İyi Kitap

Mızmız bir “mırnav” nasıl yola gelir?

Çözümsüz görünen durumlara sunduğu alternatifleriyle ve kalıpların dışında düşünebilmeye
getirdiği örneklerle “Mızmız Mırnav” serisi, okul öncesi kitaplığına iki yeni kitap daha ekliyor:
Öğretmenler Onur Günü ve Pastel Boya.

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Çocukluğumda okuduğum ya da dinlediğim fabllardan keyif alışım, bende uyandırdıkları gerçeklik duygusuna yakınlıklarıyla doğru orantılıydı. Masal olduklarını bile bile, hiç yabancılık çekmeden, garipsemeden, sokağa çıkıp da karşılaşsam hiç şaşırmayacakmışım gibi dinleyebilmek, benim algımdan ziyade dinlediğim öykünün maharetiyle alakalıydı. Hiç karşıma çıkmayacaklarını bile bile o dünyanın var olduğunu düşünerek dinlemek, bana inanılmaz bir huzur verirdi.

“Mızmız Mırnav” serisi gerek temiz anlatımı ve sakin cümleleri, gerekse meramını düzgün anlatabilen çizgileri ile bu bahsettiğim duyguları tekrar hatırlattı. Üstelik serinin kitapları okula
başlama sürecinden ve okulun ilk zamanlarından bahsediyor olmasıyla da bu kritik dönemdeki çocuklara ve ebeveynlere ışık tutma işlevini üstlenmiş. Ebeveynler için örnek olaylar
üzerinden üstü kapalı çözümler sunan bir rehber olduğu bile rahatlıkla söylenebilir.

Serinin ilk iki kitabı daha önce yayımlanmıştı: Okulda İlk Gün ve Kırmızı Yastık. Birbirinin devamı niteliğinde kitaplara şimdi iki tane daha eklendi: Öğretmenler Onur Günü ve Pastel Boya. İlk kitapta Mızmız’ı okuldaki ilk gününe başlamak üzereyken kapıldığı kaygıları ile tanımıştık. Okulla tanışma evresinde olan pek çok çocuk gibi korkulara kapılan Mızmız, okulda geçirmesi gereken ilk gününü hasta olduğunu iddia ederek evde, yatağında geçiriyor, durumun farkında olan annesi ise ona kendince ufak bir ders veriyordu. Böylece kaçmakta boşuna ısrar ettiğini anlayan “mırnav”, ertesi gün paşalar gibi okuluna gidiyor, sınıf arkadaşlarıyla tanıştığında ise korkularının boşa olduğunu anlayıp okula gitmenin keyfine varıyordu.

Kırmızı Yastık öyküsünde ise Mızmız’ın ne kadar da yerinde bir isme sahip olduğunu anlıyorduk. Okulun sert sıralarında oturmaktan yana dertli olan ve tüm arkadaşlarının aynı sıralarda oturup bundan şikâyetçi olmadığını hiç düşünmeyen Mızmız, biraz şımarıklık ediyor ve çok sevdiği kırmızı yastığını kucaklayıp gidiyordu okula. Tabii okuldaki koşuşturması sırasında yastık unutuluyor ve sıra altlarında helak oluyordu. Okul çıkışında yastığının yokluğunu bile fark etmeyen Mızmız, annesinin uyarmasıyla sınıfa koşup yastığının hazin sonuna şahit oluyor ve bu anlamsız yastık tutkusundan vazgeçiyordu.

HEDİYENİN DEĞERİ
Yeni çıkan kitaplardan Öğretmenler Onur Günü öyküsünde, ilk kitapta okula gitmekten ve öğretmeninden çekinen Mızmız’ın yerini, okula gitmek için can atan, hatta öğretmenine çiçek götüremediği için ağlayacak kadar üzülen bir Mızmız’a bıraktığını görüyoruz. Serinin bu kitabı, hediyelerin idealize edilmiş kalıplarına bir eleştiri niteliğinde. Neredeyse tüm arkadaşları öğretmenlerine çiçek götürmüşken, Mızmız okula o gün eli boş geliyor. Çiçek getiremediği için öğretmenine sevgisini gösteremeyeceğini düşünen Mızmız önce üzülüp hayal kırıklığına
kapılsa da, sonra aklına çok iyi bir fikir geliyor. Öğretmenine kâğıttan bir çiçek kırpan minik mırnav, bu iyi çözümle birçoğumuza hediyenin değerinden ziyade anlamının önemli olduğunu hatırlatıyor.

Son öykümüz Pastel Boya ise paylaşmaya dair çok naif ve gerçekten yaratıcı bir alternatif sunmasıyla ilgi çekici. Mükemmeliyet düzeyinde düzenli olan Mızmız, okula her zaman o gün ihtiyacı olacak tüm araç gereçlerini yüklenip gidiyor. Hatta eşyalarını götürmeyi unutan ve sürekli ondan ödünç alan arkadaşlarına söyleniyor da söyleniyor. Fakat bir gün, nasıl oluyorsa dalıyor ve o
gün okula giderken pastel boyalarını götürmeyi unutuyor. Öğretmeninin çok kızacağını düşünüp endişelenen Mızmız, işi ağlamaya kadar vardırıyor. Öğretmeni sınıfa geldiğinde, tabii ki olaylar Mızmız’ın korktuğu gibi şekillenmiyor ve öğretmeni bu dalgınlığı makul karşılıyor. Hatta bunun çok da iyi bir fırsat olduğunu söylüyor.

Normalde eşyalarını paylaşmaktan çok da keyif almadığını bildiğimiz Mızmız, öğretmeninin getirdiği çözüm nihayetinde bu durum karşısında arkadaşlarının yardımıyla resim dersine katılabiliyor. Pastel Boya öyküsü, paylaşmanın keyifli ve güzel hallerini anlattığı gibi, az ile yetinmenin değerini de anımsatıyor.

“Mızmız Mırnav” serisi, hitap ettiği yaş grubuna gerçek “hayat bilgileri” veriyor. Üstelik bunu sezdirmeden, çok olağan eylemlerin arasına serpiştirerek gerçekleştiriyor.

Mızmız Mırnav 3 – 4
Öğretmenler Onur Günü
Pastel Boya
Ayla Çınaroğlu
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz