İyi Kitap

Ayı diyor ki, ben büyüğüm, çok yemeliyim; gelincik diyor ki, ben küçüğüm yiyip büyümeliyim. Ufak bir “Hızır idi-Yunus idi” parodisinden sonra olanlar oluyor…

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Kelimelerin gücünü hafife alamazsınız. Galaksiye saçılmış binlerce sözcükten birkaçını alıp yan yana getirirsiniz ve bir yerlerde, birileri oturduğu yerde kıpırdanmaya başlar. Canlar sıkılabilir, kalpler kırılabilir ya da mutluluktan soluksuz kalınabilir. Bazen onlarla öyle bir formül kurulur ki okuyan kendini hayalden bir denklemin içinde buluverir. Ancak, bana kalırsa sesi kelimelerden çok daha güçlü çıkan bir elçi daha var: çizgiler. Herkese ulaşabilen ve akıllara ok gibi saplanabilen çizimler. Birilerini sürgüne gönderebilecek kadar kuvvetli lekeler. Kimilerini, sahip oldukları onca güce rağmen deliye döndürebilen birikintiler. Onları kimsenin
tercüme etmesine, seslendirmesine, anlatmasına gerek yok. Belki de bu yüzden sessiz kitapların yeri bende apayrı. Belki de kapaklarını açar açmaz ayaklarımı yerden kestikleri ve her sayfada, sayfalarının her miliminde beni benzersiz sahnelerle karşıladıkları için. Örneğin Aaron Becker’ın Journey (Yolculuk) kitabı, içinde yüzlerce kez gezinmiş olmama rağmen her seferinde bana yeni bir “yolculuk” sunabiliyor. Becker’in, kırmızısı yüzümüze patlayan seyahatinden Jörg Mühle’nin sevimli ormanına varalım ve İki Bana, Bir Sana’nın eğlenceli hikâyesine bir göz atalım. Mühle’nin kitabı sessiz değil ama çizimler ve renkler öyküyü epey besliyor. Kitabın kahramanları bir ayı ve bir gelincik. Ayı bir gün ormanda üç mantar buluyor, onları gelinciğe götürüyor. Gelincik de mantarları bir güzel pişiriyor. Tam afiyetle yiyeceklerken, paylaştırma işi meseleye dönüşüveriyor. Ayı diyor ki, ben büyüğüm, çok yemeliyim; gelincik diyor ki, ben küçüğüm yiyip büyümeliyim. Ufak bir “Hızır idi-Yunus idi” parodisinden sonra olanlar oluyor, üçüncü mantar sinsi tilkinin midesine iniveriyor. Yorgan gidince kavga da bitiyor tabii, ama işin kötüsü yemeğin sonunda bir de tatlı niyetine üç çilek var. Ayı ve gelincik arasındaki tartışma çok eğlenceli, ama asıl hoşuma giden gıkı bile çıkmayan tilkinin işgüzarlığı. İşte orada da çizimlerin gücü devreye giriyor. Tilkinin o vurdumduymaz hâli öyle güzel resmedilmiş ki. İki arkadaşın arasındaki çekişmeyi görüyor, hedefine emin adımlarla ilerliyor ve doğru zamanı kollayıp onu mideye indiriveriyor. Üstelik sonrasında yüzünde beliren o mimik, işte bence kitabın kırılma anı orası: tek kelimeyle muhteşem.

 

 

 

İki Bana, Bir Sana
Jörg Mühle
Türkçeleştiren: Selen Akhuy
Kuraldışı Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz