İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Satırarasına gizlenmiş masallar

Ana karakterimiz Jacky Marrone sıra dışı bir tipleme. Sahip olduğu özellikler metni eğlenceli hâle getiriyor ve yazarın mizah dolu tarzıyla birlikte ortaya keyifli bir okuma atmosferi çıkıyor.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Sıradan bir dedektif öyküsü dinlemek istiyorsanız en baştan uyarılmanızda fayda var: Bu kitap kesinlikle size göre değil. Bir kere bu dedektif insan değil, bir tilki, hatta Bay Tilki. Kendisi Fırın Caddesi 85 numaradaki yepyeni ofisinde dedektifliğinin zirvesindeyken ilk işini almak için sabırsızlanıyordur. Çok geçmeden beklediğine kavuşacaktır. Kapıdan içeri, boynunda yaşlı bir adamla bir tavuğun fotoğrafı olan madalyon asılı bir kadın girer ve Aurelia’nın, dünyanın en değerli tavuğunun çalındığını söyler. Dedektifimiz Jacky Marrone, ilk işinde bir kümes hayvanının peşine düşmek konusunda kararsızdır, ancak etrafına şöyle bir bakar: Katlanan çalışma masası, özel bir dedektif çantası, bardaklıklı müşteri koltuğu… tüm bunlara epey bir harcama yapmıştır ve artık biraz para kazansa fena olmayacaktır. 

Böylece derhâl çalışmaya başlar ve objeleri 300 kat büyütme özellikli, olağanüstü güçlü casus gözlüğünü çıkarıp iz sürmeye koyulur. Ve takibin sonucunda kendisini Bay Stilzchen’in rehin dükkânında bulur. Burada cam vitrinlerin içinde vazolar, kupalar, tabaklar, saatler, şamdanlar, dürbünler, resim çerçeveleri, yumurtalar, azı dişleri vardır ve hepsi de altındandır. Üstelik Pankek Kardeşler de bu dükkâna girip çıkıyordur; uluslararası suçluların pis işlerini yaptırmak için kullandıkları aptal mı aptal Pankek Kardeşler. Jacky Marrone bu gizemin peşine düşmeye karar verir ve kendisine yardım etmesi için arkadaşı Alice’e başvurur. Onun meşhur büyütücü kurabiyelerine ve küçültücü iksirlerine ihtiyacı olacaktır. Bay Tilki, kayıp tavuğun peşinde maceradan maceraya koşarken bir sürü de tehlike atlatır. Üstelik hikâyenin sonunda hiç beklemediği bir gerçekle yüzleşecektir. 

Klasik bir dedektif hikâyesi kurgusuna sahipmiş gibi gözükse de karakterleriyle farklılaşan bir öykü bu. Ana karakterimiz Jacky Marrone sıra dışı bir tipleme. Sahip olduğu özellikler metni eğlenceli hâle getiriyor ve yazarın mizah dolu tarzıyla birlikte ortaya keyifli bir okuma atmosferi çıkıyor. Bununla birlikte dedektifin görev sırasında kullandığı ve illüstrasyonlar eşliğinde görsellik kazanan aletler de bir hayli ilgi çekici, üstelik isimleri de bir o kadar yaratıcı. Takibi zorlaştırmayan, kısa cümleler ve sık diyaloglar okuma güçlüğü çeken okurlar için de birebir. 

Tüm bunlar, çocuğun gözünden bakıldığında ortaya eğlenceli bir tablo çıkarıyor ve tercih edilebilir bir okuma serüvenine sebep oluyor. Yetişkin bakış açısıyla yapılacak bir değerlendirmede, söz konusu eserde dâhiyane bir kurgusal altyapı olduğundan bahsedemesek de satır aralarına gizlenmiş birkaç ayrıntı merak uyandırıyor. Esasında kitapta pek çok gönderme var, ancak bunun Türk okura geçip geçmediğinden emin olamadım. Örneğin Bay Tilki’nin tavuğu kaybolan müşterisi Bayan Bolte. Burada yazar, Alman edebiyatının klasiklerinden Wilhelm Busch imzalı Max ve Moritz kitabına gönderme yapıyor. Max ve Moritz 1865 yılında yayımlanmıştır ve kısaca değinmek gerekirse Max ve Moritz adlı iki küçüğün, yetişkinlere yaptıkları kötü şakaları anlatan kafiyeli yazılmış yedi öyküyü anlatır. Genel olarak alışık olduğumuz çocuk kitaplarına benzemez, pek çok vahşi unsur barındırır. İşte bu kitapta Max ve Moritz, Dul Bolte’nin tavuklarını öldürür. Dolayısıyla Jacky Marrone’deki Bolte karakteri de buradan esinlenilerek yazılmıştır. Ancak bu detay, Türkçe baskıda maalesef göz ardı edilmek durumunda kalmış. Bunun dışında metinde Alice Harikalar Diyarında, Grimm Masalları gibi çok daha bilindik atıflar da mevcut. Ancak örneğin rehin dükkânının sahibi Bay Stilzchen göndermesi de yine gözden kaçıyor. Rehinciye ismini veren masal, Grimm Kardeşlerin Rumpelstilzchen isimli masalı. Bunun hikâyesi de şu şekilde: Değirmencinin biri, kızının samanı altına çevirebildiğini ve onun kralla evlenmesini istediğini söyler. Bunun üzerine kral, değirmencinin kızını huzuruna çağırır, sabaha kadar saman dolu bir odayı altınla doldurmasını emreder, aksi takdirde öldürülecektir. Kız çaresiz bir şekilde beklerken bir cüce çıkagelir. Cüce gerdanlığına karşılık kızın istediğini yapar ve odadaki tüm samanı altına çevirir. İkinci gece kral yine aynı şeyi ister. Cüce yine kıza yardım eder ama bu kez yüzüğünü alır. Üçüncü gece de kralın isteği değişmez. Ancak bu kez cüce bunun karşılığında değirmencinin kızından doğacak ilk çocuğunu ister… 

Bu göndermelerin ne kadarı okura aktarılmak istendi -ya da istenmedi- veya buna gerek görülmedi mi, tahmin etmek güç; ama kitap çevirisinin aynı zamanda bir kültür adaptasyonu olduğu düşünülürse, bana kalırsa bu hususa da dikkat edilmeliydi. Çözüm metin içinde bulunamıyorsa, bu atıfların anlaşılmasını sağlamak için metnin sonuna eklenecek bir masal bölümü de ilgi çekici olabilirmiş. 

Tüm bunların dışında metinde bazı söz dizimi hataları mevcut, olası bir ikinci baskıda tekrar gözden geçirilmesi gerektiği için bunu da belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Tüm bu detaylar bir yana bırakılırsa Jacky Marrone serisinin ilk kitabı Altın Pençe’nin Peşinde kitabı için çocuk okurlar açısında keyifli bir dedektif hikâyesi ve macera kitabı diyebiliriz.

 

 

 

Jacky Marrone – Altın Pençe’nin Peşinde
Franziska Biermann
Türkçeleştiren: Süheyla Kaya
Hep Kitap, 119 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.