İyi Kitap

Adım Anton, ben bir çoban köpeğiyim…

Adım Anton, ben bir çoban köpeğiyim…

Köpekler düşünür mü? Bir köpek konuşsaydı sizce neler söylerdi? Peki, bir köpeğin gözüne insanlar nasıl görünüyor olabilir? Tüm bu soruların yanıtı bol ödüllü Alman yazar Jutta Richter’in kitabı Bir Köpeğin Samimi İtirafları’nda.

Şimdi sana ufaklıktan bahsedeceğim! O benim gözümün nuru, gün ışığım, günlerimin neşesi. Beni Anton diye çağırdı mı, o çan gibi çın çın sesiyle, kulağıma sanki Brendon diyormuş gibi gelir. Beni doğru dürüst okşamasını bilen tek kişi o. Öyle yumuşacık, hafifçecik elleri var ki, postun üzerinde bir köpek dili gibi kayar. Ufaklık benden azıcık uzun, ama susuz kalmış bir gri sığır gibi böğürebilir, bir boğa gibi tepinebilir, bir burma boynuzlu koyun gibi meleyip altın çakal gibi uluyabilir. Kediyi gördü mü bir tepinmeye, melemeye ve kükremeye başlıyor ki, Mizzi ondan şeytandan korkar gibi korkuyor! Ufaklık gelir gelmez kedigil en iyi yerden kalkıp ya kanepenin altına kaçıyor ya da mutfak dolabının arkasına. Ve bir daha da çıkmıyor. Seviyorum bu çocuğu! O benim oyun arkadaşım. O benim yoldaşım. İkimiz bir arada rakipsiziz. Hele o kokusu yok mu! Süt ve çikolata kokusu! Mmmmh! O benimle bisküvilerini ve sucuğunu paylaşıyor, sevmediği peynirlerini veriyor, hatta bazen çikolata parçalarını yere düşürüyor! Ben de onun tasımdan su içmesine izin veriyorum. Çok iyi beceriyor. Neredeyse dilinin diğerlerininkinden daha uzun olduğuna inanacağım. Bizi birbirimize bağlayan bir şey daha var: Benim suyumu lıkırdattı mı, Emily’yle Friedbert bir koşu gelip ona da “şşşt’” ve “hayır” diye bağırıyorlar. Daha küçükken dört ayak üstünde yürüyüşe mükemmelen hâkimdi. Neredeyse benim kadar hızlıydı. Ama onu dört ayak üstünde yürüme alışkanlığından vazgeçirdiler, artık diğerleri gibi iki ayak üzerinde yürüyor. Başlangıçta çok zorlandı, hep ayağı takıldı, düştü. Gözyaşlarını yaladım ve ona göz kulak olacağıma söz verdim. Artık gezmeye gittiğimizde tasmama sıkıca tutunuyor. Bu biraz sıkıcı çünkü tavşan kovalayamıyorum. Ama söz konusu olan onun emniyeti. En önemlisi bu. Ferenc Amcam derdi ki, yavrular sürünün en güçsüzleridir ve onlara göz kulak olmak çoban köpeğinin görevidir. Burma boynuzlu koyunlar için de insanlar için de aynısı geçerli.

Ufaklık tıpkı benim gibi çoğunlukla yerde yaşıyor. En çok da benimle birlikte masanın altında uzanmayı seviyor. Akşamları sütünü hep orada içer. Kocaman plastik emzikli bir şişesi var. Emzik yumuşacık, bazen benim de emmeme izin verir. O zaman kendimi eski günlerdeki gibi hissederim, sanki annemin koynunda memesini emiyormuşum gibi. Ta o vakitler bile mesele en iyi yerlerdi. Biz köpekler kör doğarız ama memelerin nerede olduğunu santimi santimine biliriz. Kokusunu alırız ve kim en sütlü memeyi emmeyi başarırsa en hızlı büyüyen o olur, sürü başı olma yeteneği ondadır. Köpek yaşamı başından sonuna bir mücadeledir. Kardeşlerini itip kakarak uzaklaştırmak zorundasındır. Ama asla başkalarının seni itip kakmasına izin veremezsin. En iyi yeri bir kere kaybettin mi bir daha kolay kolay geri kazanamazsın. Ana bağrındaki en iyi yer her zaman ortasıdır. Kardeşlerin seni iki yandan sıcak tutar ve tatlı sütü lıkır lıkır içersin. Bunu hemen anladım. Bela ve Bratko daha yavaştı, daha zayıftı, Bence’den bahsetmiyorum bile. Onun sonunda kocaman bir çoban köpeğine dönüşmüş olması bir mucize çünkü küçükken hep en kenarda kalır ve açlıktan sızlana sızlana uykuya dalardı.

Bir Köpeğin Samimi İtirafları Jutta Richter Resimleyen: Hildegard Müller Çeviren: Tuvana Gülcan Hayykitap, 120 sayfa

Bir Köpeğin Samimi İtirafları Jutta Richter Resimleyen: Hildegard Müller Çeviren: Tuvana Gülcan Hayykitap, 120 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz