İyi Kitap

Okul öncesi çağına hitap eden Ay’ı Kim Çaldı, iki Rus sanatçının yaratıcı ve esin verici dünyasını
önümüze seriyor. Resimler her yaştan okurun ilgisini çekecek kadar şahane, öykü ise öğreticiliğe
kaçmadan satır aralarına yerleştirilmiş pek çok küçük mesajla dolu.

Nurduran DUMAN

Ayın güzelliğini fark edip de büyüsüne kapılan çocukların arasında, büyüyünce astronot olmak istemeyen var mıdır acaba? Ya da büyüyüp başka meslek edinmiş olsa da onun sihirli dünyasına uğramayı ihmal eden yetişkin sayısı kaçtır? Kişi ayın etkisi altına girmeye görsün, çocuk ya da büyüyüp yetişkin olsun, bir “ay çocuğu”dur artık. Ay birçoklarına mehtabıyla romantik anlar vaat edebilir, evet, ancak asıl “bir başına” (ama yalnız değil) olanın ereği, arzusu, uğraşı, sevdalısıdır. Bu kişiler, aya bakıp hayallere dalmakla kalmaz, astronot olamasalar da üstüne ütopyalar kurar, hakkında kitaplar yazarlar; dahası o kitapların kahramanı olurlar.

Ay’ı Kim Çaldı’nın kahramanı Berk de aya bakmayı, onu sevmeyi iş edinen, ona bir gün ayak basmayı hayal eden “ay çocukları”ndan biri. Berk’in çatı katındaki odasında göğü görebildiği bir penceresi var; kuşları, uçakları, bulutları ve elbette ayı izliyor oradan. Bir soğuk kasım akşamı, ayın o gece hangi şekilde olduğunu görmek için göğe baktığında, ne yazık ki onu göremiyor ve endişeleniyor; onu kimin çaldığını merak edip aramaya çıkıyor. Öykünün geçtiği zamanın gece olması Berk için de okurlar için de gececil hayvanların bazılarını tanımak üzere güzel bir olanak sunuyor. Öykü boyunca Berk’in birebir iletişime geçtiği kirpi, tilki, porsuk, köstebek ile baykuşun özel yaşamalarından hoş bir âna Vlad Gerasimov’un harika resimleriyle konukluk
etmek son derece iç açıcı. Berk ne de olsa nazik biri, ayı kimin çaldığını araştırırken hiçbirini suçlayacak biçimde sormuyor sorusunu, kimsenin kalbini kırmak istemiyor.

Öğreniyoruz ki kirpi yiyecek aramak, tilki yavrularıyla oynamak, porsuk komşu kedinin mamasını yemek, köstebek tünelde çukur kazmak ve çayının yanına lezzetli soluncalar aramak ile meşgulmüş ay ortadan kaybolduğunda. Neyse ki sonunda baykuştan öğrendiği bir gerçekle sorusuna yanıt buluyor Berk. Ay çalınmış değil, yalnızca bulutların arkasında kalmış. Ve mutlu son; iple çektiği ertesi gece aya kavuşuyor ve yine rüyasında astronot olduğunu görüyor.

Kırmızı gözlü ağaç kurbağası, karıncayiyen, yarasa, mürekkepbalığı, anakonda, cırboğa, kivi, kar leoparı gibi diğer bazı gececil hayvanlar da sevimli mi sevimli bakıyorlar Gerasimov’un çizgileriyle. Sayfalar arasından üstünüze atladı atlayacaklar ya da siz yabani olduklarına bakmayıp, içlerinden birini alıvereceksiniz kucağınıza. Renkli, akılda kalıcı derecede sevimli çizilmiş bu hayvanlara hemen kanınız kaynıyor. Ayın -bir peynir dilimi gibi- çalınmış olma olasılığını işleyen resimlerdeki temaların her biri çok eğlenceli, üstelik bu temalar her hayvanın özelliğine göre çizildikleri
için de öğretici. Resimlerde, çalınmış ayın gökte kalan boşluğu, kitap kapağında gökteki ayak izleri gibi birçok ayrıntı, durup baktırıcı, gidip dönüp tekrar baktırıcı, gülümsetici…

Evet, “bulut” diye bir doğa gerçeği var. Bazen bulutlar ayın, yıldızların ve hatta güneşin önüne geçerler, ancak bulutların önlerini kapaması onların orada olmadığı anlamına gelmez. Berk bir doğa olayını öğrendiği, nezaket kurallarını uyguladığı, kimsenin kalbini kırmadığı, sorusuna yanıt bulmak için araştırma yapmayı deneyimlediği bu olaydan bir başka ders de çıkarabilir. Şimdi olmasa bile birkaç yıl sonra bunun üstünde düşünmek böylece ona iyi bir yol olabilir: Moralimizin bozulduğu, bazen işlerin istediğimiz gibi gitmediği karamsar günlerde, hava bize karanlık ve puslu gelebilir, ancak güneşin ve yıldızların, bulutların arkasında olduğu, bizim için parlamaya devam ettikleri, ayın da olduğu yerde sevgimizi kabul etmeyi sürdürdüğü bir gerçektir. Önünde sonunda gelecek olan yarın, bu yüzden aydınlık bir gün ve gece demektir.

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz