İyi Kitap

Banu AKSOY

Çiğdem Kaplangı kitabında çocuklara çok önemli bir şey öğütlüyor: Bakış açısını değiştirebilmek. Sorunları kanıksayıp aynı yılgınlıkla yaşamaya devam edip mutsuzluğu kabul mü edeceğiz? Yoksa mutsuzluğa çözüm bulmak için hareket mi geçeceğiz?

Hiç gülmediğiniz bir gün oldu mu? Sabah gözünüzü açarsınız ve o çok sevdiğiniz güneş ışıklarının o gün odanıza uğramadığını görürsünüz. Yataktan kalkmak tam bir eziyettir. Yorganı bin bir çabayla sıyırıp atsanız bile ayakları yataktan aşağı salmak işkence gibidir. Üzerinize çöken o miskinlik, bıkkınlık halini silkip atamazsınız. Hani diyelim ki bunu başardınız, o ayakları terliklerin içine sokmak (hem de ikisini birden!), banyoya kadar sürünmek (ki sudan karaya evrilen canlılar bile sizden daha şevklidir sürünme konusunda) büyük çaba ister. Evin dışında da işler çok iyi değildir. Yer gök gridir. Ah şu güneş! Bir de inadı tutar da günler boyu bulutların arkasına saklanırsa, mutsuzluk hissi üstünüze iyice yapışıp kalır. Size bir haberim var: Bilim insanları buna “mevsimsel depresyon” diyor. Evlerden ırak! Özellikle Kuzey ülkelerinde çok yaygın olan bu durumun tedavisi ışık. Sonbahar ve kış aylarında bu dertle sık sık karşılaşıyorsanız merak etmeyin, geçecek. Şunun şurasında bahara ne kaldı?

Peki ya bu mutsuzluk hissi tüm hayatımıza egemen olsaydı? Sadece biz değil, ülkedeki her insan mutsuz, bezgin ve yorgun olsaydı? Hiç çekilmez, değil mi? Ne var ki Kuzey Krallığı’nın halkının yaşadığı tam olarak buymuş. Kralı Sulusepken düşünüp duruyormuş. Ülkede refah yerli yerindeymiş. Yiyecek içecek bolmuş; insanların başlarını sokacakları birer evi varmış; hastalık yokmuş. Ama herkes mutsuzmuş. Kral gözyaşları akıta akıta mutsuzluğa bir çare aramaya başlamış. Ülkenin dört bir yanına haber salmış; bilginler, büyücüler, falcılar gelmiş. Çözüm önerisi ise hiç umulmadık birinden, Berber Çatlakayna’dan gelmiş. Mutluluğun anahtarının güneşte olduğunu söyleyen berber, güneşin ışınlarını ülkeye çekmek için sıra dışı bir yöntem önermiş ve uygulamaya koyulmuş.

Çiğdem Kaplangı’nın yazdığı, Emine Bora’nın resimlediği “Kahraman Berber Mutsuzluğa Karşı”, Yapı Kredi Yayınları Doğan Kardeş kitaplığının “Daha Güzel Bir Dünya İçin” serisinden çıktı.

Çiğdem Kaplangı kitabında çocuklara elbette depresyonun tanımı yapmıyor. Ancak çok önemli bir şey söylüyor: Bakış açısını değiştirebilmek. Sorunları kabul edip aynı yılgınlıkla yaşamaya devam edip mutsuzluğu kabul mü edeceğiz? Yoksa mutsuzluğa çözüm bulmak için hareket mi geçeceğiz? İşin kilit noktası da tam olarak burası. Kralın içinde bulunduğu durumdan çıkmak için verdiği mücadele ve diğerlerinin verdiği katkı hiç de azımsanmamalı.

Çocukluğu çeşitli ülkelerde geçen ve farklı kültürleri tanıyan Çiğdem Kaplangı, psikoloji eğitimi almış. Üniversite yıllarında Latin Amerika edebiyatıyla ilgilenen, reklamcılık yapan, çeşitli dergiler için yazılar yazan Kaplangı, reklam ve şarkı sözü yazarlığı da yapmış. Kitaplarında dostluk, sevgi, umut gibi temalar kullanan yazarın tüm kitaplarını birleştiren ana unsur ise müzik.

İlk kitabı “Aramızda Beyaz Bir Çizgi”de birbirine dargın iki kenti küçük bir kızın söylediği şarkılar
barıştırıyor.

“Bozuk Müzik Kutusu” karanlıktan korkan çocukların uyumasına yardım eden müzik kutusunu tamir etmek ve oğluna nihayet güzel bir uyku uyutmayı isteyen bir babanın öyküsünü anlatıyor. “Yıldız Kuşu”nun başkahramanı ise şarkılarıyla insanlara yardım eden, yıldız tozundan mamul bir dostluk kuşu. Kitaplarında müziği mutluluğa eşdeğer kılan Kaplangı, “Kahraman Berber Mutsuzluğa Karşı”da da bu kuralı bozmamış:

Kahraman Berber gelince

Güneş açtı içimde

Kuzeyde, kuzeyde

Kahkahalar çınlıyor bak dinle.

Kahraman Berber Mutsuzluğa Karşı Çiğdem Kaplangı Resimleyen: Emine Bora Yapı Kredi Yayınları, 52 sayfa

Kahraman Berber Mutsuzluğa Karşı
Çiğdem Kaplangı
Resimleyen: Emine Bora
Yapı Kredi Yayınları, 52 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz