İyi Kitap

Doğanın sırları…

Doğanın sırları…

Can Göknil Keçeci Bayram ve Anka Kuşu’nda, kaybolan zanaatlarımızdan birini, keçeciliği konu ediniyor. Alta serdiği keçenin üzerine masallardan motifler yerleştiriyor ve pastel renklerle keçeye boyanmış Anka Kuşu, bir Ege köyünde yetim Ali’nin öyküsüyle buluşuyor…

Bayram’la anası Zeliha, güler yüzüyle bilinen bir köyde yaşıyorlardı.

Bayram keçeciliği meslek edinmişti, yünü annesinin koyunlarından, keçilerinden alırdı. Ege’nin geçmişinden süzülen söylenceleri resmederdi keçelerine. Küçüklüğünde annesinden dinlediği masallardaki kahramanlar Bayram’ın hünerli ellerinde canlanıverirdi.

Babadan kalma tezgâhta gece gündüz demeden çalışır, duvar halılarını, şalları, yatak örtülerini, çantaları, terlikleri masal masal süslerdi.

Bayram ile annesi mutluydu.

Tek dertleri komşunun oğlu Ali’ydi. Ali’nin anası da babası da o küçükken ölmüş. Delikanlı tek başına kalınca işi avareliğe vurmuş. Ele güne avuç açıyor. Bir iki gün ırgatlık edip helalinden para kazanırsa onunla da içiyor. Zeliha çok öğüt verdi Ali’ye ama söz dinlemez ki haylaz. Bayram da “Ali abi, gel dükkâna, üç-beş kuruş kazanırsın,” dediydi ama boşuna. Ali’nin çalışmaya niyeti yok.

Sürüyü çayıra Zeliha Ana götürürdü. Gençti, güçlüydü, zaten çoban tutacak halleri de yoktu. Hayvanlar duru ırmakların suyunu içip, taptaze otları yedikçe tüyleri güzelleşiyordu. Zeliha çok severdi garipleri. İnsanın yüzüne tuhaf tuhaf bakmaları hoşuna giderdi kadının. İşi az olursa keçilerinin uzun tüylerini bir güzel fırçalardı.

Bayram senede bir kez tıraş ederdi hepsini. Keçiler cascavlak kalınca, “Pembe pembe oldu bebelerim,” derdi Zeliha Ana.

Zeliha kırpılmış yünleri bir torbaya doldurur ırmağa yıkamaya götürürdü. Islakken birbirine yapışan tüyleri evlerinin damına serip güneşte kurumaya bırakırdı. Evleri keçi keçi kokardı tüyler ıslakken. Kurudu mu hepsini birbirinden ayırmak gerekirdi. Yünleşmiş tüyler puf puf, pamuk kadar yumuşak oluncaya kadar uğraşırdı Zeliha Ana. Saatlerce diderdi yünleri.

En yumuşaklarını da boyardı Zeliha. Bu zor bir işti ama kadın ustaydı. Ona renkleri ağaçlar veya çalı kökleri verirdi.

Köyde Alizarin derlerdi Fes Otu’na. Kırmızı kökleri kaynatılınca fes kırmızısı yayılırdı kazanda kaynayan suya.

Mevsiminde ayva kabuğunu ve çekirdeğini ocağa koydu mu, oğlunun çok sevdiği gece lacivertini elde ederdi. Kahverengi için ceviz yaprağına soğan kabuğu katardı. Dikkat isterdi, özen isterdi boya işleri. Kazana beklemiş soğan kabuğu girerse su, kül rengini bulurdu.

Zeliha köklerin sırlarını, renklerin gizemini iyi bilirdi.

Keçeci Bayram ve Anka Kuşu Can Göknil Can Çocuk Yayınları, 32 sayfa

Keçeci Bayram ve Anka Kuşu Can Göknil Can Çocuk Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz