İyi Kitap

Bisiklet paylaşmayı öğrenmektir…

Bisiklet paylaşmayı öğrenmektir…

Tuğba ERİŞ

Bisiklet özgürlüktür. Bisiklet tutkudur ve bisiklet çocukluktur. Ferda İzbudak Akıncı Bisiklet Yarışçıları’nda bisikletin tüm bu anlamlarına, paylaşmanın önemini ve insanın paylaşmayı öğrenmeden gerçek anlamda büyüyemeyeceğini de ekliyor.

Ya bisikletiniz yoktur ve bisikleti olan arkadaşlarınızı gıptayla izlemektesinizdir ya da bisikletiniz vardır ama mahallenin en fiyakalı bisikletiyle bir tur atmak için yanıp tutuşmaktasınızdır. Çare o sihirli cümlede: “Bi’ tur versene.” Çocuklukta en çok sarf edilen ya da işitilen cümlelerden biri de budur herhâlde. Gerçi “bir tur” pedal çevirmek isteyen için umut vaat etse de, 24 vitesli, kontra frenli, gıcır gıcır bisikletini paylaşmak istemeyen için zaman zaman azap dolu bir ifadedir. Ama zaten bisiklet paylaşmak değil midir?

ARKADAŞLARI GERİDE BIRAKMAK

Ferda İzbudak Akıncı’nın Bisiklet Yarışçıları’ndaki Sur da karne hediyesi olarak mavi pırıl pırıl bir bisiklet alıyor anne babasından. Yaz tatili yeni evlerine taşınma ve yerleşme telaşıyla geçtiğinden, sonrasında da okullar açılıp kış bastırdığından bisikletine fazla binemiyor ama yarıyıl tatilinde ilk işi yeni taşındıkları sitede dolaşmak oluyor. Çok geçmeden aynı sitede oturan arkadaşları Can ve Birgül de katılıyor ona, tatilin ve güzel havaların tadını doyasıya çıkarıyorlar. Ama Sur’un bisikletiyle, arkadaşlarıyla ve hatta ailesiyle olan ilişkisi, internette dolanırken Bisiklet Federasyonu’nun yarış takvimine rastlamasıyla değişiyor. Federasyonun sonbaharda düzenleyeceği yarışa katılmak ve birinci olmak için delice bir istek duyan Sur çalışmaya karar veriyor. Bahçe ve site çevresi hız yapmak için elverişli olmadığından sitenin yanındaki yamacı aşınca ulaşılan düzlüğü gözüne kestiriyor. Yarış konusunu açtığı Can ve Birgül de Sur’a katılıyor, böylece her cumartesi buluşup düzlükte çalışmaya karar veriyorlar. Ama daha ilk çalışma gününde Sur arkadaşlarını orada bırakıp fırlıyor ve uçarcasına sürüyor. Neden böyle yaptığını, sonrasında onlara açıklayamıyor, zira kendisi de bilmiyor, ayakları pedalları sanki istem dışı çeviriyor. Yarış başlamadan ileri atılan ve neredeyse bir saat sonra dönen Sur’a ilkin bozulmayan arkadaşları, aynı şey iki üç defa daha tekrarlanınca durumdan hiç keyif almamaya başlıyorlar.

İLLE DE KAZANMAK

Sur gene jet gibi bisiklet sürdüğü bir cumartesiden sonra ateşleniyor, doktor şimdilik sadece üst solunum yolunda iltihaplanma olduğunu söylüyor. Kendine dikkat etmesini, yorulmamasını, terli kalmamasını tembihliyor ama Sur yarış tutkusuna bir kez kapılmış durumda. Kendisi hasta yatağında yatarken arkadaşları yarış için çalışmaya devam ediyorlar ya, onların bu işte giderek daha iyi olma ihtimalleri Sur’u korkutuyor. Cumartesi günü evde dinlenmesi gerekirken bisikletini alıp gizlice evden sıvışıyor ve yine çok terlediği, öksürüklere boğulduğu, sırt ağrılarına tutulduğu bir gezintiden sonra hastalığı kötüleşiyor.

Hastane günlerinin ardından Sur uzun bir süre okula gidemiyor. Annesi hastalığının kalıcı zararlar vermesinden korktuğu kadar sınıfı tekrar etmesinden ve lise sınavında başarılı olamamasından da endişeleniyor. Bütün bunlar birleşince ortaya çıkan bisiklet yasağının ardından Sur tamamen içine kapanıyor. Derslerinden koptuğu kadar ailesinden ve arkadaşlarından da uzaklaşıyor. Yarış tutkusu bile zayıflıyor.

Sur’un nasıl toparlandığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkisini nasıl düzelttiğini ve tabii yarışı kazanıp kazanamadığını Bisiklet Yarışçıları’nı okuyacaklara bırakalım ama Sur’un büyüyüp hayatı tanıdıkça paylaşmayı öğrendiğini de söylemeden geçmeyelim.

Bisikleti sadece çocukluk dönemiyle ilintilendirmek haksızlık olur ama belki de o aylaklığa, o özgürlük tutkusuna çocukluk daha çok yakıştığı için teşneyiz buna. Ancak “Bi’ tur versene”nin tadı her yaşta başka tabii!

Bisiklet Yarışçıları  Ferda İzbudak Akıncı Tudem Yayınları, 160 sayfa

Bisiklet Yarışçıları
Ferda İzbudak Akıncı Tudem Yayınları, 160 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz