İyi Kitap

Bu günlük başka…

Sevgili Günlüğüm, 8 yaşındaki Cathy’nin annesinin hastaneye yatmasıyla değişen hayatını konu alıyor.
Dedesinin yanına taşınıp yeni bir okula başlamak zorunda kalan küçük kızın, annesinin yokluğuyla ve
hayatındaki değişiklerle başa çıkma çabasını tam da o yaşa uygun bir dille anlatıyor.

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Merhaba arkadaşlar! Bu ayki kitabımızın adı Sevgili Günlüğüm. Öncelikle, adından dolayı yanlış yorumlar yapmayın. Çünkü ben ilk gördüğümde, “Üff, bu kitap da yine o saçma ergen tribindeki kızları ve onların âşık olduğu erkekleri anlatıyordur (bu insanların hepsi de Yunan tanrılarının güzelliğine sahiptir),” diye düsünmüştüm. Ama sonra kitabı karıştırınca hiç öyle olmadığını gördüm. Aslında, önceden söyleyeyim, bu kitap benim normalde yazdığım gruptan biraz daha küçüklere hitap ediyor. Hani 8 yaş ve civarı.

Sevgili Günlüğüm 8 yaşındaki bir kızın günlüğünde bulmayı beklemediğimiz pek çok konuyu içeriyor. Önemli konular anlayacağınız. Kitabın kahramanı Cathy, annesi depresyondan dolayı hastaneye yatan küçük bir kız. Annesi evde olmayınca dedesinin yanında kalmak zorunda. Eh, bayağı sıkıcı gözüküyor, değil mi? Aslında, pek de öyle olmuyor. (Fakat tabii herkesin dedesi Cathy’ninki gibi midir bilemem.) Cathy, annesinin hastaneye yatması ve dedesinin yanına taşınması yetmezmiş gibi, bir de okulunu değiştirmek zorunda kalıyor.

ANNEME NE OLDU?
Küçük kahramanımız değişen hayatıyla başa çıkabilmek için dedesinin de önerisiyle günlük tutmaya başlıyor. Bu arada size bir sır vereyim; kitabın içinde Cathy’nin çizdiği varsayılan çok sempatik resimler var. Tam da 8 yaşındaki bir kızın çizeceği şeylere benziyor. Hayatında olan şeyleri, oyuncaklarını, dedesinin koltuğunu ya da kuzeni Tomy’yi çiziyor. Tomy, Cathy’den iki yaş küçük, yaramaz bir kuzen. Annesi iş seyahatine çıkacağı için bir süreliğine Tomy de dedesinde kalıyor. Böylece Cathy’nin başa çıkması gereken zorluklara bir tane daha ekleniyor.

Kitap genel olarak Cathy’nin hayatındaki zorluklarla nasıl baş ettiğini, onları nasıl daha eğlenceli hale getirdiğini anlatıyor. Yeni okuluna uyum sağlama sürecine de yer veriyor. Başlangıçta o kadar zor görünen bir şeyin sonradan ne kadar güzel olabileceğini naif bir dille anlatıyor. Annesinin yokluğuna alışmaya çalışması, onu tam olarak anlayamamasına rağmen saatlerce bu konuya kafa yorması, insanı gülümsetirken bazen de hüzünlendiriyor.

“KYS” BİR ŞURUP MU?
Kitapta çok hoş espriler de var. Sadece Cathy’nin yaptığı sözlü şakalar değil, romanın kurgusunda yer alan çok hoş bir detay var mesela. Cathy’nin annesinin depresyonda olduğunu daha önce de söylemiştik. Küçük kızın annesi, bir gün öylesine kalakalıyor. Ne yemek yiyor, ne de konuşuyor, hatta yerinden bile kalkmıyor. Bu durumda ne yapacağını bilemeyen Cathy de, daha önce bahsettiğimiz kuzeni Tomy’nin annesini, yani Gemma Teyze’yi arıyor. Teyzesi gelince annesini hastaneye kaldırıyorlar. Doktor, Cathy’ye annesinin tek ihtiyacının birakzık KYS ve hastanede
geçireceği bir kaç hafta olduğunu söylüyor. KYS’nin ne olduğunu ise kitabın en sonunda anlıyoruz (o zamana kadar, Cathy onun bir şurup olduğuna inanıyor, hatta resmini bile çiziyor). En sonunda, kuzeni Tomy’ye yara bandı almak için eczaneye giden Cathy (Tomy’nin ne kadar yaramaz olduğunu hatırlıyorsunuzdur), eczacıya KYS’nin ne olduğunu soruyor. Eczacı bunun dünyadaki en etkili ilaç olduğunu söyleyince, Cathy iyice kafaya koyup araştırmalarını sıkılaştırıyor. Peki, KYS ne mi? Ben söyleyemem, ayıp olur (hahahaa, kötüyüm ben kötüyüm). Ama siz kitabı okuyup öğrenebilirsiniz.

Duyamadım, bir şey mi dediniz? “Peki ya annesi, ona ne oluyor?” diyen birkaç sinek geçiyor buralardan. Hımmm, peki. Bu kitap gerçek bir hayatı anlatıyor arkadaşlar, yani sonunda her şey olabilir. Cathy adlı bu küçük kızın hayatını merak ediyorsanız, kitabı alıp şöyle bir bakın. Belki hoşunuza gider. Böylece annesine ne olduğunu ve KYS’yi de öğrenirsiniz. Haydi, hepinize az okullu bol okumalı günler (Amanınn, büyükler duymasın)!

Sevgili Günlüğüm
Marie Burlington
Resimleyen: Marie Burlington
Çeviren: Gizem Şakar
Timaş Yayınları, 107 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz