İyi Kitap

Kitabı okumaya başladığımızda bir rüya âlemi atmosferi sarıyor etrafımızı hemen. Clément Lefevre’in çizimleriyle de Alice’in deliğinden yuvarlanıyoruz adeta…

Yazan: Ceyhan Usanmaz

Bazı bilmecelerin cevaplarını doğuştan biliriz sanki. İlk kim sormuştur da öğrenmişizdir, ilk nereden duymuşuzdur hatırlamayız. Bilmece, “Karanlığı çok sever, ışığı hiç sevmez,” diye sorulduğunda belki akla hemen gelmez ama şöyle sorulduğunda, eminim cevabın ne olduğunu daha soruyu tamamlayamadan verecektir herkes: “Ben giderim o gider, yanımda tin tin eder…”

Kitabın küçük kahramanı Ülker’in yanında ise pek “tin tin” ediyor gibi görünmüyor gölgesi. Öğreniyoruz ki 8,5 yaşındaki Ülker Ürker, gölgesinden korkuyor; soyadından da az çok belli ediyor aslında! Peki ama neden korkar ki insan gölgesinden?

Bir insanın gölgesinden korkması çoğumuza ilk bakışta tuhaf görünebilir. Ama kayıtlara geçmiş, hatta her birine özel bir isim verilmiş o kadar çok ve tuhaf korku var ki… Mesela simetrik olmayan şeylerden korkan insanlar da varmış, asimetrifobi deniyormuş bu korkuya. Derinlik korkusuna, yüksek binaların yanından geçmekten korkmaya batofobi; hafızasını kaybetmekten korkmaya amnezifobi; caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkmaya agirofobi; mükemmel olamamaktan korkmaya atelofobi… Çoğu zaman yaşadığımız bir olay nedeniyle de korku başlayabiliyor. Kedilerden, köpeklerden, yılanlardan ya da örümceklerden korkan insanların başına “tatsız” bir olay gelmiş olabilir ama bir insanın saatlerden korkmasını (kronomentrofobi) sağlayacak ne olmuş olabilir! İşte buradan bakınca, Ülker Ürker’in gölgesinden korkması çok da tuhaf gelmiyor gerçekten de…

Ancak yazar Séverine Gauthier, Ülker Ürker’in gölge korkusuyla baş etmeye çalışmasını anlattığı hikâyesinde tuhaflıktan ödün vermemiş yine de. Ülker Ürker’in Akıl Almaz Korkusu kitabını okumaya başladığımızda bir rüya âlemi atmosferi sarıyor etrafımızı hemen. Clément Lefevre’in çizimleriyle de Alice’in deliğinden yeniden yuvarlanıyoruz adeta. İşte kahramanımız Ülker de bir anda kendisini içinde bulduğu tuhaf ormanda, sorularına yanıt arıyor. Gölge korkusunu yenmekte yardımcı olacağını düşündüğü ruh doktoruna da uğruyor, korkudan diken diken olan saçlarını düzeltmesi için ahtapot kollu(!) berbere de… Bir ara Don Kişot’a benzeyen ve korkusuz olduğunu söyleyen bir şövalye de yardım etmeye çalışıyor kendisine, kristal küresiyle geleceği gördüğünü iddia eden bir falcı da…

Hikâyenin tüm bu tuhaflıklarına karşın, yazar Séverine Gauthier’nin gerçeklerle bağını tam anlamıyla koparmadığını özellikle söylemeliyiz elbette. Bir sorgulamaya sürüklüyor hatta bizi. Her korku yersiz ve mutlaka üstesinden gelmemiz gereken bir durum mudur, diye sorarken buluyoruz kendimizi. Kimi zaman bizzat korkularımız değil midir bizi ayakta ve daha önemlisi hayatta tutan? Ülker Ürker de benzer bir yol ayrımıyla karşı karşıya kalıyor; gölgesini reddetmesi mümkün müdür gerçekten de? Onu tamamen ortadan kaldırmalı mı, yoksa bir parçası kabul edip onunla bütünleşmeli midir?

Gerçeklikler ile tuhaflıklar, ciddiyet ile eğlence dengesini iyi tutturmuş bir kitap Ülker Ürker’in Akıl Almaz Korkusu. Kitabının son sayfalarına, fobisi olanlara yardımcı minik bir psikiyatri kılavuzu eklemeyi de ihmal etmemiş
Séverine Gauthier. Mesela “mystaxsupernasusofobi” nin, bıyığının burnunun üstünde çıkması korkusu olduğu yazıyor. Boğazında bir kedi olmasından dolayı sadece somon kroketle beslenmek zorunda olma korkusu da varmış (felinusinfaucesofobi), bir kurdun çok kaygan bir zeminde sizi takip ettiği sırada çoraplı olduğumuzu fark etme korkusu da (lupusinsequoritibialofobi). Peki ya ciddiyetini ve yer çekimini artık sadece havada süzülüp hiç aşağı inmemek üzere kaybetme korkusuna ne demeli? Söz konusu kılavuzda sıralanan bu fobilerin, Ülker Ürker’in Akıl Almaz Korkusu kitabının kahramanlarından “yıldızların ve pek çok kişinin dermanı Ruh Doktoru’nun kaleminden” çıktığını söyleyelim hemen; yoksa gerçeklik ile tuhaflık algımız, yeniden yerine oturamayacak kadar sarsılabilir!

“Yıldızların ve pek çok kişinin dermanı Ruh Doktoru’nun kaleminden” çıkan listede yer almasa da gerçek mi değil mi diye emin olamadığım bir korku daha olduğunu öğrendim: Bibliyofobi, yani “kitap korkusu.” Bibliyofobisi olduğunu öğrendiğimiz biriyle tanışırsak, ona Séverine Gauthier’nin kitabını önerebilir miyiz bu durumda?

Ülker Ürker’in Akıl Almaz Korkusu
Séverine Gauthier
Resimleyen: Clément Lefevre
Türkçeleştiren: Hazel Bilgen
Yapı Kredi Yayınları, 96 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980 Bursa doğumlu. Yayın hayatı sona erene kadar, yaklaşık dokuz yıl, aylık kitap ve eleştiri dergisi Virgül’ü çıkaran ekibin içinde yer aldı. Kanat Kitap'ın kuruluşundan itibaren editörlerinden biri olarak çalıştı. Çeşitli yayınevlerinde serbest editörlük yaptı. Şu sıralar, Açık Radyo'daki haftalık programlarına devam ediyor ve güncel edebiyat dergisi SabitFikir’in genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Yorum yaz