İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Sabahattin Ali’den ruh okuyan öyküler

Roman ve öykülerinin yanı sıra şiir, deneme, oyun ve mektup alanında çok değerli eserler veren Sabahattin Ali, siyasi fikirleri ve okura düzen sorgulatan edebiyat külliyatı ile çok bedel ödemek zorunda bırakıldı.

Yazan: Karin Karakaşlı

Klasikleşen kitaplar, zamana meydan okuyarak yazıldıkları dönemden çok sonraki kuşaklarla ve dünyanın farklı coğrafyalarından okurlarla buluşur. Ölümlü hayata karşı edinilen küçük bir zaferdir bu; sözün gücünü, meramın evrenselliğini kanıtlar. İz bırakan romanları Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna ile çağdaş klasik edebiyatın mihenk taşı olan Sabahattin Ali, öyküleriyle de unutulmaz portreler çizmişti. Genç okurları Sabahattin Ali’nin dünyasıyla tanıştırmak isteyen Eksik Parça Yayınları da yazarın on üç öyküsünü Kırlangıçlar başlığıyla bir araya getirdi.

Feridun Andaç tarafından yayına hazırlanan, Akşın Bike Danişmentgazioğlu’nun resmettiği kitapta, yazarın sırasıyla 1935’ten 1947’e uzanan Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk kitaplarından çocuklar için derlenen öyküler yer alıyor. Yazarın daha önce de genç okurlar için Yapı Kredi Yayınlarından Doğan Kardeş serisi içerisinde Üç Öykü başlıklı bir kitabı çıkmıştı. Filiz Özdem’in yayına hazırladığı ve Sedat Girgin’in çizimlerini yaptığı bu kitap, Kırlangıçlar içerisinde de yer alan iki öykü “Arabalar Beş Kuruşa” ve “Ayran” ile “Sırça Köşk”ten oluşuyordu.

Kırlangıçlar, Kırklareli doğumlu Sabahattin Ali’nin öğretmenlik yaptığı Yozgat, Bursa, Aydın ve gezdiği Anadolu’nun farklı köşelerinden günlük hayat sahnelerini olanca berraklığı ve sahiciliği içerisinde resmediyor. Toplumsal gerçekçi üslubuyla yoksul, sıradan halkın çileli hayatına, kaderci yaklaşımına, özlem ve beklentilerine odaklanan yazar, insan ve doğa tasvirlerindeki ayrıntılarıyla da okuru derinden etkiliyor.

Kırlangıçlar için kaleme aldığı Sunuş’ta yazar Feridun Andaç, Sabahattin Ali’nin öykücülüğündeki insan sıcaklığının, yaşama sevincinin izlerinden bahsederek “Saflık, masumiyet… İnsanın insana, hayata tutkuyla bağlılığı… Ve insanı insan yapan değerlerin gene yaşamda/insanda ve doğada olduğunu bize hissettiren anlatıcımız Sabahattin Ali, aynı zamanda  bir yurt coğrafyasından renkleri taşır bize,” demiş. Gerçekten de günah keçisi ilan edilip “candarmalar”dan yok yere dayak yiyen İdris’inden boyacılık ve kasabaya gelen kumpanyalara perdecilik yapan Arap Hayri’ye, hastanenin bodrum katında yarenlik eden hasta mahpuslar Süleyman Efendi ile Satılmış’tan sazını eline aldığında devleşen amele Ali’ye sayısız insan adeta kanlı canlı dikilir önümüze. Ali’nin ait olmadığı yerde hissettiği rahatsızlığın tasviri unutulacak gibi değildir: “Sazı yine silah gibi sağ ayağının yanında idi ve bu ayağı gayet küçük bir hareketle yerden kalkıyor ve tekrar parkelere dokunuyordu… Vücudunun her tarafına hâkim olan, yüzünün en ufak bir ürpermesiyle bile içindekileri dışarı vurmayan gözleri sonsuz bir derinlik ve sükûnet içinde yumuşak bir ışıkla parlayan bu adam, farkında olmadan kendini sağ ayağının bu minimin ve sinirli kımıldamasıyla boşaltıyordu. Ömrümde hiçbir insan yüzü, hiçbir ağlayış bana bu kadar acı, bu kadar manalı görünmemişti.”

TÜRKÜLER VE HALK EFSANELERİ
Sabahattin Ali, öykülerini, kahramanlarının kökenine, hayat akışına uygun olarak türkü, koşma ve halk efsaneleri ile zenginleştirir. Böylelikle öykünün içinde adeta bir başka destansı katman açılır. Sivaslı Ali, Ankara’da konservatuvar sınavına sokulduğu yerde “Ben o odada bir türlü sesimi bulamadım!” derken, Konya’da çalıştığı inşaat alanında, yan yatırılmış bir el arabasının üstünde yanık sesiyle vadiyi doldurur. Burada yazar, sık sık gösterdiği üzere sınıfsal farklılıklarının, köylü-şehirli algısının ve giderek Doğu-Batı önyargısının temellerine de iner. Hasan Boğuldu öyküsünde ise Yüksekobalı yörük kızı Hacer’in sesinden, obalı Emine ve ovalı Hasan’ın imkânsız aşkını dillendirir.

Sabahattin Ali, edebiyatı ile hayatı birbirinden ayrı düşünülemeyecek ender yazarlardan biridir. Roman ve öykülerinin yanı sıra şiir, deneme, oyun ve mektup alanında çok değerli eserler veren Sabahattin Ali, siyasi fikirleri ve okura düzen sorgulatan edebiyat külliyatı ile çok bedel ödemek zorunda bırakıldı. Birçok kez askere alındı, yazıları ve Aziz Nesin’le beraber çıkardıkları Marko Paşa adındaki mizah dergisindeki siyasi hiciv nedeniyle tutuklandı, hapis yattı. Nihayetinde nakliyecilik yaptığı ve pasaport verilmediği için ülkeyi sınırdan geçerek terk etmeye hazırlandığı bir dönemde henüz 41 yaşındayken öldürüldü.

ÖĞRENİLEN SINIFSALLIK
Kitabın açılışını yapan ve ona adını da veren “Kırlangıçlar”, fabl özelliği taşıyan yapısı ve kahramanı olan iki kırlangıcın dünyayı algılayışı üzerinden yazara kapitalizmin insanı mekanikleştiren, sömüren boyutuna ve bu yapı içerisinde samimi insan ilişkilerinin ve aşkın nasıl solduğuna tanıklık ettirir.

“Arabalar Beş Kuruşa” ve “Ayran”da okul sonrası el yapımı oyuncak arabalar satan küçük satıcıyla ve aç kardeşlerini doyurmak için koca ayran güğümüyle debelenen küçük Hasan’la tanışırız. Sabahattin Ali, sınıfsal farklılıkların çocuk dünyasına işlenişini, “Köpek” öyküsünde ise mühendis-çoban karşılaşması üzerinden kimsenin kimseyle konuşacak bir şeyinin kalmadığı o yarılmanın oluşma ânını gösterir.

Sabahattin Ali’den öğrenilecek en büyük derslerden biri hayatın her ânına ve karşına çıkan her insana bitmek bilmeyen bir merakla bakma ve insan ruhunu en derinden kavrama yeteneği. Yazar, her dem taze kalan sözüyle hiç şüphesiz daha nice kuşaklarla buluşmaya devam edecek.

Kırlangıçlar
Sabahattin Ali
Resimleyen: Akşın Bike
Danişmentgazioğlu
Editör: Demet Çaltepe
Yayıma Hazırlayan: Feridun Andaç
Eksik Parça Yayınları, 176 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.