İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Sevgiyi göstermenin tuhaf yolları

Neyin ve kimin sıra dışı ya da normal olduğunu, mizah dolu bir dil ve trajikomik gelişmelerle ele alan roman, katman katman açılan hikâyesiyle hayat kadar şaşırtıyor insanı.

Yazan: Karin Karakaşlı

İnsan ilişkilerinin hem en büyülü hem de en zor kısmı, farklı yapılarımıza rağmen birbirimizi anlama çabamız olsa gerek. Kimi zaman işler yolunda gider, bizi olduğumuz hâliyle seven birilerini buluruz ama çoğu zaman sıra dışı olan herhangi bir özelliğimiz, sanki düzeltilmesi gereken bir kusur gibi hissettirilir ve ömrümüzün uzun yılları, kendimizi olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmekle geçer. Bu noktada bize eşlik edebilecek çok keyifli bir kitap var. John David Anderson’ın Tuhaflıklar Ailesi Yollarda romanı, tuhaflığı, kendi olağan hâlleri kılmış bir ailenin kendi içlerindeki ve dünya üzerindeki maceralarını anlatıyor.

Palyaçodan gelen ölüm haberi
Genç okurlar için yazılan ancak her yaştan kişiye seslenen bir içeriğe sahip Tuhaflıklar Ailesi Yollarda (Finding Orion), İpek Güneş Çıgay’ın çevirisiyle Tudem Yayınlarından çıktı. Bizzat ailenin ortanca çocuğu Orion tarafından anlatılan macera “Biliyorum. Herkesin ailesi azıcık kaçıktır. Ama kaçık aileler var… bir de Tuhafoğulları var.” şeklindeki uyarıyla başlıyor. Baba Dr. Fletcher Tuhafoğlu, 1980’lerdeki tüm çizgi filmlerin tema şarkılarını ezbere bilen ve kasabadaki Kaslan Şeker Fabrikası’nın aroma konusundaki başkimyacısı olan çılgın bir dahi. En büyük keyfi, akıl almaz lezzetlerde garip jelibonlar üretmek. Gökevin yöneticisi astronom anne, müzikallere dadanmış abla Cass ve küçük dil uzmanı kız kardeş Lyra eşliğinde, sıradan günlük hayatın hayli dışında bir rutine sahip olan aile, bir gece kapılarına dadanan bir palyaçonun söylediği tuhaf bir şarkı eşliğinde büyükbaba Francis’in (aile içindeki ismiyle Tuhafoğlu Baba’nın) ölüm haberini alıyor. İşin aslını öğrenmek üzere Gertie Hala’ya doğru yola çıkan aile, büyükbabanın vasiyetinin peşinde soluk soluğa bir macera yaşarken, Kaslan Şekerlemeleri’nin en büyük rakibi olan Garvadill Gıda da ailenin bu zorlu yolculuğunu iyice imkânsız hâle getiren müdahalelerde bulunuyor. Bir yandan torunlar bu ilginç büyükbabayı tanımaya başlarken, asıl büyük iç yolculuk ise annesinin genç yaşta ölümü sonrası, Vietnam savaşı gazisi babasından ihtiyaç duyduğu yakınlığı bulamayan baba Fletcher’ın çocukluğuna dair. Neyin ve kimin sıra dışı ya da normal olduğunu, mizah dolu bir dil ve trajikomik gelişmelerle ele alan roman, katman katman açılan hikâyesiyle hayat kadar şaşırtıyor insanı.

Takımyıldızlarının anlamı
Çocuklarına üç değerli takımyıldız olan Orion, Cassiopeia ve Lyra adını veren anneleri, aynı zamanda romanın kıymet bilmeye dair temel mesajlarından birini de buradan hareketle veriyor: “Yıldızlar böyledir işte, Son derece parlak, son derece yoğun ışıldarlar ama yine de onları çoğu zaman göremezsin bile. Sadece her taraf karardığında görürsün. Ve ne kadar karanlıksa o kadar iyi görürsün. Sonra birden, aslında hep orada olduklarını anlarsın.”
Ya da Orion’un dediği gibi: “Bu, hatırlamakla ilgili bir hikâye. İlk buluşmalarla ve balık tutma gezileriyle. Paskalya sepeti avlarıyla ve sihirli ağaçlarla. Boş şişelerle ve hazine dolu kutularla. Onları hatırlamak her şeyi birazcık daha farklı görmemize neden olabilir diye, sırf kolayımıza geldiği için unutmayı seçtiğimiz şeylerle. Bu, düştüğünüzde sizi tutan ve tutmayan babalarla ilgili bir hikâye. Aynı zamanda, her şeyi hafife alabilecek kadar şanslı olmakla. Eve dönüşle ilgili bir hikâye.”
Ölüm sonrası hatırlanma, köklü kırgınlıklar, iletişimin zorluğu gibi pek çok konuya değinen roman, Orion’un sorusu üzerine yine anne aracılığıyla bilime dayalı bir öte âlem tablosu da çiziyor: “Durup düşünecek olursan, hepimiz yıldız tozundan oluştuk zaten. Bu da, ölçülemeyecek kadar minik bir zerre kadar olsa da, her şeyin başlangıcına ait bir parçanın içimizde bulunduğu anlamına gelir. Hepimizin içinde. Ve sanırım bir şekilde, nihayetinde hepimizin dönüşeceği şey de yine o olacak…” Çocukların isimlerini yadırgar gibi görünen Baba Tuhafoğlu’nun, onların gıyabında torunlarından “benim parlak yıldızlarım” diye bahsetmesi ise, duyguların dışa vurumu, sevginin doya doya yaşanması konusunda çok şey düşündürüyor.
ABD, Indianapolis’te doğan John David Anderson, Indianapolis Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı eğitimi aldı ve aynı alanda İllinois Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Kendi deyimiyle “tam bir çikolata tutkunu” olan ve eşi, ikiz kızları, “ağlak kedisi”yle birlikte Indianapolis’te yaşayan yazar, 2007’den beri çocuklar için yazıyor. İlk dönem fantastik eserlerinin ardından yazdığı ilk gerçekçi romanı Üç Çocuk, Bir Öğretmen ve Unutulmaz Bir Gün ile 2016’da çok sayıda ödüle layık görülen yazar, kanser hastalığı yüzünden dönemi tamamlayamayan çok sevdikleri öğretmenleri Bayan B. için unutulmaz bir gün hazırlamak isteyen Topher, Steve ve Brand adlı üç kafadarın, şehir içindeki o duygusal yolculuğunu anlatmıştı.
Çocuk ve gençlik romanlarında hastalık ve ölüm gibi ağır konuları ele almaktan çekinmeyen Anderson; mizah dolu dili, akıcı üslubu ve çizdiği sıcacık karakterlerle bu hüzünlü konuları en ideal şekilde dengelemesini biliyor. Tuhaflıklar Ailesi Yollarda, bu açıdan sevmenin sıra dışı hâllerini gösterirken, neyin yaşanmaya ve hatırlanmaya değer olduğunu da düşündürüyor hepimize.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tuhaflıklar Ailesi Yollarda
John David Anderson
Türkçeleştiren: İpek Güneş Çıgay
Editör: Irmak Ertaş
Tudem Yayınları, 304 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.