İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Picasso ve resmin hikâyesi

Pablo Picasso’nun farklı dönemlerini temsil eden yapıtlarından yola çıkarak, resimlerin hikâyelerini anlatan öyküleriyle Picasso’nun Gözleri, edebiyat ve resmi incelikle buluşturan bir kitap. 

Yazan: Sema Aslan

Asuman Portakal’ın Tudem Yayınlarından çıkan kitabı Picasso’nun Gözleri, çocuk yetişkin fark etmeksizin, her okurun öykülerine kapılıp gideceği bir Picasso anlatısı. Zarif, sakin, yormayan üslubuyla (bir yanıyla detaylı bir rehber kitap da olan) Picasso’nun Gözleri, öğreten ve gösteren bir kitap değil. Elbette öğretiyor da gösteriyor da; fakat Asuman Portakal öykülerinde öylesine etkileyici ki, Picasso ve sanatı hakkında bir kitap okumakla kalmıyor, bir yazar ve bir ressamın âdeta iç içe geçen “anlatısını” okuyorsunuz; Asuman Portakal’ın edebi sesi, kitabı okurken daha sunuş yazısından itibaren hep yanınızda. Yani Picasso’nun Gözleri sadece Picasso hakkında bir kitap değil, aynı zamanda başarılı bir öykü kitabı. 

Kendisi de ressam olan ve uzun yıllar çocuklarla çalışan Asuman Portakal, Picasso gibi yapıtlarında çocukluğun kendinde gizli dehayı korumayı özellikle seçmiş, buna çabalamış bir ressamın hikâyesini, yapıtlarının izini sürerek anlatırken “çocukluk” ile dil birliği içinde kalıyor. Ressamın belli dönemlerde ürettiği en bilinen yapıtlarını, kronolojik olarak ele alan Portakal, tüm bu yapıtların hikâyesini kuruyor. Bu hikâyeler ne kadarıyla kurgu ne kadarıyla dokümanter, okur ara ara meraka kapılabilir; kitabın sonunda paylaşılan kaynakçayla bazı ipuçları da bulabilir. Fakat galiba esas olan hikâyelerin gerisindeki bilgiyi, sükûnet içinde aktaran yazar sesi. Bu ses bize hem rehberlik ediyor, adım adım, dönem dönem bir ressamın tanığı olmamıza imkân tanıyor hem de öykülerin içinde kaybolabileceğimiz bir boşluk, bir alan bırakıyor.

Kitapta ressamın beş tablosuna yakından bakan beş öykü bulunuyor. İlk öykü “Taklacı Miko”, sanatçının 1901 tarihli “Child with a Dove” resminden hareketle, ressamın Mavi Dönem eserlerinin gerisindeki hikâyeye odaklanıyor. Sanatçının hangi koşullar içinde yetiştiği, çocuk Picasso’nun kim olduğu gibi sanatının çok erken dönemine ait izleri de içeren bu öykü, Miko’nun tanıklığında şu sorulara yanıt veriyor: Picasso bu döneminde neden hüznün rengini tercih etmiş? Neden hep yoksulluğu, yalnızlığı, acı ve zorluğu konu etmiş?

Öykülerin her birinde resmin bir unsurunu konuşturan, anlatıcı olarak resmin içinden bir karakteri seçen Asuman Portakal, ikinci öyküde ressamın 1905 tarihli “Acrobat and Young Harlequin” tablosundaki genç soytarıyı konuşturuyor. Artık ünü yayılmış olan ve Pembe Dönem eserlerini vermeye başlamış olan yirmi dört yaşındaki Picasso çalışırken nasıl biri, bu öyküyle az çok öğreniyoruz. Sıklıkla kendi kendine konuşuyordur, aslında neşeli delidolu bir adamken an geliyor sinirli, gergin birine dönüşüyordur ve mıknatıs etkisi yaratan iri gözleriyle, baktığını delip geçiyordur. Fakat daha önemlisi yapabilmeye, yapmaya odaklanıyordur ve nesnelerin seslerini duyuyordur. 

Nesnelerin seslerini duymak, onların ruhunu hissetmek, dünyayla içtenlikle bağlantı kurabilmek meselesini, 1907 tarihli “Head of a Woman” resminin hikâyesinde açıkça görüyoruz. Bu defa konuşan bir Afrika maskıdır. Sanatçının Henri Matisse’le tanıştığı dönem ilgi duymaya başladığı Afrika masklarından biri olan anlatıcı mask, kabilesinin tamtamları, büyücüsü, dansı olmadan tılsımının da olmadığını düşünürken, Picasso’nun elinde bambaşka bir tılsımla donanıyor, yeniden hayat kazanıyor. 

Pablo Picasso, üretken bir sanatçı. Üretkenliği, üretiminin çokluğundan başka, sürekli hareket hâlinde olan sanat anlayışıyla da yakından ilgili. Kitaptaki öyküler, büyük ihtimalle bilinçli bir şekilde, bu geniş bakışa ve dönüştürücü yaklaşıma da örnek olacak eserler üzerinden akıyor. Kitabın adının Picasso’nun Gözleri olması, sanatçının etkileyici iri gözlerine olduğu kadar, etkileyici bakışına da bir gönderme.

Picasso’nun nesneye ve malzemeye bakışıyla ilgili önemli bir detay, “Picasso’nun Fırçası” öyküsünde gizli. Picasso’nun fırçasının konuştuğu ve çok ünlü eseri Guernica’yı anlatan öyküde, ressamın ağzından nesneye ve figüre bakışını açıkça öğreniyoruz. Guernica’yı ortadan kaldıran bombaların acısını, dehşetini sanatına yansıtan ve sanatıyla anlatan Picasso, tablosundaki atı, boğayı ve diğer nesneleri soran Dora Maar’a, resminde nesneleri oldukları gibi kullandığını söylüyor; onların ne ifade ettikleriyle ilgilenmediğini belirtiyor, resim yapmak için resim yapıyorum diyor.

“Claude, Two Years Old, and His Hobby Horse”, ressamın ilk evliliğinden olan oğlu ile onun tahta atını resmettiği yapıtı. Bu öyküde de tahta at konuşuyor. Öyküyle ressamın çocukluk ettiği anlara, resminde çocuk dehasını koruma çabasına tanık oluyoruz. 

Kitabı okurken, her bir öyküden sonra, öykünün dayandığı resme dönüp bakma ihtiyacı duyuyorsunuz. Bir defada hızlıca değil, öyküleri birer birer okuyarak, resimlere uzun uzun bakarak okunacak bir kitap Picasso’nun Gözleri. En sonunda ressamın ağzından hayat hikâyesinin de anlatıldığı bölümle kapanan kitap, keşke daha çok öyküyle daha çok resim yan yana gelseydi duygusu veriyor.

 

 

Picasso’nun Gözleri
Asuman Portakal
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 72 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.