İyi Kitap

Bu omletler neden uçuyor?

Bu omletler neden uçuyor?

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Niran Elçi’nin Adamı Zorla Cadı Yaparlar adlı kitabında tanışmıştık Cimcime’yle. Cimcime’nin maceraları devam ediyor: Sevimli kahramanımız şimdi de yeni arkadaşı Kurabi ve beraber uçurdukları omletleri ile karşımızda.

Adamı Zorla Cadı Yaparlar kitabında zorla cadı yapılan Cimcime’yi, sıkıntılarına kendi yöntemleri ile göğüs germeye çalışan zeki ve haylaz bir kız olarak tanımıştık. Yine başına açtığı işlere ve akılcı çözümlerine şahit olacağımız Cimcime, bu öyküsünde sorumluluk kavramıyla tanışıyor. Kitapta Niran Elçi’ye kelimeleriyle Matthew Thompson, çizgileriyle Serap Deliorman eşlik ediyor.

Şüphesiz ki her evde bu sıkıntı yaşanıyordur: Evin tüm işleri annenin üzerindedir, ailenin diğer fertleri sorumluluklarını pek kovalamaz ve nihayetinde anne mutlaka isyan edip ev halkını harekete geçirir. Cimcimelerin evinde de buna benzer bir olay Kurabi’nin gelişiyle patlak veriyor. Kurabi, Cimcime’nin ablası Nazlı’nın matematik öğretmeninin köpeği ve hafta sonunu geçirmek üzere Cimcimelere konuk oluyor. Fakat evin annesi Gönül Hanım’ın bu davetsiz misafirden haberi yok. Üstelik evde yapılacak onca işi olmasına rağmen hafta sonu da çalışması ve ziyaretine gelecek annesini ağırlaması gerekiyor. Hal böyle olunca, Gönül Hanım isyan bayrağını çekip ev işlerini tek başına halletme görevinden kendini azat ediyor. Bu haklı tepkinin neticesinde Cimcime, ablası Nazlı ve babası Mehmet Bey hatalarını anlayıp üzerlerine düşeni yapmak için kolları sıvıyorlar. Ee malum, hayat müşterek. Unutmak olmaz.

ANNE İSYAN EDERSE

Bu olayın hemen ertesi sabahı, şansını zorlarcasına Kurabi’nin pek de hoş olmayan sürprizi ile gün olaylı başlayınca Gönül Hanım, “Ben işe gidiyorum. Evde temizlenecek yer mi var? Halledin! Karnınız mı acıktı? Halledin! Annem ziyarete mi geliyor? Eh, size iyi şanslar! Halledin!” diyerek bizimkileri sorunlarıyla (ya da sorumluluklarıyla) baş başa bırakıyor. Ama bizimkilerdeki bu sorumluluk bilinci anneanne Münevver Hanım’ın gelişiyle beraber yine yerini tembelliğe bırakıyor. Bir de yetmezmişçesine müşkülpesentlik ettiklerinde ise Münevver Hanım aynı kızı gibi, onlara bir ders vermeyi uygun görüyor: “Karıştırılmış, çalkalanmış, çevrilmiş, Kurabi’den kurtarılmış yumurta.”

ADİL BİR İŞ BÖLÜMÜ

Bir sonraki sabah konu kahvaltıdan açılınca, Münevver Hanım kahvaltıyı hazırlama görevini hiç üzerine almayıp, kızlara son derece sakin bir şekilde, dün sırasını savdığını, şimdi iş sırasının onlarda olduğunu söylüyor. İş başa düşünce Cimcime atılıp “Ben yapabilirim! Annem yaparken izlemiştim,” diyerek kolları sıvıyor. Tabii işler pek de düşündüğü kadar kolay olmuyor. Cimcime yumurtayı istediği kıvama getirebilmek için birçok özgün yöntem deniyor. Çırpma kapları geliyor, kavanozlar gidiyor, çatallar geliyor, çırpma telleri gidiyor derken, sonunda pişirme konusunda Nazlı’dan aldığı destekle başarılı oluyor. Fakat iş omleti çevirmeye gelince, Cimcime yine kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor. Bu aşamada, pek iyi anlaştığı Kurabi’nin de yardımlarını görmezden gelmek olmaz. İşte zaten hikâyenin adının neden Kurabi’ye Uçan Omlet olduğu, bu çözülme noktasında ortaya çıkıyor. Sonuç olarak Cimcime yine aklını ve becerisini kullanarak bu zorlu sınavın da üstesinden geliyor. Üstelik kendi emeğiyle yaptığı bir yemeği ailesiyle beraber paylaşmanın tadına varıp keyifle gülümsüyor. Evet, Kurabi’nin gelişi evde kısa süreliğine bir gerginlik yaşanmasına sebep olsa da kızların adil bir görev paylaşımı ile işlerin daha kolay halledildiğini öğrenmeleri için iyi bir fırsat oluyor ve nihayetinde her şey tatlıya bağlanıyor.

Kurabi’ye Uçan Omlet, beraber yaşarken sadece keyifli şeyleri değil, yapılması gereken işleri ve çözülmesi gereken problemleri de paylaşmanın gerekliliğini anımsatırken, sorumlu bir birey olmanın erken yaşta eğilmekle doğru orantılı olduğunu da gözler önüne seriyor.

Kurabi’ye Uçan Omlet Niran Elçi, Matthew Thompson Resimleyen: Serap Deliorman Tudem Yayınları, 72 sayfa

Kurabi’ye Uçan Omlet Niran Elçi, Matthew Thompson Resimleyen: Serap Deliorman Tudem Yayınları, 72 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz