İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Anılar kökleri besler

Roca’nın anlattığı hikâyede trajik sahneler, bol haykırışlı kavgalar yok. Ödeşme denen şey, daha derinden, yıllar içerisinde biriktirilmiş yüklerin evin eski zamanları anımsatan o doğal ortamında kendiliğinden ortalığa dökülmesiyle yaşanıyor.

Yazan: Özlem Toprak

Çocukken dünyamız önce evimiz kadardır. O yüzden de büyüdüğümüz o ilk evin yeri bizim için hep ayrıdır. Zamanın geçişini saat ve takvim üzerinden takip etsek de geçen yılları en çok büyüyen çocuklar ve yaşlanan yetişkinler üzerinden fark ederiz. Bütün bu zaman boyunca aile içerisinde kuşakların birbiriyle hesaplaşması ise hiç bitmez. Kendine özgü tarzıyla dünya genelinde dikkatle ve merakla takip edilen İspanyol illüstratör ve yazar Paco Roca’nın Ev (La Casa) başlıklı grafik romanı tam da bu hesaplaşmaya odaklanıyor.
Daha önce Pınar Savaş’ın çevirisiyle yine Desen Yayınlarından Kumdan Sokaklar (Les Rues de Sable) ve Kırışıklıklar (Arrugas) grafik romanları çıkan, 1969 İspanya, Valencia doğumlu Paco Roca, bu kez de Murat Tanakol’un Türkçeye kazandırdığı Ev ile bir Türkçede külliyata doğru ilerliyor. Kumdan Sokaklar’da kafası dağınık bir genç adamın, sorun ve telaşla dolu, sıradan bir günde yanlış bir sokağa saparak kaybolmasını ve bu vesileyle hayallerinin peşine düşme iradesiyle dolmasını anlatan Roca; farklı dillere yapılan çeviriler, aldığı uluslararası ödüller ve sinema uyarlamasıyla dünya genelinde tanınmasını sağlayan Kırışıklıklar’da da Alzheimer rahatsızlığı nedeniyle çocukları tarafından bir bakımevine yerleştirilen Emilio ile zamanla arkadaş olduğu diğer yaşlıların hayatlarına odaklanıyordu.

Yazlık evdeki zorunlu buluşma
İllüstratör-yazar, Ev grafik romanında da yaşlılık sürecine yoğunlaşmaya devam ediyor. Bu kez yıllarca şoförlük yaparak ailesi için elleriyle yazlık bir ev inşa eden Antonio ve çocukları ile tanışıyoruz. Yaşlı baba öldükten bir yıl sonra ev bakımsızlıktan âdeta küsmüş. Vicente, Jose ve Carla adındaki üç yetişkin kardeş, eş, sevgili ve çocuklarıyla birlikte babalarının ölümünden sonra ilk kez evi boşaltmak ve satış için elden geçirmek üzere bir araya geliyor ve anıların bugüne taşındığı bir yolculuk başlıyor.
Bir kez başlayınca ara vermeden okunan Ev, ayrıntılarla dolu yalın çizimleri ve sade, tam kararında diyaloglarla bezeli hikâyesiyle kalbe dokunuyor. Temposu hayli yavaş akan hikâye, sürükleyiciliğini ise asla kaybetmiyor. Paco Roca’nın vefat eden babasına ithaf ettiği Ev, yazarın kişisel hikâyesinden ilham alan, şefkat ve incelik dolu bir üsluba sahip. Onca sevgiye karşın yıllar geçip herkes bağımsız hayatını kurdukça kardeşlerin gerek babaları gerekse kendi aralarındaki ilişki seyrelmiş. Oysa o ev ve babanın temsil ettiği kök hep aynı yoğunlukta kalmış.
Her bir evlat babayla ilişkilerini sorgulayarak evin değişik köşelerinde, ortaya saçılmış eşyalarda, bakımsız hâle gelmiş bahçede kendi çocukluklarını hatırlarken, yas sürecinin zorluğunu da gözler önüne seriyor. Roca’nın anlattığı hikâyede trajik sahneler, bol haykırışlı kavgalar yok. Ödeşme denen şey, daha derinden, yıllar içerisinde biriktirilmiş yüklerin evin eski zamanları anımsatan o doğal ortamında kendiliğinden ortalığa dökülmesiyle yaşanıyor. Sorumluluk duygusunun ağırlığı, özgüven eksikliği ve vicdan muhasebesi karşımıza sık çıkan ruh hâlleri.
Her bir çocuğun emeğiyle inşa edilmiş olan ev, bu etkileyici çizgi romanın en önemli metaforu. Bir yandan anlatının geçtiği mekân olarak geçmişten bugüne atmosferi belirleyen ev, soyut anlamıyla da ailenin birliği ve dağılmışlığına âdeta görsel bir tanıklık ediyor. Diğer bir metafor olan incir ağacı ise çocukların bilmediği ancak babanın yakın dostu komşu Manolo’nun anlattığı, Antonio’nun yoksulluk ve sıkıntılı dolu çocukluğuna dair anıyla bambaşka bir anlam kazanıyor.

Biçimle desteklenen anlatı
Paco Roca, anlattığı hikâyeyi biçimsel tercihlerle de desteklemiş. Yatay formatta âdeta evin tuğlası şeklinde tasarlanan kitapta her sayfada farklı karelerin kimi zaman yatay kimi zaman dikey kimi zamansa yukardan aşağı, soldan sağa şeklinde farklı yönlerde ilerlediğini fark ediyoruz. Roca bazı sayfaları da birden fazla farklı okumaya imkân verecek şekilde tasarlamış.
Renklerin kullanımı da bu grafik romanın en çarpıcı özelliklerinden biri. Roca, hiçbir aşamada çizimlerin önüne geçmeyen sepya tonlu renk paletinden, farklı zaman dilimlerini vurgulamak ve hatta gerçek ile hayal farkını göstermek için yararlanmış.
Yaşlıların bir zamanlar dopdolu hayatlar yaşamış, biricik hayat hikâyelerine sahip kıymetli kişilikler olduğunu anımsatan Paco Roca, ev denilen yerin bir mekândan çok daha fazlası olduğunu ve mekâna ruhunu veren insanları hafızamızda yaşatmamız gerektiğini vurgulayan sıcacık bir anlatı. O sıcaklık bize de çok şey hatırlatacak.

Ev
Paco Roca
Türkçeleştiren: Murat Tanakol
Editör: Ayşegül Utku Günaydın
Desen Yayınları, 128 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.