İyi Kitap

Oyna ama kendini kaptırma!

Oyna ama kendini kaptırma!

Banu BOZDEMİR

Avusturyalı yazar Ursula Poznanski’nin Erebos adlı kitabı, bilgisayar oyunlarının bilhassa gençlerin dünyasında giderek daha fazla yer tuttuğu ve bunun çeşitli sakıncalarının gündeme geldiği günümüzde, oyun ile yaşam arasındaki girift ilişkiye dikkat çekiyor.

Her daim yeni yazarlarla tanışmanın peşindeyseniz işte size bir fırsat! Pegasus Yayınları bizi yeni bir yazarla tanıştırıyor: Ursula Poznanski. 2005 Viyana Çocuk ve Gençlik Kitap Ödülü sahibi olan Avusturyalı yazarın Erebos adlı kitabı, oyun dünyasının gerçekliğine uzanıyor, daha doğrusu onun gündelik yaşamın içine sızan daha derin anlamlarını keşfetmeyi amaçlıyor.

Erebos, Yunan mitolojisinde “karanlık yeraltı dünyası” anlamına geliyor. Yani insanların ölünce gittikleri yer demek. Kitap da adını bu karanlık dünyadan esinlenilerek hazırlanan bir bilgisayar oyunundan alıyor. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, gençlerin okula gidip gevezelik ettikleri, aşk derdine düştükleri ergen dünyası anlatılıyor. Herkesin bir sırlar evreninin kapısını aralarcasına içine girdiği oyun dünyası ise daha çok güç savaşlarına odaklanıyor. Ama gerçek dünyaya fazlasıyla sızıntı veriyor. Kahramanımız Nick adında bir ergen. Oyuna kendisini o kadar kaptırıyor ki ödevlerini bir kenara itiyor, birisinin kendisini gözlediği duygusuna kapılıp ürperse de bu gizemli dünyadan bir türlü kopamıyor…

Kitabın oyun bölümleri keşif, tanışma, savaşma, mücadele ve hızlı kurguyla geçtiği için açıkçası ben kendi adıma çok keyif alamadım. Yani yerleri ve zamanı değişen tekrarlar bütünü gibi geldi biraz! Nick’in bir cd içinde ulaştığı oyunda okul arkadaşları da yer aldığı için hepsini bir de oyun içindeki karakterleriyle algılamaya çalışıyoruz. Colin kim olabilir ya da Aisha oyundaki hangi kişi? Bu meraka biraz da Nick sayesinde sürükleniyoruz. Oyun, yani Erobos, hem sürükleyici hem bağlayıcı, ama bir yerde gerçeğe ulaşmayı engelleyerek kahredici bir hal alıyor.

GÜÇ SAVAŞLARI
Oyunun karakterleri vampirlerden oluşuyor. Yani istediğiniz vampiri seçip oyunu oynayabiliyorsunuz. Tabii kitapta daha genişletilmiş bir  karakterler bütünü ve mekân algısı var! Bir de sanki gerçek bir insanla konuşuyormuşçasına bir gerçeklik. Ama ilk konuşulan kişinin bir ölü olması, nasıl bir oyuna adım atıldığının da göstergesi… Oyunda ölüm de yaşam da doğal. Ama tehlike gerçek hayata bulaşınca, orada problem başlıyor. Nick oyunun gizeminden sıyrılıyor ve gerçeklerin peşine düşüyor. Erebos gerçek hayatla oyunu birbirine bağlayan ve bunu nasıl yaptığını “sır” olarak tutan kitap. Yani daha doğrusu bunu öğrenmek için kitabı okumanız gerek! Kitabın kalınlığına aldanmayın, zira akıcı bir uslubu var. Okurken Erebos’un oyun dünyasından çok hoşlanmadığımı söylemiştim, o yüzden Nick ve arkadaşlarını etkisi altına alan bölümlere bir an önce ulaşmak için daha hızlı okuduğumu itiraf etmeliyim… Sonlara doğru oyunun etkisi azalıyor ve kahramanımızın Erebos’un hayatlarına sızan etkisini araştırması kitabın hâkim teması oluyor ve sonuçta, “çıkarlar dünyasının” bir kez daha devrede olduğunu görüyoruz…

OYUN MU GERÇEK Mİ
Kitapta gerilim, macera ve fantastik tatlar var. Bunların mutlaka birisinin peşine düşeceksiniz! Erebos’u oyunlar dünyasına meraklı bir kadın yazarın kaleme almış olması da ilginç tabii. Genelde erkekler bilgisayar oyunlarına daha fazla meraklı olduğundan, böyle bir kitabı bir erkeğin yazdığını düşünmek daha kolay geliyor insana.

Bilgisayar oyunlarının bilhassa gençlerin dünyasında giderek daha fazla yer tuttuğu ve bunun çeşitli sakıncalarının gündeme geldiği günümüzde, kitap bu oyunları sadece oyun olarak algılamamamız gerektiğini, onlardan hayatımızı etkileyecek derecede etkileniyor olabileceğimizi hatırlatıyor. Düşünsenize, uykunuzu alamamış, kafanız darmadağınık bir halde güne başladığınızı ve gerçek yaşamdaki sorunlardan çok bilgisayardaki oyuna kafayı taktığınızı. Tam bir felaket! O yüzden oyun dünyasının tüm gizemine karşın, bizi bekleyen tehlikeleri sıralıyor Poznanski. Kısaca mesajı şu oluyor: Oyna ama kendini kaptırma!

Erebos
Ursula Poznanski
Çeviren: İlhan Yabantaş
Pegasus Yayınları
480 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve “Sevgilim İstanbul” programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan “Rejans Tarihi” ve “Rejans Yemekleri” kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, “Çevremi Seviyorum” adı altında on iki tane “çevreci”, üç tane fantastik çevre temalı toplam 20 adet çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı “Leylalı Haller” yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, ileri haber, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlere ve festivallere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema atölyeleri düzenliyor.

Yorum yaz