İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Tilki 8’den bize bir mektup var

Acılara, dertlere, felâketlere kör ve sağır kalmak istemiyorsa, edebiyat, Tilki 8 başta olmak üzere başka bütün canlıların yaşama hakkını savunmaya mecbur.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Her yer bina. Her yer inşaat. Her yerde insanoğlunun, bu dünyanın biricik efendisi olduğunun emareleri. Her yerde insanlığın pervasız açgözlülüğünün izleri. Sosyal medyada yaşama alanı giderek daralan hayvanatın çaresizliğine şahitlik eden ilginç videolar: Karnını doyurmak için neredeyse ev ev, kapı kapı gezen ayılar, çakallar, tilkiler… Zeynep’le Kocabaş’ın beraberce çimlerinin canına okudukları ön bahçeyi çimlendirmeye çalışır ve iki çim düşmanı haylazı arka bahçeye kapatırken bunları düşünüyorum. Doğa-kültür mücadelesinde insanın dünyadaki egemenliği arttıkça hayvanlara yaşayacak yer kalmıyor.

Bu arada kargodan eski bir tanıdığın yeni kitabı çıkıyor: Tilki 8. Eski bir tanıdık diyorum, zira bu sayfalarda daha önce George Saunders’ın gayet eğlenceli Frip’in Aşırı Israrcı Pırtlakları kitabı hakkında yazmıştım. Tilki 8 daha düşündürücü, hatta kaygı verici fakat bir o kadar da sevimli ve şirin bir kitap.

Tilki 8, sürüsündeki başka tilki dostlarıyla kendi yaşama alanlarında mutlu mesut yaşayıp giden bir tilki. Onu diğer tilkilerden ayırt eden en büyük özelliği, kendi türü için yabancı dil sayılabilecek bir lisan olan insan dilini öğrenmiş olması. Bunun için özel bir eğitim aldığı veya bir kursa gittiği de yok. Sadece meraktan ve insan dilinin “söscükleri” nin müzikalitesinin kulağına hoş gelmesinden, her gece pencere dibinde oturup yavrularına masal okuyan bir teyzeyi dinleyerek “insanca” konuşmayı öğreniveriyor. Gerçi dinlediği ve çok geçmeden anlamaya başladığı masalları hiç de gerçekçi bulmadığı, hatta bu masalların düpedüz yalan olduğuna inandığı için insanlardan şüpheleniyor. Ama öte taraftan “iyi geceler öpücüü” denen şeyi, yani annenin yavrularının yüzlerine burnunu ve dudaklarını “deydirmesini” ilginç buluyor. Çünkü tilkiler de yavrularına sevgilerini aynı “bööle” gösteriyor. Sevginin böyle hissedilmesi ve gösterilmesi, neticede “dünyaanın geleceyi için” Tilki 8’in içini umutla dolduruyor.

Tam mânâsıyla vakıf olamadığımız fakat yine de az çok tecrübe ettiğimiz üzere, hayatın işleyişi hiçbir umudu kırmadan bırakmaz. Nitekim Tilki 8 ve sürüsünün yaşama alanına “Tilki Yuvası Aveme” inşaatı başlıyor. Yuva üzerine yuva kurmak tam insan işi. Buna da hayatın acımasız ironisi diyebiliriz.

Tilki 8 insanca bilse de “aveme”nin ne olduğunu anlayamıyor. Tilki mi avlar yoksa tilki mi yer, bilemiyor. Kamyonların biri gidip diğeri gelmeye başlayınca, yaşadıkları orman kazılıp, ağaçlar sökülünce, su içme yerleri “maffedilince” ve tepeleri “tamaamen” dümdüz edilince anlıyorlar ki “aveme” fena bir şeymiş. Tilki 8 ve arkadaşları bilmedikleri bir “aveme” inşaatıyla bir anda aç ve susuz kalıvermişler. Anlayacağınız “Tilki Yuvası Aveme” tilkilerin yuvasına durduk yere dert düşürmüş.

Bundan sonrası pek çok tilkinin öldüğü, sürünün dağıldığı, Tilki 8’in kendi sürüsünden ve yuvasından çok uzaklara gidip başka bir sürüde yaşaması gibi üzücü hadiselerle dolu. Gerçi Tilki 8, orada kendisine yeni bir yuva kurmayı, bir eş bulmayı ve baba olmayı başarıyor. Hayata yeniden tutunup, umutlu ve mutlu olmak istiyor. Zaten bu mektubu da biz insanlara bunun için yazıyor. Hikâyesinin moral bozucu olduğunun da farkında. Ama eğer bir tilkiden tavsiye alırsak bu hikâyeyi yine de mutlu bir sonla bitirebilmenin mümkün olduğuna da inanıyor. O tavsiye de aslında şu: Hikâyenin sonu mutlu olsun istiyorsanız, daha iyi insanlar olmaya çalışın ve tilkilerin yaşama alanından uzak durarak onların yuvasına “aveme” yapmayın. Ne dersiniz yapabilir miyiz? Tilki 8 bizden bir cevap bekliyor.

Görünen o ki biz bu cevabı vermekte geciktikçe ve daha da kötüsü yapageldiğimiz şekilde doğayı istila etmeyi sürdürerek kendimizden başka hiçbir canlının hayatına saygı göstermedikçe, edebiyatımız bu türden daha çok ve belki giderek daha sert şikâyet mektuplarıyla dolacak. Acılara, dertlere, felâketlere kör ve sağır kalmak istemiyorsa, edebiyat, Tilki 8 başta olmak üzere başka bütün canlıların yaşama hakkını savunmaya mecbur. Tıpkı biz okurların da Tilki 8’in mektubuna acilen bir cevap vermemiz gerektiği gibi. Çünkü daha adil, merhametli ve mutlu bir dünya umudunu yaşatmanın Saunders, Tilki 8 ve bizim için başka bir yolu yok.

Tilki 8, insanların penceresinden bakarken edebiyata dair temel bir kriteri “öyreniyo,” o da şu: “Hikaayeyi iyi bi yazar yazmışsa, hikaayedeki İnsan nekkadar üzülüyosa onu okuyan İnsan da okkadar üzülüyo.” Kocabaş da ben de Tilki 8’in hikâyesini okudukça onun kadar üzülüyoruz. Eğer Tilki 8 haklıysa, bu demek oluyor ki Tilki 8 iyi bir kitap ve George Saunders da iyi bir yazar.

Tilki 8
George Saunders
Resimleyen: Chelsea
Cardinal
Türkçeleştiren: Niran Elçi
Editör: Ümit Mutlu
DeliDolu Yayınları, 64 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.