İyi Kitap

Büyüme yorgunluğu…

Büyüme yorgunluğu…

Betül DÜNDER

Hollanda’nın umut verici genç yazarlarından Esther Gerritsen’in Türkçedeki bu ilk romanı, 2011 Libris Literatuur ödülüne aday gösterilmiş. 13 yaşındaki bir kız çocuğunun steril bir ortamda, mükemmelliyetçi bir aile içinde yaşadığı büyüme sancısını düş-delilik, farklılık-değişim hattında veriyor yazar.

“Ülke Edebiyatı” tamlamasını nasıl okur, düşünür, yorumlarsınız, bilmiyorum. Ancak ben özellikle dergi takipçilerinin, bu tamlamanın içini dolduran kültürel kodlardan bihaber olmadıklarını düşünürüm. Farklı ülkelerden farklı notlar çıkarmayı, ortaklıklar üzerine kafa yormayı alışkanlık hâline getirmiş olduklarını varsayarım. İyidir çünkü bu. Uzakdoğu’dan bir metin okumakla Orta Avrupa’dan ya da Amerika’dan gelen bir metni okumak farklıdır çünkü. Bu anlamda dil de tonlama da ironi de çeşitlenir, ayrışır. Gündelik hayatın tekrarlarında o coğrafyanın insan iklimleri vardır, metinler aracılığıyla o toplumun çoğunluğunun reflekslerini kavrayabilmeniz olasıdır. O yüzden iyi çeviri, “candır”… Filiz Yarlıbucak Salman Hollandaca aslından çevirmiş Esther Gerritsen’in Süper Güvercin adlı kitabını. Hiç boşluk bırakmadan, hedeflenen “ergen/genç” okur kitlesini dil oyunları ile ürkütmeyecek şekilde.

ÇOK UZAK FAZLA YAKIN

Kitabın kapağındaki ,“Bazı insanlar yanlış vücutta dünyaya gelirler, bazıları ise yanlış görevlerle” cümlesi ile kapaktaki kız çocuğunun mavi gözlerindeki derinlik arasında bir denklem oluşturmak ilk an için mümkün değil. Ancak kitabın son cümlesinden çıkıp kapağına son bir bakış attığınızda, o kız çocuğunun gözünüzde yaşadığı başkalaşmaya şaşırma ve irkilme ihtimaliniz var, unutmayın!

Gerritsen, kitabı Bonnie’nin, yani 13 yaşındaki bir kız çocuğunun ağzından yazmış. Anne babası iyi birer tercüman olan, oldukça steril diyebileceğimiz bir hayat yaşayan bir kız çocuğunun ergenlik –tam olarak erinlikten bahsetmeliyiz aslında– dönemine dair izdüşümlerin yoğun olduğu bir kitap bu. Bilindiği gibi, “bütün otoritelerin 11-21 yaş arasında tanımladığı döneme ergenlik denmekte. Kızlarda 10-15, erkeklerde 11-15 yaş dilimleri erinlik/ buluğ, 15’ten 20’ye kadar olan dönem de ergenlik olarak tanımlanmaktadır.” Bu iki dönemin iç içe geçmişliği dışında, erinlik döneminin çocukluğa, ergenliğin de yetişkinliğe mesafesinin kısalığının her iki dönemin duygulanımlarında ve ortak sorunlarında ana belirleyen olduklarını söylemeliyiz öncelikle. Zira kitabın başından itibaren bütün sıkıntılı, bedbaht ve kendini kurcalayan hâlleriyle Bonnie tam bir buluğ dönemi çizgisi çeker karakter olarak. Yazar bunu bilinçli ve orantılı olarak kitaba yaymış.

MERHAMET YERİNE ANLAYIŞ

İlkin ebeveyn eleştirisi ile karşılaşırız, ancak bu eleştiri alışılagelen şekilde ailenin hor görülmesi, beğenilmemesi değil, bilakis Bonnie’nin mükemmel ailesinin standardına ulaşamama endişesiyle cebelleşmesi olarak kalır aklımızda. Oldukça geç diyeceğimiz bir yaşta mucize kabilinden kızları dünyaya gelmiştir ve kendi ütülü hayatlarına dâhil olduğu günden itibaren de bütün taşkınlıklarına sebat göstererek onu bir nevi ehlileştirmeye, her şeyi “normalleştirmeye” çalışmışlardır. Bonnie çevresindeki tüm insanlar için durumu şu cümleyle ifade eder: “Görmeyerek baş ediyorlar.”

Evin içindeki ağır, düzenli havanın içinde, hiçbir kusura, hataya yer açmayan mükemmeliyetçi insanların elinde buluğ dönemi yaşamanın nasıl bir yorgunluk olduğunu, düş-delilik, farklılıkdeğişim hattında veriyor yazar. Kendini insanların yazgısını değiştirebilecek, küçük çabalarla/kanat çırpışlarıyla “ölmemelerini” sağlayabilecek bir kurtarıcı olarak gören/düşleyen; ama her şeyden önce buna “inanmış” bir kız çocuğunun, ailesiyle ve güzelliğinden etkilenip kendine bir idol olarak seçtiği okul arkadaşı Ine ile birlikte geçirdiği zamanın kurgusunda, belki de kendi ile çarpışacaktır okur. Bu kitabı elimize bir ebeveyn olarak aldığımızda, bizi rahatsız edecek bir yığın şeyle karşılaşacağımızı bilmeliyiz. Buluğ döneminde birey olmanın savaşımını veren çocukları biraz da karşılarına geçerek değil, içeriden görerek okuyabilmek için sıkı bir davranış eleştirisi de içeren bu kitaba zaman ayırmalı. Belki merhametimiz anlayışımızla yer değiştirir.

Dönelim ilk başa. Hollandalı bir yazarın kaleminden havalanan bu güvercini okuduktan sonra; acaba diyorum, Türkiyeli bir güvercin olarak kaç çocuk böyle kendi içinden değişip, biz kendimizle, birbirimizle cebelleşirken gökyüzüne çarpıp duruyor?

Süper Güvercin  Esther Gerritsen Çeviren: Filiz Yarlıbucak Salman  Trend Yayınevi, 160 sayfa

Süper Güvercin
Esther Gerritsen Çeviren: Filiz Yarlıbucak Salman
Trend Yayınevi, 160 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz