İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Hakikatin peşindeki hikâye

Parmenides’den günümüze sadece belli bölümleri kalan “Doğa Üstüne” şiirinden hareketle yaratılan bu hikâye için, Louise Guillemot, Phoebe’nin ağzından mizah yüklü sıcacık bir dil yaratmış.

Yazan: Karin Karakaşlı

Kitap serileri, farklı parçalardan oluşturdukları özgün külliyatla hep hediye sayılır. Metis Yayınlarının -her geçen yıl yeni kitaplarla gelişen- “Küçük Filozoflar” serisi de işte tam böylesi bir hediye. Bugüne kadar aralarında Albert Einstein, Sokrates, Jean-Jacques
Rousseau, Nietzsche,
Descartes, Newton, Galileo, Hannah Arendt’in de bulunduğu pek çok düşünürü, genç okurlarla buluşturan “Küçük Filozoflar”, felsefe ve edebiyat tutkunu her yaştan okuru da cezbeden özel bir çalışma. Louise Guillemot’nun hikâyesine, Lauranne Quentric’in sıcacık, renkli çizimlerinin eşlik ettiği, serinin yirmi sekizinci kitabı Parmenides ve Güneş’in Kızı (Parménide et la fille du Soleil)’nı oyunbazlık gereken yerlerdeki mükemmel buluşlarla dolu çevirisiyle Siren İdemen Türkçeye kazandırmış.

Elea Okulu’nun kurucusu sayılan Parmenides (M.Ö. 515-445), felsefe tarihinde doğru ile sanıyı birbirinden keskin biçimde ayıran ilk rasyonalist filozof olarak kabul ediliyor. İtalya’nın güneyinde o dönem bir Yunan koloni kenti olan Elea’da soylu bir ailenin oğlu olarak doğan Parmenides’e göre her şey ezeli, ebedi ve birdir. Yoktan varlık, varlıktan da yokluk meydana gelmez. Gerçeklik ve düşünceyi özdeşleştiren Parmenides, kavramlar dünyasının kapısını açmıştır.

Tanrıçanın anlattığı masal

Parmenides ve Güneş’in Kızı, işte bu büyük düşünürü ve kavrayış dünyasını çocuklarla tanıştırıyor. Louise Guillemot, bu noktada yaratıcı bir ters köşeye başvurarak, anlatıcı ses olarak sözü doğrudan Güneş’in Kızı Phoebe’ye bırakmış. Güneş Tanrısı babası Helios ile kız kardeşleri Merope, Helia, Aetheria ve Dioksippe ile birlikte denizin açıklarındaki Gece Sarayı’nda yaşayan Phoebe, masalların başındaki “Bir varmış, bir yokmuş” tekerlemesini sorgulayarak başlıyor söze. Onun gönlü “daima-olan” bir şeyi bulmakta. Çok parlak bir ışık yaydıkları için bütün zamanlarını sarayda bir nevi tutsak olarak geçiren bu kız kardeşler içerisinde doğal merakı ile kaderine isyan eden Phoebe, Ay’ın gardırobundan bir görünmezlik örtüsü çalıyor ve ışığını gizleyerek dünya üzerindeki macerasına başlıyor.

Güneş’in Kızı’nın dünyaya ve insanlığa dair izlenimleri son derece çarpıcı: “Düşünsene, günün birinde, insanlar uyanıyor, evlerinden çıkıyor, konuşuyor, birbirlerine hikâyeler anlatıyor, geceleyin gökyüzünü seyrederek hayallere dalıyorlar. Ertesi gün, evlerinden kovuluyorlar, harabelerinin üzerine saraylar inşa ediliyor. Ya da birileri çıkıyor, ciddi bir sesle, savaşa gitmek gerektiğini söylüyor, yerlerinden yurtlarından uzaklara… Evler boşalıyor. Savaş onların topraklarına geliyor ve ev mev kalmıyor. Bir gün var olan, ertesi gün yok oluyor. İnsanlar hafızayı icat etmiş, ama durmadan unutuyorlar… Bugün burada olanların dün olmadığı, yarın da olmayacağı bu dünya ne biçim bir yer?”

Yolculuğunun bir aşamasında Elea kentine ayak basan Güneş’in Kızı, burada kendisine rehberlik etmesini isteyen genç Parmenides ile karşılaşıyor. Yolculuğa birlikte devam eden ikili, İyonya’da ozanları dinliyor, evrenin nasıl doğduğunu tartışan felsefecilere kulak kabartıyor. Kafası karışık bu insanları hayaletlere benzeten Phoebe, bütün bu arayıştaki cesaret ve ahenkten etkileniyor. Sonunda da Parmenides’i aradıkları yanıtı bulmak ümidiyle Gündüz ve Gece yollarının kapısına, Adalet tanrıçası Dike’nin diyarına getiriyor. Onlara “Olan” ve “Olmayan” adlı iki yolu gösteren Tanrıça, genç Parmenides’e şöyle sesleniyor: “Ben konuştukça Hakikat’in kalp atışlarını duyacaksın. İnsanların birbirine anlattığı binlerce hikâyenin tek kalbi bu.” 

Şimdi’nin kalp atışları

Phoebe ve Parmenides hakikatin kalbine, en büyük gizeme ortak kılınıyor: “‘Biz’ bazen gözden kayboluruz, ‘olan’ asla kaybolmaz. ‘Olan’ ezelden beri ve sonsuza dek şimdidir. Onun dışında hiçbir şey yoktur. O hiçbir zaman doğmadı ve hiçbir zaman ölmeyecek. Ne başlangıcı ne de sonu vardır, tamamlanmış mükemmel bir küre gibidir, ne bir şey eklenebilir ona, ne de bir şey çıkarılabilir ondan. Ne erkencidir ne de gecikir. Olmak hep dakiktir…”

Parmenides’den günümüze sadece belli bölümleri kalan “Doğa Üstüne” şiirinden hareketle yaratılan bu hikâye için, Louise Guillemot, Phoebe’nin ağzından mizah yüklü sıcacık bir dil yaratmış. Tiyatrolara kukla dekor hazırlayan Lauranne Quentric ise bu kitap için çizimlerini ipekten üretilen Hint kâğıdına yapmış. Dolayısıyla elimizde her kelime ve çizgisiyle çocuğu merkeze oturtmuş özel bir kitap var. Adalet ve hakikat arayışına en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda Parmenides ve Güneş’in Kızı, her çocuğun içindeki doğal ışığı ortaya çıkaracak. 

Parmenides ve Güneş’in Kızı
Louise Guillemot
Resimleyen: Lauranne Quentric
Türkçeleştiren: Siren İdemen
Metis Yayınları, 64 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.