İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Eğer bir şey yapmak gerekiyorsa felsefe yapalım!

Daha güzel yarınlar için felsefe yapalım, felsefe yapmayı öğrenelim, öğretelim…

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Son yıllarda gerek dünyada gerekse Türkiye’de “Çocuklar için Felsefe (P4C)” yöntemiyle ilgili çalışmalara, eğitimlere, bu alanda yazılmış kitaplara karşı dikkate değer bir ilgi olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım. Ne var ki bu yöntem, dünyada ve Türkiye’de henüz eğitim müfredatında kendisine yer bulabilmiş değil. Öte yandan örneğin, İngiltere’de müfredatın merkezinde değil ama orada “Çocuklar için Felsefe” kültürü var. Çocuklar için felsefe alanında çalışan ve Felsefe Makinesi/Bir Yol Haritası: Çocuklar için Felsefe (P4C) Nasıl Yapılır? kitabıyla tanıdığımız Peter Worley, İngiltere’de çoğu okulun bu yöntemi kullandığını, programına aldığını, öğretmenlerini eğittiğini söylüyor. Türkiye’de de bu yöntemi kullanan, yaygınlaşması için çabalayan insanlar var elbette. 60’lı yılların sonundan bu yana ortaöğretimde felsefe öğretiminin sorunlarıyla uğraşan ve 1992 yılında Türkiye Felsefe Kurumu’nun “Çocuklar için Felsefe Birimi”ni kuran İoanna Kuçuradi ve Birim’in başkanı Nuran Direk, çocuklar için felsefe eğitimi alanında çalışmalar yaparak bu alandaki yeni çalışmaların önünü açtı.

Felsefeci ve akademisyen Özge Özdemir de 2014 yılında tanıştığı “Çocuklar için Felsefe” yöntemini ülkemizde yaygınlaştırmaya ve eğiticileri eğitmeye çalışan, bu konuda kitaplar yazan isimlerden biri. Little Thinkers Society’nin de kurucusu olan ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nde eğitici eğitimlerine devam eden Özdemir’in “Çocuklar için Felsefe Dizisi” eğiticilere, yetişkinlere ve çocuklara “felsefe yapma” cesareti verecek, bu konuda yol gösterecek nitelikli kitaplar arasında yer alıyor diyebilirim. En İyisini Yapmak Mümkün mü?, Kavga Çare Olur mu?, Öfkelenmemek Elde mi?, Kaygıdan Kaçılır mı? isimli ilk dört kitap, “ilişkiler” üzerineydi. Yine dört kitaptan oluşacak yeni seri ise “safsatalar” üzerine. Serinin okurla buluşan ilk iki kitabı Her Şakaya Gülünür mü? ve Her Söze Güvenilir mi? başlığını taşıyor.

Tabii ki karşımızda yine önceki kitaplardan tanıdığımız felsefe kulübü öğrencileri ve kolaylaştırıcı İpek öğretmen var. Her Şakaya Gülünür mü? isimli kitapta çocuklar bu kez hep birlikte “safsataları” didikliyorlar. Belirsizlik safsatası, kelime oyunu safsatası, çift anlamlılık safsatası, vurgulama safsatası gibi çeşitli safsatalar olduğunun farkına varıyorlar. Çocuklar mantık, mantık hatası, safsata gibi kavramlar üzerine sorular sorarken bir de bakıyoruz ki espri, soğuk espri, şaka, mizah, iletişim gibi yeni kavramlar işin içine giriyor. Her Söze Güvenilir mi? isimli kitapta ise otorite, güç, baskı gibi zorlu kavramlar üzerine kafa yoran çocuklar, “otorite olmak ile otoriter olmak aynı şey mi?”, “bir otoriteye düşünmeden kulak verirsek ne olur?”, “çoğunluğun yaptığı her zaman doğru mu?” gibi sorulara cevap arıyorlar. Ama karşılarına yine bir sürü başka soru çıkıyor. Çünkü sorular yeni soruları doğuruyor, çocuklar düşünceler arasında bağlantı kurmaya ve kavramlar arasındaki farkları görmeye başlıyor. Her cuma kulüpte toplanıp felsefe yapan bu çocuklar, hazır düşünceleri, ezberlenmiş kalıp cümlelerle değil, kendi düşüncelerini kendi cümleleriyle ortaya koyuyorlar. Peşine düştükleri sorulara doğru veya yanlış, kesin cevaplar bulamıyorlar elbette. Çünkü felsefenin amacı bu değil; soru sorabilmekte saklı felsefe. Çocuklar tam da bu nedenle sürekli düşünmeye, sürekli sorular sormaya, kendi sözünü, kendi sesini bulmaya çalışmaya ve daima yolda olmaya devam ediyorlar.

Öğrenciyi merkeze alan İpek öğretmenin kolaylaştırıcılığı sayesinde, çocuklar hep birlikte akıl yürütüyorlar, çıkarım yapıyorlar, bağlantılı ve özenli düşünmeyi öğreniyorlar, felsefe yapıyorlar. Her şeyden önemlisi birlikte düşünerek, sürekli sorular sorarak kafalarını çalıştırıyorlar, cesurca kendilerini ifade ediyorlar, birbirlerine saygı ve özen gösteriyorlar. “Çocuklar için Felsefe Eğitimi” yöntemi, rekabetçi eğitim sisteminde göremediğimiz bir şeyi başarma imkânı sunuyor: birlikte düşünme ve birlikte kavrama. Öte yandan çocukların hem zihinsel hem duygusal gelişimini destekleyen bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla okullarda bu yönteme yer verilmesi büyük önem taşıyor. Umarım müfredatta “Çocuklar için Felsefe” derslerine yer verildiğine tanıklık edebiliriz. Online eğitime mahkûm olduğumuz şu günlerde daha iyi bir eğitim için, çocuklar için, daha güzel yarınlar için bir şey yapmamız gerekiyorsa eğer, felsefe yapalım, felsefe yapmayı öğrenelim, öğretelim. Çünkü felsefe yapmak öğretilen ve öğrenilen bir şey. İoanna Kuçuradi’nin 2007’de dile getirdiği şu sözler de felsefe eğitiminin önemine ve gerekliliğine işaret ediyor: “İlk ve ortaöğretimde bize (yani felsefeye) dört yıl boyunca birer ders verin, 20 yıl sonra çok farklı –olumlu anlamda farklı– bir Türkiye görürsünüz.” Özge Özdemir’in “Çocuklar için Felsefe” alanındaki çalışmaları ve kaleme aldığı kitaplar da o farklı geleceğin inşası için değerli bir çaba niteliği taşıyor.

Her Şakaya Gülünür mü?
Her Söze Güvenilir mi?
Özge Özdemir
Resimleyen: Ezgi Platin Atzel
Editör: Gökçe Ateş Aytuğ
Redhouse Kids, 40 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.