İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Bir robot hikâyesinden daha fazlası

Yeteri kadar gizem, heyecan ve aksiyon barındıran, okuması keyifli bir roman olan Teneke, içinde robotlar olmasına rağmen basbayağı bir dostluk, yoldaşlık hikâyesi.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Görüşmeyeli, Kocabaş ve ekibin geri kalan üyeleriyle beraber köye taşındık. Bu yeni hayatımızda artık kapıya gelen kargo görevlileri yok. Kargoları şehre indikçe toptan alıyoruz. Gerçi Kocabaş ve arkadaşları havlayacak bir şeyler yine buluyorlar. Bense köy hayatında bedensel çalışmanın ve işlerin hiç bitmediğini yaşayarak öğreniyorum. Tamam doğayla baş başa, sessiz ve huzurlu bir hayat bu; ama insan içten içe “acaba bahçeyi sulayan, sebze tarhlarını kazan, gübre atan, ağaç budayan, odun kesen küçük robotlar olsa fena mı olurdu yani,” diye düşünmekten de kendini alamıyor. Elimde balta odun kırarken başta Kocabaş olmak üzere bütün evladı hayvanat kuyruk sallayarak bahçe kapısına yığılıyor. Anlıyorum ki eşim şehirden dönmüş. Kitaplarımı da gitmişken aldığını bildiğim için keyfim yerine geliyor. O kadar ki heyecandan sallayacak kuyruğum olmadığına hayıflanıyorum.

Kitapların içinde belki de en ilgimi çeken, benim yorgunluk hayallerimi süsleyen konusuyla Pádraig Kenny’nin yazdığı Teneke oluyor. Ne de olsa bir robot hikâyesi. Fakat romanı okudukça bu robot hikâyesinin aslında salt bir robot hikâyesi olmadığını da kavrıyorum.

Roman, robot teknolojisinin, bir robota ruh verilebileceği kadar geliştiği ve çok sıkı mekanik yasalarla robot yapımının denetlendiği bir dönemde geçiyor. Yalnızca kayıtlı ve ruhsatlı mühendislerin mekaniklere can vermeye yetkisi vardır. Bu arada kadınların ruhsatlı mühendis olmalarının yasak olduğunu da hemen ekleyeyim. “Düzgün” diye tabir edilen gerçek insan boyutlarında ve en az onun kadar “düzgün” mekaniklere can ve ruh vermek yasaklanmıştır. Mekaniklere can verilse bile, “ruh üflenmesi” kesinlikle yasaktır. Görünen o ki Kenny’nin tahayyül ettiği bu dünyada insanlık, robotlardan çok haz etmemekte ve onları kesinlikle iş için kullanmaktadır. 

Kahramanımız Christopher da kaçak robot çocuklar yapan, ruhsatsız ve tahsilsiz mühendis Bay Absalom’un yanında çalışıyordur. Adam o kadar eğitimsiz ve o kadar özensiz bir mühendistir ki ıvır zıvırlarla yaptığı Jack, Tombul Rob, Manda ve Gripper gibi metalik çocuklar derme çatma ve sürekli bir uzuvları ya düşen yahut iyi iş görmeyen robotlardır. Christopher “düzgün” bir insan olarak, bu mekanik dostları için üzülür. Ta ki romanın başlarında yaşanan talihsiz bir kazanın korkunç bir gerçeği açığa çıkarmasına dek. Anlaşılan Christopher da bir mekaniktir, hem de uzun süredir imal edilmeyen kusursuz bir Cormier modelidir.

Bu kazayı işiten Teşkilat, hemen olay yerine iki müfettiş gönderir. Müfettişler Christopher’ı alıp götürürler. İşte roman da asıl burada başlar. Jack, Tombul Rob, Manda ve Grapper, Bay Absolum’u hiç dinlemeden, mühendis olma hayalleriyle yanan Estelle’i de alarak Teşkilat’ın elinden Christopher’ı kurtarmak için yollara düşerler.

Bu yolculuk, tıpkı edebiyat tarihinin pek çok yolculuk hikâyesinde, mesela Oz Büyücüsü ve Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi kahramanlarımızın kim olduklarını, hatta insan olmanın anlamını ve dostluğun önemini keşfettikleri bir serüven olacaktır. Elbette bütün dönüşler yuvayadır. Fakat yoldan dönenler artık yola çıkanlar değildir, değişmişlerdir.

Roman aslında sürükleyiciliğini iki koldan ilerlemesinden alıyor. Bir tarafta Christopher’ı aramak için yola düşen mekanik yoldaşlar ve kendilerine yardımcı olması için ikna etmeye çalıştıkları mühendis
Cormier; öte taraftaysa aslında Teşkilat’ın değil de Cormier’in rakibi Blake’in eline düşmüş Christopher’ın esareti. Bu sayede bölümlerin sürükleyiciliği artarken, her bölümde de hikâyenin geneli biz okurların kafasında daha bir netlik kazanıyor.

Hikâyenin sonunu ve okurun kendisinin çözmek isteyeceği gizemleri hiç açık etmeden şunu söyleyebiliriz ki romanın sonunda dünya daha iyi bir dünya olmuyor. Yani robotların genel kabul gördüğü veya kadınların yeniden mühendislik eğitimi almaya başladığı söylenemez. Fakat bütün bu yaşananlar, hatta bazı kayıplar ve unutulmayacak tecrübeler kahramanlarımızın dostluk bağlarını daha sıkı ve sağlam örüyor. Neticede onlar hiçbir koşulda birbirlerinden vazgeçmeyen, birbirleri için her türlü tehlikeye atılan, kahramanlıkları sınanmış ve tescil edilmiş birer kahramanlar.

Yeteri kadar gizem, heyecan ve aksiyon barındıran, okuması keyifli bir roman olan Teneke, içinde robotlar olmasına rağmen basbayağı bir dostluk, yoldaşlık hikâyesi. Çünkü robot yerine bir köpek, bir oyuncak, bir sınıf arkadaşı da olabilirdi kahramanlar, hiç fark etmez, neticede dost, dosttur. Ve aslında dostluk ancak sınandığında, bir takım badireleri atlattığında, sorumlukları ve yükümlülükleri yerine getirildiğinde sahici bir dostluktur. Tıpkı Kocabaş ile benim dostluğumuz gibi.

Ama romanı bitirdikten sonra düşünüyorum da Allah muhafaza Kocabaş’ı kaybetsem, onun yerine tıpkı ona benzeyen, onun ruhunun üflendiği kendisi gibi “düzgün” bir köpeğe sahip olmak ister miydim? Yahut da öyle bir mekanik Kocabaş, asıl Kocabaş’ın yerini tutar mıydı? Hiç sanmıyorum. 

Teneke
Pádraig Kenny
Türkçeleştiren: Murat Padar
İthaki Çocuk, 344 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.