İyi Kitap

Ölümsüzlüğün çaresi…

Kamuran Demirkesen’in Karga Agarak Apango adlı kitabı, daha büyük yaştaki çocuklara yönelik
resimli kitaplara iyi bir örnek. Tutsaklık, tembellik, yaratıcılık, sanat, dostluk gibi temaları Hakan
Celayir’in özgün resimleri eşliğinde az sözle, yalın bir şekilde anlatıyor.

Nurduran DUMAN

Her varlığın temel sorunudur “varlığını sürdürmek”. Kimi bunun sorun olduğunun farkına bile varmadan, günlük yaşamın sevinçleri, kaygıları içinde var olur gider, sonra da üstünde durup da yazmadığı, hatta anlatmadığı bu hikâye bitmiş olur. Kimi ise bunu bir mesele olarak sahiplenir; değil fiziksel dünyadaki varlığını sürdürmek, öldükten sonra da kendi hikâyesiyle hep var kalabilmek ister. Aslında çoğunluk, üreyip dünyaya kendinden bir parça (DNA) bırakarak, bu konuda kendini olumlu sonuca varmış kabul ettiği için onlara göre ortada bir sorun da yoktur. Ancak bazıları için durum böyle değildir. Onlar bireysel varlıklarının, doğrudan kendini ifade etme doğal ihtiyacının sonucunda ortaya çıkardıklarıyla öldükten sonra da devam etmesi için çabalar. Öykümüzdeki heykeltıraş gibi… Bir de toplumsal varlıklarının sürmesi için gayret gösterenler vardır. Öykümüzün kahramanı Karga Agarak Apango gibi…

TUTSAK HEYKELTRAŞ
Karga Agarak Apango, Kamuran Demirkesen’in kalemi ve Hakan Celayir’in özgün resimleriyle hayat bulan yeni bir karga kahraman. Agarak Apango, sayıları giderek azalan, soyu tükenmekte olan bir türün önderi. Koruma altına alınmaları onu pek mutlu etmiyor, soyunun varlığını sürdürmenin yollarını aramak üzere yollara düşüyor. Karşılaştığı ve “Yok olup gitmemek için ne yapıyorsunuz?” diye sorduğu, soyu azalmaya başlamış başka canlıların tehlikenin farkında olmaması, kiminin de koruma altında olmayı yeterli görüp yaşayıp gitmesi, onu daha da uzaklara sürüklüyor ve sonuçta Anveriyan Şatosu’na geliyor. Demirkesen, öykünün bu noktasından itibaren kargaya, zorbalık, tutsaklık, tembellik, onur, yaratıcılık, sanat, dostluk gibi diğer insani konulara kanat çırptırıyor. Anveriyan Şatosu, zalim ve zorba Kral Lakartop’un dağ başında kurulmuş sürgün yeri. İşte burada, bir sürgün olan ve kralın heykelini tamamlayana kadar hapisle cezalandırılmış
heykeltıraş Nameylus ile Karga Agarak Apango’nun yolları, hatta yazgıları birleşiyor; dert ve devaları birbirine bağlanıyor.

HEYKELLERİN DİLİ
Soylu kişilerin heykelini yapmaktan hoşlanmayan, başladığı her işi yarım bırakan Nameylus, sanatı kadar tembelliğiyle de ün salmış biri. Mecburen başladığı kralın heykelini de tamamlayamadığı için ömrünü dış dünyayla bağlantısı kesilmiş bu yerde geçiriyor, yeni yarım heykeller yapmaya devam ediyor. Ama bu sadece işin görünen yüzü, çünkü heykellere dikkatli bakınca bunun tembellik ya da başladığı işi yarım bırakmakla ilgisi olmadığı kolaylıkla anlaşılabiliyor. Nameylus, Agarak Apango’ya kendi de söylüyor zaten: “Bir heykele başlıyorum, tam bitirmek üzereyken başka bir
düşünce aklıma geliyor. Hemen aklıma gelen heykele başlıyorum. Tamam, oldu diyemeden yeni bir heykel fikri doğuyor kafamda. Bu kez ona başlıyorum ve bu böyle sürüp gidiyor. Sonra geriye dönüp baktığımda öncekinde eksik olan yanın sonraki heykelime esin verdiğini, onda tamamlanıp hayat bulduğunu anlıyorum. Bu da çok hoşuma gidiyor.”

Nameylus, heykelinin yapılmasıyla varlığını sürdüreceğini düşünen, unutulmamak, iyi hatırlanmak arzusuyla yanıp tutuşan zalim kralın heykelini de çoktan tamamlamış aslında. Yıllar sonra, heykellere bakmasını bilenler zalim kralın gerçek yüzünü görecekler. Nameylus, ona şatodan kaçış yolunu göstermesi karşılığında, karganın da derdine sanatın bu “sonsuz kılma” özelliğiyle çare buluyor. Onun soyunun sürmesine yardımcı olamasa da, heykelini yaparak bu dünyada yaşadığını gelecektekilere ispat ediyor. “Yıllar yıllar sonra Nameylus’un topraktan çıkarılan olağanüstü güzellikteki heykellerinde Karga Agarak Apango uçuyor, uçuyor…”

Nokta koymadan, Karga Agarak Apango’nun sözleri üzerinden minik bir not: “Dünyadaki tüm hayvan türlerinin liderleri doğadaki tüm canlılarla konuşur.” Kulak kesilmekte fayda var…

Karga Agarak Apango
Kamuran Demirkesen
Resimleyen: Hakan Celayir
Nesin Yayınevi, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz