İyi Kitap

Hayal bu, yerinde durur mu?

Kutlukhan KUTLU

Doğan Egmont’tan çıkan iki çizgi roman, Alis Harikalar Diyarı’nda ve Pers Prensi hem büyüklere hem çocuklara hitap ediyor. İlk kitap Lewis Caroll ile Tim Burton’ın fantastik dünyasını birleştirirken, diğeri Binbir Gece Masalları ve Sinbad’ın Serüvenleri gibi mistik anlatılara yaslanıyor.

Daha önce popüler hayal dünyaları hiç bu kadar gezgin, bu kadar faal olmuş muydu acaba? Gerçi haklarını yemeyelim; insanların hayalgücünü ateşleyen öyküler tek bir mecraya demir atmak yerine, kitaptan tiyatro sahnesine, oradan sinema perdesine sıçramaya düşkün olmuştur öteden beri… Gelgelelim son zamanlarda bu trafiğin epeyce artmış olduğu da kesin: Sevilen kahramanlar ve yaşadıkları hayali dünyalar, oyuncaklardan kitaplara, çizgi dizilerden bilgisayar oyunlarına,
romanlardan filmlere büyük bir hızla dolaşıp duruyor. Özellikle de fantastik öyküler söz konusu olduğunda.

Doğan Egmont’un çıkardığı iki çizgi roman, Alis Harikalar Diyarında ve Pers Prensi: Zamanın Kumları, bu dolaşımın iki farklı örneğini oluşturuyor. Aslında bu çizgi romanların ikisi de birer film uyarlaması, ama ikisinin dünyasıyla da ilk olarak söz konusu filmlerde tanışmadık. Alis Harikalar Diyarında elbette ki bundan çok uzun zaman önce bir romanın sayfalarında başlamıştı yolculuğuna; Pers Prensi ise kişisel bilgisayarların yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı 90’ların eşiğinde yapılmış bir bilgisayar oyununun kahramanı olarak.

AYNANIN İÇİNDEN
Bu ikisinden Alis Harikalar Diyarında’nın yeri tabii ki ayrı. Ne de olsa Lewis Carroll’ın eseri gelmiş geçmiş en önemli çocuk kitaplarından biri; adını aldığı hayal alemiyse yazımından bir buçuk asır sonra bile hâlâ en çok sevilen, adı en çok anılan fantastik diyarlar arasında bulunuyor. Dolayısıyla o zamandan bu zamana Alis Harikalar Diyarında’nın başka kitaplara ilham kaynağı olmasının yanı sıra, beyazperdeden tiyatro sahnelerine, televizyon ekranına ve bilgisayar oyunlarına birçok mecrayı defalarca ziyaret etmiş olması da şaşırtıcı değil. Bu uyarlama kalabalığının içinde hikâyenin son uyarlamasının belki de en ilgi çekici yanı, Lewis Carroll’ın tuhaflıklarla dolu hayal dünyasını, “tuhaf vizyonu” ile nam salmış bir başka yaratıcının, yani yönetmen Tim Burton’ın penceresinden görmekti. Alis’in maceralarını anlatan iki Carroll romanının (Alis Harikalar Diyarında ile onun devamı niteliğindeki Aynanın İçinden’in) karakterlerini bir araya getiren bu film, hakikaten de Burton’ın yarı sıcak, yarı karanlık görüntüleriyle alışılmışın dışında bir Harikalar Diyarı çıkardı karşımıza.

ALİS BÜYÜDÜ MÜ?
Alessandro Ferrari’nin yazdığı, Massimiliano Narciso ve Marieke Ferrari’nin resimlediği çizgi roman ise Burton’ın filminde anlatılan öykünün sadık bir uyarlaması. Gelgelelim her ikisi de aslında orijinal Alis Harikalar Diyarında’nın, yani Carroll’ın bu adı taşıyan ilk kitabının düz bir uyarlaması değil. En büyük değişiklik, burada Alis’in romanlardan bildiğimiz o küçük kız değil, on dokuz yaşına gelmiş genç bir kadın olması. Çocukluğuyla birlikte o olağanüstü serüvenlerin anıları da geride kalmış, gerçek hayatın tatsız kuralları küçüklüğünün masal dünyasını puslandırmaya başlamış gibi görünüyor: Harikalar Diyarı’nı ve “Ayna’nın Ötesi”ni sadece rüyâlarından tanıyor artık, oraya yaptığı yolculukların da gerçek değil düş olduğunu sanıyor. Ancak tam da hiç evlenmek istemediği bir genç adamdan evlenme teklifi aldığı sırada gözüne rüyâlarından hatırladığı, o garip, yelekli tavşanın ilişmesiyle, “damat adayı”nı oracıkta bırakıyor… Ve bir
kez daha her tür tuhaflığın mümkün olduğu o masal dünyasında buluyor kendini. Ancak Harikalar Diyarı’nın varlıklarına tekrar yardım edebilmek için öncelikle biraz daha “eski Alis” gibi düşünmesi, yeniden imkânsız şeylere inanabilecek hale gelmesi gerekiyor.

MİSTİK MEKÂNLAR
Tıpkı uyarlandığı film gibi bu çizgi roman da Alis’in serüvenlerini bire bir tekrar üretmekten ziyade onlara yetişkinliğin eşiğinde birinin gözünden bakıyor, çocuk zihninin düşler aracılığıyla insanı özgürleştiren tarafına odaklanıyor. Ayrıca Çılgın Şapkacı, Cheshire Kedisi, Tweedledee ile Tweedledum, tırtıl Absolem ve Kırmızı Kraliçe gibi karakterleri, Tim Burton’ın filmini çağrıştıran, ama tamamen taklit etmeyen resimlerle yeniden yaratıyor (Bu noktada, Burton’ın kariyerine Disney’de çizer olarak başladığını, o yüzden de çizimlerinin bu uyarlamada önemli bir esin kaynağı olarak kullanılmasının normal olduğunu söylemeli). Öykünün
kendisi dışında, kitabın sonunda, çizgi romanın yapılış öyküsünü anlatan ilgi çekici eskizler de bulunuyor.

Pers Prensi’ne gelince… Elbette ki Lewis Carroll’ın ünlü kahramanının uzun geçmişine sahip değil, ne de olsa bilgisayar oyunları gibi son derece genç bir mecrada doğmuş bir karakter. Öte yandan, kökleri epey eskiye uzanan ilham kaynakları var: Binbir Gece Masalları ve Sinbad’ın Serüvenleri gibi Ortadoğu hikâyelerinin mistik mekânlarla, fantastik yaratıklarla, imkânsızı mümkün kılan cisimlerle ve unutulmaz karakterlerle dolu büyüleyici dünyasını mekân tutuyor.

Bugün “Prince of Persia” (Pers Prensi), bilgisayar oyunları âleminin en meşhur serilerinden biri: 1989’da Jordan Mechner’in yarattığı oyun, şimdiye dek on kadar oyuna gebe olmuş bir seri doğurdu. Bu serinin, “kötü kalpli veziri durdurup sevdiği kızı kurtarmak” amacıyla yola çıkmış olan kahramanıysa, dövüş ve özellikle de akrobasi becerileri sayesinde, oyun dünyasının, deyim yerindeyse, başlıca “jönlerinden” biri haline geldi. Yirmi yıldır ortalıkta böyle bir “aksiyon yıldızı” dolaşırken de, vaktiyle Sinbad’a epey ilgi göstermiş Hollywood’un onu görmezden gelmesi beklenemezdi tabii.

Durmak bilmez Prens’i Jake Gyllenhaal’ın oynadığı film, serinin 2003 tarihli oyunu “The Sands of Time”ın öyküsünden yola çıkarak, eski Pers İmparatorluğu’nda geçen, bol kovalamacalı ve dövüşlü bir hikâye anlatıyordu. Bu çizgi roman da filmin senaryosunu adım adım takip ediyor: Hikâyenin kahramanı Dastan, sokaklarda yaşayan küçük bir çocukken, Pers İmparatoru Sharaman tarafından saraya alınıyor ve İmparator’un oğullarından biri olarak yetiştiriliyor. Ancak yıllar sonra Pers güçleri kutsal şehir Alamut’u aldığında, İmparator zehirlenerek öldürülünce, şüphe okları Dastan’a yöneliyor… Bunun üzerine kahramanımız yanında Alamut prensesi, belinde ise zamanı bir dakika geriye götürebilen sihirli hançerle kaçıyor ve bir taraftan yakalanmamaya, bir taraftan da kendisine düzenlenen komployu çözmeye çalışıyor.

Geçen yıl gösterilen filmin başlıca önceliği bilgisayar oyununun akrobasi ve sürekli hareket üzerine kurulu heyecanını perdeye aktarmaktı. Elbette sabit karelerle derdini anlatan bir mecra olduğundan, çizgi romanın bu konuda önemli bir dezavantajı var… Öte yandan Zamanın Kumları görselliğiyle serinin özellikle son dönem oyunlarına yakın bir çizgi izliyor ve Prens’in sihirli dünyasına aşinalık kazanmak için iyi bir fırsat oluşturuyor.

Alis Harikalar Diyarında
Lewis Caroll
Uyarlayan: Alessandro Ferrari
Resimleyen: Massimiliano Narciso
ve Marieke Ferrari
Çeviren: Barış Emre Alkım
Doğan Egmont Yayıncılık
96 sayfa

Pers Prensi: Zamanın Kumları
Kolektif
Çeviren: Barış Emre Alkım
Doğan Egmont Yayıncılık
45 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz