İyi Kitap

Sızlanmak, homurdanmak, hırlamak, şikâyet etmek, kükremek, söylenmek, teşekkür nedir bilmemek, hiçbir şeyden memnun olmamak, neşeden köşe bucak kaçmak, mutlu olmaya cesaret edememek, hatta eskiden çocuk olduğunu unutup çocuklardan nefret etmek… İşte huysuz olmak bunları gerektirir.

Yazan: Sima Özkan

Huysuz bir ayı olmaksa tüm bunlardan çok daha fazlasıdır. Sizin hikâyenizi anlatsalar, hatta o kitabın kapağına sizi koysalar bile okurunuza arkanızı dönmeniz gerekir. Çünkü canınız hep sıkkındır. O kocaman ağzınızdan, bu yazının girişindeki, hani huysuzlara yakışır o ifadeler dökülür hep.
Bu yüzden bu kitabın kahramanı huysuz ayı Huysuz, kendine kocaman bir ev inşa etmiştir ki sıkıntısı bu evde rahat rahat yayılabilsin. Yazarı ve çizeri de ne yapsa boş. Güneşi sevmez, yağmurdan hiç hoşlanmaz, misafircilik oynamak hiç ona göre değil. Üstelik huysuzluğunda bencildir de: “Burada ancak benim canım sıkkın olabilir, bunu herkesin bildiğini sanıyordum.”
Sonra birden Tingeli çıkar karşısına sayfaların birinde. Neşeli, renkli, meraklı, acayip bir canlıdır o da. Huysuz’un arkadaşı olmayı koymuştur, içinden renkler geçen kafasına. Ortam Huysuz için fazla neşeli oluverir onun varlığıyla. Sonra hikâyeye gri balıkçıllar, Marie, İmparator Penguen, tavşanlar ve başka canlılar da dâhil olur. Ama Huysuz, huysuzluğundan kolay kolay vazgeçmez. İnsanların da huysuzluktan vazgeçmeye niyeti yoktur:
“‘İnsanlar neden bu kadar şikâyet ediyor?’ diye sordu küçük bir gri balıkçıl. ‘Belki de yapacak çok şeyleri olduğundandır,’ diye yanıtladı Marie. ‘Peki neden yapacak çok şeyleri var?’ ‘Çünkü para kazanmak zorundalar,’ dedi Marie.”
Kitabın çizeri, Jutta Bauer, 2008’de Astrid
Lindgren Ödülü’ne aday gösterilmiş ve 2010 yılında da Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanmış bir çizer. Hem yazıp hem resimlediği Selma’dan sonra Huysuz, Türkçesini okuyabildiğimiz ikinci kitabı. Huysuz’un ve diğer hayvanların duygularının yüz ifadelerindeki naif yansımaları hayranlık uyandırıcı.
Kitabın hikâyesine gelince, belki çeviriden belki redaksiyonun yeterince titiz olmamasından, okurken bazen çok huysuzlandım. Eksik olan bir şeyler vardı sanki. Şimdi ben de huysuz bir ayı oldum. Bu kadar homurtu yeter. Havet!

Sızlanmak, homurdanmak, hırlamak, şikâyet etmek, kükremek, söylenmek, teşekkür nedir bilmemek, hiçbir şeyden memnun olmamak, neşeden köşe bucak kaçmak, mutlu olmaya cesaret edememek, hatta eskiden çocuk olduğunu unutup çocuklardan nefret etmek… İşte huysuz olmak bunları gerektirir.
Huysuz bir ayı olmaksa tüm bunlardan çok daha fazlasıdır. Sizin hikâyenizi anlatsalar, hatta o kitabın kapağına sizi koysalar bile okurunuza arkanızı dönmeniz gerekir. Çünkü canınız hep sıkkındır. O kocaman ağzınızdan, bu yazının girişindeki, hani huysuzlara yakışır o ifadeler dökülür hep.
Bu yüzden bu kitabın kahramanı huysuz ayı Huysuz, kendine kocaman bir ev inşa etmiştir ki sıkıntısı bu evde rahat rahat yayılabilsin. Yazarı ve çizeri de ne yapsa boş. Güneşi sevmez, yağmurdan hiç hoşlanmaz, misafircilik oynamak hiç ona göre değil. Üstelik huysuzluğunda bencildir de: “Burada ancak benim canım sıkkın olabilir, bunu herkesin bildiğini sanıyordum.”
Sonra birden Tingeli çıkar karşısına sayfaların birinde. Neşeli, renkli, meraklı, acayip bir canlıdır o da. Huysuz’un arkadaşı olmayı koymuştur, içinden renkler geçen kafasına. Ortam Huysuz için fazla neşeli oluverir onun varlığıyla. Sonra hikâyeye gri balıkçıllar, Marie, İmparator Penguen, tavşanlar ve başka canlılar da dâhil olur. Ama Huysuz, huysuzluğundan kolay kolay vazgeçmez. İnsanların da huysuzluktan vazgeçmeye niyeti yoktur:
“‘İnsanlar neden bu kadar şikâyet ediyor?’ diye sordu küçük bir gri balıkçıl. ‘Belki de yapacak çok şeyleri olduğundandır,’ diye yanıtladı Marie. ‘Peki neden yapacak çok şeyleri var?’ ‘Çünkü para kazanmak zorundalar,’ dedi Marie.”
Kitabın çizeri, Jutta Bauer, 2008’de Astrid
Lindgren Ödülü’ne aday gösterilmiş ve 2010 yılında da Hans Christian Andersen Ödülü’nü kazanmış bir çizer. Hem yazıp hem resimlediği Selma’dan sonra Huysuz, Türkçesini okuyabildiğimiz ikinci kitabı. Huysuz’un ve diğer hayvanların duygularının yüz ifadelerindeki naif yansımaları hayranlık uyandırıcı.
Kitabın hikâyesine gelince, belki çeviriden belki redaksiyonun yeterince titiz olmamasından, okurken bazen çok huysuzlandım. Eksik olan bir şeyler vardı sanki. Şimdi ben de huysuz bir ayı oldum. Bu kadar homurtu yeter. Havet!

 

 

 

Huysuz
Annette Pehnt
Resimleyen: Jutta Bauer
Türkçeleştiren:
Mehmet Barış Albayrak
Kırmızı Kedi Çocuk, 88 Sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Sima Özkan, 1988 yılında Bursa’da dünyaya geldi. Lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümlerinde, yüksek lisans öğrenimini ise Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde tamamladı. Çeşitli yayınevlerine, özellikle çocuk edebiyatı çevirileri ve editörlüğü yaptı. Notos Öykü, Sözcükler, Ç.N. gibi dergilerde edebiyat eleştirileri, şiir çevirileri yayınlandı. Bir yıl kadar, okul öncesi İngilizce öğretmenliği yaptığı dönemde, günlerinin tamamını çocuklara kitaplar okuyarak, onlarla kitaplar ortaya çıkararak geçirdi. Çocuklar için yazdığı resimli kitap serisi Gece ile Gündüz, Final Kültür Sanat Yayınları’ndan çıktı. Şu an Beta Kids’te editörlük yapıyor, çevirmenliği sürdürüyor ve yeni kitapları üzerinde çalışıyor.

Yorum yaz