafında örülür. Avesta’nın bu taşı dünya üzerinde bilinmeyen bir mağarada sakladığını düşünen Agus ve Elif, dünya barışı adına taşın peşine düşerken; Avestada Elif ’in boynundaki taşın peşine düşmüştür. Sıkı bir kovalamaca var anlayacağınız. Üstelik ne tesadüftür ki, kahramanlarımız, Avesta’nın taşı, tam da Elif ve ailesinin tatil güzergâhı üzerindeki bir adada sakladığını tahmin etmektedirler. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz o sıkı kovalamaca, turistik bir arka plana imkân verir.

AGUS İLE AVESTA
Son olarak Aldorian’ın bu iki temsilcisinin isimleri üzerine bir iki söz söylenebilir:

Agus, Farsça kökenli bir kelime: Sığınılacak yer, kucak anlamına geliyor. Elif, zor zamanlarında içinden üç kere “Agus” der ve böylelikle tehlikeden kaçabilir.
Agus’a, onun gücüne sığınır bir anlamda. Avesta ise en eski tek tanrılı din olarak bilinen Zerdüşt dininin kutsal kitabının adıdır. Sürekli siyahlar giyinen, yüzünde Mısır hiyerogliflerine benzeyen dövmeler taşıyan bu adamı, Pers İmparatorluğu’nun resmi dini olan Zerdüştlüğün kitabıyla ilişkilendiren bir şey var mı, emin değilim. Zerdüştlerin, kötülüğün karanlıktan geldiğine inanmaları olabilir mi bu bağ? Belki. (Yine belki bilgisizliğimden olsa gerek, kötü karakterin adının Avesta olmasına içerledim.)

Aslında çok iyi bir sömestir kitabı olabilirmiş Kayıp Ülke Aldorian. Ebeveynler de dâhil kaçıranlar, ikinci dönemin okuma listesine ekleyebilirler bu kitabı.

Kayıp Ülke Aldorian
Aysun Pekşen
Turkuvaz Yayınları / 268 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz