İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Hayat, macerasız yaşanmaz

Cemil Kavukçu hiçbir fazlalığa yer vermeden, yalın ve etkili bir anlatımla heyecan ve temponun bir an bile düşmediği bir kurgu oluşturmuş.

Yazan: Karin Karakaşlı

Çocukken kendimizi önemli ve değerli hissettiğimiz anları şöyle bir hatırlamaya kalksak, hepsinin ortak noktası olarak günlük hayat rutininin kesintiye uğradığı ve beklenmedik, heyecanlı bir olayın yaşandığı anları görürüz. Daha o kavramın adını dahi bilmeden hissettiğimiz şey özne olmanın, irade gücünü keşfetmenin, hayatın farklı olasılıklarını fark etmenin büyüsüdür. Çağdaş edebiyatın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, mesajı muzip bir üslupla içinde saklı İlginç Bir Şey Yapmalıyız başlıklı çocuk romanında genç okurları tam da o macera duygusunun ortasına sürüklüyor.

Can Çocuk Yayınlarından çıkan, Burak Akbay’ın resimlediği roman, kısa ve yoğun içeriği ile dikkat çekiyor. Cemil Kavukçu hiçbir fazlalığa yer vermeden, yalın ve etkili bir anlatımla heyecan ve temponun bir an bile düşmediği bir kurgu oluşturmuş. Ancak bu noktada mesele sadece çocukların hoşlanacağı bir macera anlatmak değil, bizzat o macera ihtiyacının nereden
kaynaklandığını ve ne anlama geldiğini birlikte keşfetmek.

Romanın baş kahramanları Tunç ve Hakan, küçük kasabalarındaki her günü birbirinin aynı olan sıkıcı yaz tatillerinde bir maceraya ihtiyaç duyduklarına karar verir. Bu sadece tekdüze hayat akışını değiştirmek için değil, okul açıldığında arkadaşlarının -hele de iki gencin de hoşlandığı Nazlı’nın- merakla dinlemek isteyeceği bir şey yaşamış olmak için de gereklidir.
İmkânların kısıtlı olduğu mahalledeki maceraya uygun tek yer terk edilmiş, metruk evdir. Ancak maceranın kendi kurgusu
hayallerinden farklıdır ve evin ıssız odalarında başka misafirler onları beklemektedir…

BÜYÜMEK DENEN ZORLU MESAI
Karakterlerdeki en küçük ayrıntılara gösterdiği özenle bilinen Kavukçu, ne çocuk ne ergen sayılan iki delikanlının görünür olma arzusunu ortaya koyuyor. Yazar bu noktada Hakan ve Tunç’un ev hayatlarına ve ailelerine de bakarak yorgun, sinirli annelerden duygularını ifade etmekte zorlanan babalara, birbiriyle çekişen ağabey-abla ve küçük kardeş ilişkilerine bütün bir hayat gerçeğinin resmini çizmiş. Hakan’ın evindeki otoriter dede tiplemesiyse, erkeklik pratiğinin farklı kuşaklara âdeta bir genetik miras olarak devredildiğini gösteriyor.

Hakan ve Tunç’un yanı sıra mütevazı koşullarda yaşamak durumunda olan diğer hanelerde hayata atılmak durumunda
kalan gençlerin durumu da çarpıcı bir toplum resmi sunuyor. Kavukçu, bu noktada betimleme gücüyle bu gerilimi iliklerde hissettiriyor: “[Hakan ve Tunç’u] top oynamaktan soğutan Boşnak ve Arnavut göçmenlerin yaşadığı yukarı mahallenin çocuklarıydı. Ne zaman bir maç düzenleseler, mutlaka kavga çıkıyordu. Bunun asıl nedeni de ortaokula gidenleri muhallebi
çocuğu gibi görmeleriydi. Aileleri onları ilkokuldan sonra okutmamış, bir meslek öğrensinler diye sanayide oto tamircilerinin, mobilyacıların, tornacıların yanına çırak vermişti. Okula gidenler çocuk kalırken onlar birden büyümüştü. Elleri irileşmiş, sesleri kalınlaşmıştı. Pazar günleri sinemaya gitmek, çıkınca da mahallelerindeki boş arsalarda top oynamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu.”

GÖR BENI, BURADAYIM
Çocukluk yıllarını geride bırakan iki arkadaşın hikâyesinde asıl vurguysa büyürken fark edilen değişim, yeni arayışlara duyulan ihtiyaç, “dikkat çekme” hevesi ve çekingen adımlarla kapısından içeri girilmeye hazırlanılan gençlik eşiği. Ne de olsa büyümekten daha zorlu bir serüven, hayatın kurgusundan daha absürt bir gerçeklik yok.

Macera sırasında Hakan ve Tunç’un kişiliklerindeki farklılık da belirgin biçimde ortaya çıkıyor. Tunç korkusuna karşın merak
duygusu ve ataklığıyla hep ilerlemeye daha kararlıyken, Hakan gizli olarak bu eski konağa girmenin başlarına açacağı
beladan endişelenen ve ailesiyle tartışmaya girmekten korkan bir genç. Bu arka plan eşliğinde Hakan ve Tunç’un birbirine
olan güveni de zorlu bir sınavdan geçiyor.

Öykü kitaplarıyla pek çok ödül alan, roman ve deneme alanında da eser veren Cemil Kavukçu’nun kitabın başındaki kısa giriş yazısı da onun çocuk edebiyatına yaklaşımını en güzel biçimde özetliyor:

“Çocukken okuduğum kitaplardaki, izlediğim filmlerdeki kahramanlardan biriydim ben. Kötülerin korkulu rüyası bir uçan adamdım, kovboydum, tahta kılıcını düşmanlarına sallayan bir denizciydim, baltalı ilah ya da görünmez adamdım. Adaleti sağlıyordum… Okuduğum çizgi romanlara özenerek defterler alıp kendi uydurduğum serüvenleri yazıp çizdim. Büyüdüm,
hayal dünyasında yaşayıp hayallerini yazan biri oldum sonunda.”

Hayallerin en sahici gerçekleri gösterdiğini bilen bir yazarın gençler için yazdığı bu kitap hepimize pek çok soru sorduruyor. Büyümenin yaşı yok, bir kez daha hatırlıyoruz.

İlginç Bir Şey Yapmalıyız
Cemil Kavukçu
Resimleyen: Burak Akbay
Editör: Mehmet Erkurt
Can Çocuk Yayınları, 112 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.