İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Maceraperestleri çeken dev bir mıknatıs: “Işık Ülkesi” Likya

MS 79 ve 2020 yıllarında geçen iki paralel hikâye üzerinden ilerleyen Kral Titus’un Şarkısı, farklı dönemlerdeki üç akranın Likya’da geçen serüvenine odaklanıyor.

Yazan: Itır Yıldız

Kimi okurları gelecekte geçen hikâyeler heyecanlandırır kimilerini antik dönemdekiler. Bazıları dünyanın merkezine inmek ister bazıları uzayın derinliklerine ya da tarihin tozlu sayfalarına karışmayı. Aslında buradaki tüm “kimiler” ve “bazıları” çocuk-yetişkin demeden içimizden birileri. Sonunu tahmin ettiğimiz hikâyelere bile denk gelsek, kapılmaya, sürüklenmeye, zamanlar ve coğrafyalar arası savrulmaya itirazımız yok. İpek Arman’ın Kral Titus’un Şarkısı adlı kitabı da adından anlaşılacağı gibi bizi dünya üzerindeki başka bir zamana, MS 79 yılına doğru gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Çocuklar için yazılmış bir kitabın esaslı malzemelerinden olan “gizem” ve “merak”, kitapta birbirine paralel ilerleyen iki hikâyenin kuvvetli birer tutkalı.
Luki ve Morin, MS 79 yılında, Roma İmparatorluğu’nun yönetimi altına girmiş Likya topraklarında, Kekova’da yaşayan iki arkadaşlar. Balıkçılık yaparak geçinen ailelerine yardım etmek, tutulan balıkları sandalla şehir merkezine götürüp toptancıya satmak gibi sorumlulukları var. Hemen hemen onların yaşlarında olduğunu tahmin ettiğimiz Arda ise 2020 yılında ve babasıyla birlikte Ankara’dan Milano’ya havalanan uçağın içinde. Luki ve Morin, merhametli olmasıyla bilinen ve halk tarafından sevilen kralları Titus’a karşı hazırlanan suikast girişimini öğrenince kendilerini olayların göbeğinde buluyorlar. İkili, maceranın içine adım adım çekilirken, yüzyıllar ötesindeki akranlarının da onların yaşadığı dönem ve coğrafyaya dair merakı her geçen gün büyüyor. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündüğü bir seyahat planlayacak kadar…
Küçük bir çocukken arkeolog annesiyle kazı alanlarını gezen ve sonra arkeolojik kazılarda paleoantropolog olarak çalışan İpek Arman, arkeolojik alanların esrarengiz havasına başka çocuklar da kendisi gibi tanık olsunlar diye “Anadolu Uygarlıkları” adında, tarihten beslenen kurmacalardan oluşan bir seri kaleme alıyor. Serinin en yenisi Kral Titus’un Şarkısı, Demet Uyar editörlüğünde ve Kübra Teber’in çizimleriyle Elma Yayınevi tarafından basılmış. Serinin aynı yayınevinden çıkan önceki iki kitabı Midas’ın Geveze Berberi ve Prenses Ada’nın Tuhaf Ayakları.

“DÖNEMLER ARASINDA” İYİ İŞLEYEN, ETKİLİ BİR KLİŞE OLARAK YAZI
Anlayacağınız, yazar, uzmanı olduğu bir dünyadan hikâyeler kuruyor. Luki ve Morin’in dünyası, antik dönemdeki gündelik yaşayışın ayrıntılarıyla açılıyor. Rodos’a yapılan balık, zeytin, zeytinyağı ticareti; yoğun ticaret nedeniyle şehrin her tarafına yayılan amfora atölyeleri, evler ve önlerindeki taraçaların tasviriyle yüzyıllar öncesinin Kekova’sı yavaş yavaş hayalimizde canlanıyor. Ansiklopedik anlatımda hafızamızdan uçabilecek veya ilgimizi çekmeyebilecek bilgiler, hikâyenin içine yerleştirilmiş. Örneğin, Luki ve babasının bir diğer geçim kaynağı purpur. Deniz kabuklarının iç yüzeyinden elde edilen bu mor madde, purpur işliklerinde işleniyor ve sadece zengin ya da soyluların giysilerinde, dokuma ve kumaşlarda kullanılan mor boya üretiliyor. Ancak anlatıcının mor boyadan uzunca bahsetmesine rağmen göz kırptığı daha önemli bir detay var: Yazı. Yüzyıllara meydana okuyup seramik levhalarda, taşlarda günümüze varan anlatılar. Yani “dönemler arasında” çok daha iyi işleyen, etkili bir klişe.

SÜRPRİZ SONLU BİR YAZ TATİLİ
Krala yapılacak suikastın izindeki Luki ve Morin’den 2020 yılındaki Arda’ya çeviriyoruz başımızı. Likyalıların kullandıkları Likçe üzerine uzmanlaşmış dilbilimci babasıyla bir konferans için Milano’ya giden Arda, burada görkemli La Scala opera binasında sahnelenen Titus’un Merhameti adlı operayı izliyor. Eser İtalyanca olduğu için, öncesinde hem opera hem de Kral Titus hakkında bilgi veren babası, Arda’nın bu merhametli krala, ona karşı girişilen suikast planına, Titus’un Kekova’ya yaptırmış olduğu hamamın kalıntılarına karşı artan ilgisiyle karşılaşıyor. Böylece ortaya, sürpriz sonlu bir yaz tatili planı çıkıyor: İstikâmet Kekova.
Geçmişle günümüz arasında gidip gelen anlatım, tempoyu hep yüksek tuttuğu gibi, zihnimizin dönemler, olaylar ve karakterler arasında kıyaslama yapmasına olanak tanıyor. Hayal gücüne dokunup dünü ve bugünü merak ettiriyor. Kısacası, minik (ya da yetişkin) okurların kitabı okuduktan sonra tıpkı Arda gibi Kekova’ya gidip su altı ve karadaki antik kalıntıları görmek istemesi hiç şaşırtıcı olmaz. Bu anlamda, yazarın “Anadolu Uygarlıkları” serisini hazırlamaktaki amacıyla örtüşen bir kurmaca yarattığı söylenebilir. Ne var ki, Kekova’nın geçmişine ve günümüze dair tasvirler çok davetkâr olsa da anlatımın kimi yerlerde biraz yavanlaşıp bazı cümlelerin tekrara bağladığını ifade etmek gerek. Bir de Luki ve Morin arasındaki diyaloglar biraz esprili veya çekişmeli olsa, acaba daha kıvrak bir metinle mi karşı karşıya olurduk diye düşünüyor insan. Yine de bu kıymetli serinin bir sonraki kitabını, hangi dönemi ve bölgeyi konu edineceğini ve elbette bu kez küçük maceraperestlerin başına neler geleceğini merakla bekliyoruz.

Kral Titus’un Şarkısı
İpek Arman
Resimleyen: Kübra Teber
Editör: Demet Uyar
Elma Çocuk Yayınları, 96 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.